| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 109. Ayet (2:109:11) | كُفَّارًاۚ | كفارا | kuffâran | kafirler olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 2 | Bakara 161. Ayet (2:161:6) | كُفَّارٌ | كفار | kuffârun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. | |||||
| 3 | Bakara 276. Ayet (2:276:10) | كَفَّارٍ | كفار | keffârin | inkarcıları | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, faiz malını mahveder, sadakaları[78] ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 91. Ayet (3:91:6) | كُفَّارٌ | كفار | kuffârun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. | |||||
| 5 | Nisâ 18. Ayet (4:18:19) | كُفَّارٌۜ | كفار | kuffâr(un) | kafir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 6 | Mâide 45. Ayet (5:45:21) | كَفَّارَةٌ | كفارة | keffâratun | keffaret olur | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 7 | Mâide 57. Ayet (5:57:18) | وَالْكُفَّارَ | والكفار | vel-kuffâra | ve kafirlerden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 8 | Mâide 89. Ayet (5:89:12) | فَكَفَّارَتُهُٓ | فكفارته | fe-keffâratuhu | bunun keffareti | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 9 | Mâide 89. Ayet (5:89:33) | كَفَّارَةُ | كفارة | keffâratu | keffareti | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 10 | Mâide 95. Ayet (5:95:29) | كَفَّارَةٌ | كفارة | keffâratun | keffareti | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 11 | Tevbe 68. Ayet (9:68:0) | وَالْكُفَّارَ | والكفار | vel-kuffâra | ve kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır. | |||||
| 12 | Tevbe 73. Ayet (9:73:0) | الْكُفَّارَ | الكفار | l-kuffâra | kafirlerle | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası! | |||||
| 13 | Tevbe 120. Ayet (9:120:0) | الْكُفَّارَ | الكفار | l-kuffâra | kâfirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. | |||||
| 14 | Tevbe 123. Ayet (9:123:0) | الْكُفَّارِ | الكفار | l-kuffâri | kafirler- | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. | |||||
| 15 | Ra'd 42. Ayet (13:42:15) | الْكُفَّارُ | الكفار | l-kuffâru | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 16 | İbrahim 34. Ayet (14:34:15) | كَفَّارٌ۟ | كفار | keffâr(un) | çok nankördür | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. | |||||
| 17 | Zümer 3. Ayet (39:3:33) | كَفَّارٌ | كفار | keffâr(un) | nankör | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. | |||||
| 18 | Muhammed 34. Ayet (47:34:11) | كُفَّارٌ | كفار | kuffârun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. | |||||
| 19 | Fetih 29. Ayet (48:29:8) | الْكُفَّارِ | الكفار | l-kuffâri | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 20 | Fetih 29. Ayet (48:29:44) | الْكُفَّارَۜ | الكفار | l-kuffâr(a) | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 21 | Kaf 24. Ayet (50:24:5) | كَفَّارٍ | كفار | keffârin | nankörü | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 24,25. (Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!” | |||||
| 22 | Kamer 43. Ayet (54:43:1) | اَكُفَّارُكُمْ | اكفاركم | ekuffârukum | sizin kafirleriniz mi? | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? | |||||
| 23 | Hadîd 20. Ayet (57:20:17) | الْكُفَّارَ | الكفار | l-kuffâra | ekincilerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. | |||||
| 24 | Mümtehine 10. Ayet (60:10:19) | الْكُفَّارِۜ | الكفار | l-kuffâr(i) | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539] | |||||
| 25 | Mümtehine 11. Ayet (60:11:7) | الْكُفَّارِ | الكفار | l-kuffâri | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer eşlerinizden biri kâfirlere kaçar[540] ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve inandığınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 26 | Mümtehine 13. Ayet (60:13:17) | الْكُفَّارُ | الكفار | l-kuffâru | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş[542] bir toplumu dost edinmeyin. | |||||
| 27 | Tahrim 9. Ayet (66:9:5) | الْكُفَّارَ | الكفار | l-kuffâra | kafirlerle | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! | |||||
| 28 | Nûh 27. Ayet (71:27:10) | كَفَّارًا | كفارا | keffârâ(n) | inkarcı | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.” | |||||
| 29 | Mutaffifîn 34. Ayet (83:34:5) | الْكُفَّارِ | الكفار | l-kuffâri | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler. | |||||
| 30 | Mutaffifîn 36. Ayet (83:36:3) | الْكُفَّارُ | الكفار | l-kuffâru | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı? | |||||