| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 31. Ayet (2:31:4) | كُلَّهَا | كلها | kullehâ | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. | |||||
| 2 | Bakara 265. Ayet (2:265:17) | اُكُلَهَا | اكلها | ukulehâ | ürününü | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:9) | كُلِّه۪ۚ | كله | kullihi | hepsine | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:32) | كُلَّهُ | كله | kullehu | bütünüyle | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 183. Ayet (3:183:13) | تَأْكُلُهُ | تأكله | te/kuluhu | yiyeceği | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” | |||||
| 6 | Nisâ 161. Ayet (4:161:6) | وَاَكْلِهِمْ | واكلهم | ve eklihim | ve yemelerinden ötürü | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 7 | Mâide 62. Ayet (5:62:8) | وَاَكْلِهِمُ | واكلهم | ve eklihimu | ve yemede | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! | |||||
| 8 | Mâide 63. Ayet (5:63:8) | وَاَكْلِهِمُ | واكلهم | ve eklihimu | ve yemelerini | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! | |||||
| 9 | En'am 141. Ayet (6:141:11) | اُكُلُهُ | اكله | ukuluhu | ürünleri | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.[196] Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü)[197] verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. | |||||
| 10 | Enfal 39. Ayet (8:39:0) | كُلُّهُ | كله | kulluhu | tamamen | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. | |||||
| 11 | Tevbe 33. Ayet (9:33:0) | كُلِّه۪ۙ | كله | kullihi | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. | |||||
| 12 | Yunus 99. Ayet (10:99:0) | كُلُّهُمْ | كلهم | kulluhum | hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? | |||||
| 13 | Hûd 123. Ayet (11:123:8) | كُلُّهُ | كله | kulluhu | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 14 | Yusuf 13. Ayet (12:13:9) | يَأْكُلَهُ | يأكله | ye/kulehu | onu yer | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babaları, “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” | |||||
| 15 | Yusuf 14. Ayet (12:14:3) | اَكَلَهُ | اكله | ekelehu | onu yerse | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. | |||||
| 16 | Yusuf 17. Ayet (12:17:11) | فَاَكَلَهُ | فاكله | fe-ekelehu | onu yemiş | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. | |||||
| 17 | Yusuf 43. Ayet (12:43:8) | يَأْكُلُهُنَّ | يأكلهن | ye/kuluhunne | bunları yiyor | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kral, “Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi. | |||||
| 18 | Yusuf 46. Ayet (12:46:9) | يَأْكُلُهُنَّ | يأكلهن | ye/kuluhunne | yiyorlar | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. | |||||
| 19 | Ra'd 35. Ayet (13:35:10) | اُكُلُهَا | اكلها | ukuluhâ | meyvesi | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir. | |||||
| 20 | İbrahim 25. Ayet (14:25:2) | اُكُلَهَا | اكلها | ukulehâ | meyvesini | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. | |||||
| 21 | Hicr 30. Ayet (15:30:3) | كُلُّهُمْ | كلهم | kulluhum | hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. | |||||
| 22 | Kehf 33. Ayet (18:33:4) | اُكُلَهَا | اكلها | ukulehâ | yemişini | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. | |||||
| 23 | Meryem 95. Ayet (19:95:1) | وَكُلُّهُمْ | وكلهم | ve kulluhum | ve onların hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. | |||||
| 24 | Tâhâ 56. Ayet (20:56:4) | كُلَّهَا | كلها | kullehâ | hepsini | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. | |||||
| 25 | Ahzab 51. Ayet (33:51:26) | كُلُّهُنَّۜ | كلهن | kulluhun(ne) | hepsinin | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 26 | Yâsîn 36. Ayet (36:36:5) | كُلَّهَا | كلها | kullehâ | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. | |||||
| 27 | Sâd 58. Ayet (38:58:3) | شَكْلِه۪ٓ | شكله | şeklihi | ona (azaba) benzer | ش ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. | |||||
| 28 | Sâd 73. Ayet (38:73:3) | كُلُّهُمْ | كلهم | kulluhum | hepsi | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. | |||||
| 29 | Zuhruf 12. Ayet (43:12:4) | كُلَّهَا | كلها | kullehâ | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 30 | Fetih 28. Ayet (48:28:11) | كُلِّه۪ۜ | كله | kullih(i) | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 31 | Kamer 42. Ayet (54:42:3) | كُلِّهَا | كلها | kullihâ | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. | |||||
| 32 | Saf 9. Ayet (61:9:11) | كُلِّه۪ | كله | kullihi | bütün | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. | |||||
| 33 | Hâkka 37. Ayet (69:37:2) | يَأْكُلُهُٓ | يأكله | ye/kuluhu | onu yemez | أ ك ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu günahkârlardan başkası yemez.” | |||||