| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 73. Ayet (2:73:4) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. | |||||
| 2 | Bakara 113. Ayet (2:113:16) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir. | |||||
| 3 | Bakara 118. Ayet (2:118:11) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. | |||||
| 4 | Bakara 143. Ayet (2:143:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 5 | Bakara 167. Ayet (2:167:13) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. | |||||
| 6 | Bakara 187. Ayet (2:187:59) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 7 | Bakara 191. Ayet (2:191:23) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. | |||||
| 8 | Bakara 219. Ayet (2:219:20) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 9 | Bakara 242. Ayet (2:242:1) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. | |||||
| 10 | Bakara 266. Ayet (2:266:29) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 11 | Âl-i İmran 40. Ayet (3:40:13) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | öyle (ama) | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 47. Ayet (3:47:11) | كَذٰلِكِ | كذلك | keżâliki | böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:28) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 14 | Nisâ 94. Ayet (4:94:27) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle idiniz | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 15 | Mâide 89. Ayet (5:89:39) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 16 | En'am 53. Ayet (6:53:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? | |||||
| 17 | En'am 55. Ayet (6:55:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 18 | En'am 75. Ayet (6:75:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı[181] gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. | |||||
| 19 | En'am 84. Ayet (6:84:19) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 20 | En'am 105. Ayet (6:105:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve işte böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.[189] | |||||
| 21 | En'am 108. Ayet (6:108:13) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 22 | En'am 112. Ayet (6:112:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 23 | En'am 122. Ayet (6:122:19) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte öyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 24 | En'am 123. Ayet (6:123:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar. | |||||
| 25 | En'am 125. Ayet (6:125:21) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. | |||||
| 26 | En'am 129. Ayet (6:129:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. | |||||
| 27 | En'am 137. Ayet (6:137:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve yine | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. | |||||
| 28 | En'am 148. Ayet (6:148:15) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | öyle (demişlerdi) | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 29 | A'raf 32. Ayet (7:32:22) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 30 | A'raf 40. Ayet (7:40:21) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler![215] Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. | |||||
| 31 | A'raf 41. Ayet (7:41:8) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. | |||||
| 32 | A'raf 57. Ayet (7:57:25) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz. | |||||
| 33 | A'raf 58. Ayet (7:58:13) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte biz böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.[220] | |||||
| 34 | A'raf 101. Ayet (7:101:18) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 35 | A'raf 152. Ayet (7:152:0) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte biz böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. | |||||
| 36 | A'raf 163. Ayet (7:163:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234] | |||||
| 37 | A'raf 174. Ayet (7:174:0) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 38 | Yunus 12. Ayet (10:12:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. | |||||
| 39 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 40 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 41 | Yunus 33. Ayet (10:33:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir. | |||||
| 42 | Yunus 39. Ayet (10:39:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu. | |||||
| 43 | Yunus 74. Ayet (10:74:0) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. | |||||
| 44 | Yunus 103. Ayet (10:103:0) | كَذٰلِكَۚ | كذلك | keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız. | |||||
| 45 | Hûd 102. Ayet (11:102:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte böyledir | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. | |||||
| 46 | Yusuf 6. Ayet (12:6:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 47 | Yusuf 21. Ayet (12:21:15) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | ve böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. | |||||
| 48 | Yusuf 22. Ayet (12:22:7) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | işte böyle | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 49 | Yusuf 24. Ayet (12:24:11) | كَذٰلِكَ | كذلك | keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. | |||||
| 50 | Yusuf 56. Ayet (12:56:1) | وَكَذٰلِكَ | وكذلك | ve keżâlike | böylece | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||