| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1350 | İbrahim 44. Ayet (14:44:24) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” | |||||
| 1351 | İbrahim 45. Ayet (14:45:8) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” | |||||
| 1352 | İbrahim 45. Ayet (14:45:13) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” | |||||
| 1353 | Hicr 20. Ayet (15:20:2) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. | |||||
| 1354 | Hicr 22. Ayet (15:22:8) | فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ | فاسقيناكموه | fe-eskaynâkumûhu | böylece sizi suladık | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.[297] | |||||
| 1355 | Hicr 24. Ayet (15:24:4) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. | |||||
| 1356 | Hicr 52. Ayet (15:52:8) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. | |||||
| 1357 | Hicr 57. Ayet (15:57:3) | خَطْبُكُمْ | خطبكم | ḣatbukum | işiniz | خ ط ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. | |||||
| 1358 | Hicr 62. Ayet (15:62:2) | اِنَّكُمْ | انكم | innekum | şüphesiz siz | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 61,62. Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. | |||||
| 1359 | Hicr 65. Ayet (15:65:10) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | içinizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” | |||||
| 1360 | Hicr 90. Ayet (15:90:1) | كَمَٓا | كما | kemâ | gibi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. | |||||
| 1361 | Nahl 5. Ayet (16:5:3) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz. | |||||
| 1362 | Nahl 6. Ayet (16:6:1) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. | |||||
| 1363 | Nahl 7. Ayet (16:7:2) | اَثْقَالَكُمْ | اثقالكم | eśkâlekum | ağırlıklarınızı | ث ق ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. | |||||
| 1364 | Nahl 7. Ayet (16:7:12) | رَبَّكُمْ | ربكم | rabbekum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. | |||||
| 1365 | Nahl 9. Ayet (16:9:9) | لَهَدٰيكُمْ | لهديكم | lehedâkum | doğru yola iletirdi | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır.[302] Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi. | |||||
| 1366 | Nahl 10. Ayet (16:10:7) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. | |||||
| 1367 | Nahl 11. Ayet (16:11:2) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. | |||||
| 1368 | Nahl 12. Ayet (16:12:2) | لَكُمُ | لكم | lekumu | sizin | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. | |||||
| 1369 | Nahl 13. Ayet (16:13:3) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. | |||||
| 1370 | Nahl 14. Ayet (16:14:20) | وَلَعَلَّكُمْ | ولعلكم | ve le’allekum | ve olur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. | |||||
| 1371 | Nahl 15. Ayet (16:15:7) | بِكُمْ | بكم | bikum | sizi | بِكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. | |||||
| 1372 | Nahl 15. Ayet (16:15:10) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. | |||||
| 1373 | Nahl 17. Ayet (16:17:3) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimse gibi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? | |||||
| 1374 | Nahl 22. Ayet (16:22:1) | اِلٰهُكُمْ | الهكم | ilâhukum | sizin tanrınız | أ ل ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. | |||||
| 1375 | Nahl 24. Ayet (16:24:6) | رَبُّكُمْۙ | ربكم | rabbukum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler. | |||||
| 1376 | Nahl 30. Ayet (16:30:6) | رَبُّكُمْۜ | ربكم | rabbukum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. | |||||
| 1377 | Nahl 32. Ayet (16:32:7) | عَلَيْكُمُۙ | عليكم | ‘aleykumu | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. | |||||
| 1378 | Nahl 47. Ayet (16:47:6) | رَبَّكُمْ | ربكم | rabbekum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. | |||||
| 1379 | Nahl 53. Ayet (16:53:2) | بِكُمْ | بكم | bikum | size | بِكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız. | |||||
| 1380 | Nahl 53. Ayet (16:53:9) | مَسَّكُمُ | مسكم | messekumu | size dokunduğu | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız. | |||||
| 1381 | Nahl 54. Ayet (16:54:5) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. | |||||
| 1382 | Nahl 54. Ayet (16:54:8) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | içinizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. | |||||
| 1383 | Nahl 59. Ayet (16:59:19) | يَحْكُمُونَ | يحكمون | yahkumûn(e) | hüküm veriyorlar | ح ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar! | |||||
| 1384 | Nahl 66. Ayet (16:66:2) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. | |||||
| 1385 | Nahl 66. Ayet (16:66:6) | نُسْق۪يكُمْ | نسقيكم | nuskîkum | size içiriyoruz | س ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. | |||||
| 1386 | Nahl 70. Ayet (16:70:2) | خَلَقَكُمْ | خلقكم | ḣalekakum | sizi yarattı | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 1387 | Nahl 70. Ayet (16:70:4) | يَتَوَفّٰيكُمْ | يتوفيكم | yeteveffâkum | öldürür | و ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 1388 | Nahl 70. Ayet (16:70:5) | وَمِنْكُمْ | ومنكم | ve minkum | ve içinizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 1389 | Nahl 71. Ayet (16:71:3) | بَعْضَكُمْ | بعضكم | ba’dakum | kiminizi | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? | |||||
| 1390 | Nahl 72. Ayet (16:72:3) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 1391 | Nahl 72. Ayet (16:72:5) | اَنْفُسِكُمْ | انفسكم | enfusikum | kendi nefislerinizden | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 1392 | Nahl 72. Ayet (16:72:8) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 1393 | Nahl 72. Ayet (16:72:10) | اَزْوَاجِكُمْ | ازواجكم | ezvâcikum | eşlerinizden | ز و ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 1394 | Nahl 72. Ayet (16:72:13) | وَرَزَقَكُمْ | ورزقكم | ve razekakum | ve sizi besledi | ر ز ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 1395 | Nahl 76. Ayet (16:76:6) | اَبْكَمُ | ابكم | ebkemu | dilsizdir | ب ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? | |||||
| 1396 | Nahl 78. Ayet (16:78:2) | اَخْرَجَكُمْ | اخرجكم | aḣracekum | sizi çıkardı | خ ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||
| 1397 | Nahl 78. Ayet (16:78:5) | اُمَّهَاتِكُمْ | امهاتكم | ummehâtikum | annelerinizin | أ م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||
| 1398 | Nahl 78. Ayet (16:78:10) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||
| 1399 | Nahl 78. Ayet (16:78:14) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. | |||||