"كذلك" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 126 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Tâhâ 87. Ayet (20:87:13) فَكَذٰلِكَ فكذلك fe-keżâlike aynı şekilde ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”
2 Fâtır 28. Ayet (35:28:7) كَذٰلِكَۜ كذلك keżâlik(e) böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
3 Duhân 28. Ayet (44:28:1) كَذٰلِكَ۠ كذلك keżâlik(e) işte böyle oldu ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
4 Bakara 73. Ayet (2:73:4) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
5 Bakara 113. Ayet (2:113:16) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
6 Bakara 118. Ayet (2:118:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.
7 Bakara 167. Ayet (2:167:13) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
8 Bakara 187. Ayet (2:187:59) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
9 Bakara 191. Ayet (2:191:23) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyledir ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
10 Bakara 219. Ayet (2:219:20) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63]
11 Bakara 242. Ayet (2:242:1) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.
12 Bakara 266. Ayet (2:266:29) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75]
13 Âl-i İmran 40. Ayet (3:40:13) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike öyle (ama) ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi.
14 Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:28) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
15 Nisâ 94. Ayet (4:94:27) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle idiniz ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
16 Mâide 89. Ayet (5:89:39) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
17 En'am 108. Ayet (6:108:13) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
18 En'am 122. Ayet (6:122:19) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte öyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
19 En'am 125. Ayet (6:125:21) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.
20 En'am 148. Ayet (6:148:15) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike öyle (demişlerdi) ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
21 A'raf 32. Ayet (7:32:22) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
22 A'raf 57. Ayet (7:57:25) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.
23 A'raf 58. Ayet (7:58:13) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte biz böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.[220]
24 A'raf 101. Ayet (7:101:18) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
25 A'raf 163. Ayet (7:163:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234]
26 Yunus 12. Ayet (10:12:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
27 Yunus 13. Ayet (10:13:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
28 Yunus 24. Ayet (10:24:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
29 Yunus 33. Ayet (10:33:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
30 Yunus 39. Ayet (10:39:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
31 Yunus 74. Ayet (10:74:0) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
32 Yunus 103. Ayet (10:103:0) كَذٰلِكَۚ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
33 Yusuf 24. Ayet (12:24:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
34 Yusuf 75. Ayet (12:75:9) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
35 Yusuf 76. Ayet (12:76:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
36 Ra'd 17. Ayet (13:17:23) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.
37 Ra'd 17. Ayet (13:17:39) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.
38 Ra'd 30. Ayet (13:30:1) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.”
39 Hicr 12. Ayet (15:12:1) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.[296]
40 Nahl 31. Ayet (16:31:12) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır.
41 Nahl 33. Ayet (16:33:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike öyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
42 Nahl 35. Ayet (16:35:22) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
43 Nahl 81. Ayet (16:81:20) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
44 Kehf 91. Ayet (18:91:1) كَذٰلِكَۜ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
45 Meryem 9. Ayet (19:9:2) كَذٰلِكَۚ كذلك keżâlike öyledir ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”[338]
46 Tâhâ 99. Ayet (20:99:1) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
47 Tâhâ 126. Ayet (20:126:2) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike nasıl ki ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.
48 Enbiyâ 29. Ayet (21:29:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden her kim, “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
49 Hacc 36. Ayet (22:36:23) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike işte böyle ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
50 Hacc 37. Ayet (22:37:11) كَذٰلِكَ كذلك keżâlike böylece ذَٰلِكَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.