"كم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 2613 sonuç bulundu.
350 - 400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
350 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:6) يُحِبُّونَكُمْ يحبونكم yuhibbûnekum halbuki onlar sizi sevmezler ح ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
351 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:11) لَقُوكُمْ لقوكم lekûkum sizinle karşılaştıkları ل ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
352 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:17) عَلَيْكُمُ عليكم ‘aleykumu size karşı عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
353 Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:23) بِغَيْظِكُمْۜ بغيظكم bi-ġayzikum öfkenizden غ ي ظ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
354 Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:2) تَمْسَسْكُمْ تمسسكم temseskum size dokunsa م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
355 Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:6) تُصِبْكُمْ تصبكم tusibkum size dokunsa ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
356 Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:14) يَضُرُّكُمْ يضركم yadurrukum size zarar vermez ض ر ر
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
357 Âl-i İmran 122. Ayet (3:122:4) مِنْكُمْ منكم minkum sizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.[99]
358 Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:2) نَصَرَكُمُ نصركم nasarakumu size yardım etmişti ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
359 Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:9) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
360 Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:5) يَكْفِيَكُمْ يكفيكم yekfiyekum size yetmez mi? ك ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
361 Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:7) يُمِدَّكُمْ يمدكم yumiddekum size yardım etmesi م د د
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
362 Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:8) رَبُّكُمْ ربكم rabbukum Rabbinizin ر ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.
363 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:5) وَيَأْتُوكُمْ ويأتوكم ve ye/tûkum üzerinize gelseler أ ت ي
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
364 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:9) يُمْدِدْكُمْ يمددكم yumdidkum size yardım eder م د د
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
365 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:10) رَبُّكُمْ ربكم rabbukum Rabbiniz ر ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
366 Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:6) لَكُمْ لكم lekum size لَكُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.
367 Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:8) قُلُوبُكُمْ قلوبكم kulûbukum kalbleriniz ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.
368 Âl-i İmran 130. Ayet (3:130:12) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100]
369 Âl-i İmran 132. Ayet (3:132:4) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki olursunuz  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
370 Âl-i İmran 133. Ayet (3:133:5) رَبِّكُمْ ربكم rabbikum Rabbiniz- ر ب ب
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
371 Âl-i İmran 137. Ayet (3:137:4) قَبْلِكُمْ قبلكم kablikum sizden önce de ق ب ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
372 Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:2) يَمْسَسْكُمْ يمسسكم yemseskum size dokunduysa م س س
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
373 Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:19) مِنْكُمْ منكم minkum sizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
374 Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:11) مِنْكُمْ منكم minkum içinizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
375 Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:16) اَعْقَابِكُمْۜ اعقابكم a’kâbikum ökçelerinizin ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
376 Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:9) يَرُدُّوكُمْ يردوكم yeruddûkum sizi çevirirler ر د د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.
377 Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:11) اَعْقَابِكُمْ اعقابكم a’kâbikum arkanız (küfre) ع ق ب
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.
378 Âl-i İmran 150. Ayet (3:150:3) مَوْلٰيكُمْۚ موليكم mevlâkum Mevlanız و ل ي
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
379 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:2) صَدَقَكُمُ صدقكم sadekakumu size doğruladı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
380 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:18) اَرٰيكُمْ اريكم erâkum size gösterdikten ر أ ي
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
381 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:21) مِنْكُمْ منكم minkum sizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
382 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:25) وَمِنْكُمْ ومنكم ve minkum ve sizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
383 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:30) صَرَفَكُمْ صرفكم sarafekum (Allah) geri çevirdi ص ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
384 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:32) لِيَبْتَلِيَكُمْۚ ليبتليكم li-yebteliyekum sizi denemek için ب ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
385 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:35) عَنْكُمْۜ عنكم ‘ankum sizi عَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
386 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:8) يَدْعُوكُمْ يدعوكم yed’ûkum sizi çağırırken د ع و
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
387 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:10) اُخْرٰيكُمْ اخريكم uḣrâkum arkanızdan أ خ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
388 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:11) فَاَثَابَكُمْ فاثابكم fe-eśâbekum bundan dolayı size verdi ث و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
389 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:18) فَاتَكُمْ فاتكم fâtekum elinizden giden ف و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
390 Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:21) اَصَابَكُمْۜ اصابكم esâbekum başınıza gelen ص و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
391 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:3) عَلَيْكُمْ عليكم ‘aleykum size عَلَىٰ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
392 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:11) مِنْكُمْۙ منكم minkum sizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
393 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:55) بُيُوتِكُمْ بيوتكم buyûtikum evlerinizde dahi ب ي ت
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
394 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:67) صُدُورِكُمْ صدوركم sudûrikum göğüsleriniz ص د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
395 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:71) قُلُوبِكُمْۜ قلوبكم kulûbikum kalbleriniz ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
396 Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:4) مِنْكُمْ منكم minkum içinizden مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
397 Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:2) يَنْصُرْكُمُ ينصركم yensurkumu size yardım ederse ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.
398 Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:6) لَكُمْۚ لكم lekum sizi لَكُم
Diyanet İşleri (Yeni) Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.
399 Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:8) يَخْذُلْكُمْ يخذلكم yaḣżulkum sizi yüz üstü bırakırsa خ ذ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.