| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 350 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:6) | يُحِبُّونَكُمْ | يحبونكم | yuhibbûnekum | halbuki onlar sizi sevmezler | ح ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 351 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:11) | لَقُوكُمْ | لقوكم | lekûkum | sizinle karşılaştıkları | ل ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 352 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:17) | عَلَيْكُمُ | عليكم | ‘aleykumu | size karşı | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 353 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:23) | بِغَيْظِكُمْۜ | بغيظكم | bi-ġayzikum | öfkenizden | غ ي ظ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 354 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:2) | تَمْسَسْكُمْ | تمسسكم | temseskum | size dokunsa | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 355 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:6) | تُصِبْكُمْ | تصبكم | tusibkum | size dokunsa | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 356 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:14) | يَضُرُّكُمْ | يضركم | yadurrukum | size zarar vermez | ض ر ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 357 | Âl-i İmran 122. Ayet (3:122:4) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.[99] | |||||
| 358 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:2) | نَصَرَكُمُ | نصركم | nasarakumu | size yardım etmişti | ن ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 359 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:9) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 360 | Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:5) | يَكْفِيَكُمْ | يكفيكم | yekfiyekum | size yetmez mi? | ك ف ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. | |||||
| 361 | Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:7) | يُمِدَّكُمْ | يمدكم | yumiddekum | size yardım etmesi | م د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. | |||||
| 362 | Âl-i İmran 124. Ayet (3:124:8) | رَبُّكُمْ | ربكم | rabbukum | Rabbinizin | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. | |||||
| 363 | Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:5) | وَيَأْتُوكُمْ | ويأتوكم | ve ye/tûkum | üzerinize gelseler | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. | |||||
| 364 | Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:9) | يُمْدِدْكُمْ | يمددكم | yumdidkum | size yardım eder | م د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. | |||||
| 365 | Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:10) | رَبُّكُمْ | ربكم | rabbukum | Rabbiniz | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. | |||||
| 366 | Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:6) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. | |||||
| 367 | Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:8) | قُلُوبُكُمْ | قلوبكم | kulûbukum | kalbleriniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. | |||||
| 368 | Âl-i İmran 130. Ayet (3:130:12) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100] | |||||
| 369 | Âl-i İmran 132. Ayet (3:132:4) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki olursunuz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. | |||||
| 370 | Âl-i İmran 133. Ayet (3:133:5) | رَبِّكُمْ | ربكم | rabbikum | Rabbiniz- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. | |||||
| 371 | Âl-i İmran 137. Ayet (3:137:4) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden önce de | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. | |||||
| 372 | Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:2) | يَمْسَسْكُمْ | يمسسكم | yemseskum | size dokunduysa | م س س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez. | |||||
| 373 | Âl-i İmran 140. Ayet (3:140:19) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez. | |||||
| 374 | Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:11) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | içinizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? | |||||
| 375 | Âl-i İmran 144. Ayet (3:144:16) | اَعْقَابِكُمْۜ | اعقابكم | a’kâbikum | ökçelerinizin | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. | |||||
| 376 | Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:9) | يَرُدُّوكُمْ | يردوكم | yeruddûkum | sizi çevirirler | ر د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. | |||||
| 377 | Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:11) | اَعْقَابِكُمْ | اعقابكم | a’kâbikum | arkanız (küfre) | ع ق ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. | |||||
| 378 | Âl-i İmran 150. Ayet (3:150:3) | مَوْلٰيكُمْۚ | موليكم | mevlâkum | Mevlanız | و ل ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır. | |||||
| 379 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:2) | صَدَقَكُمُ | صدقكم | sadekakumu | size doğruladı | ص د ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 380 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:18) | اَرٰيكُمْ | اريكم | erâkum | size gösterdikten | ر أ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 381 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:21) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 382 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:25) | وَمِنْكُمْ | ومنكم | ve minkum | ve sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 383 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:30) | صَرَفَكُمْ | صرفكم | sarafekum | (Allah) geri çevirdi | ص ر ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 384 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:32) | لِيَبْتَلِيَكُمْۚ | ليبتليكم | li-yebteliyekum | sizi denemek için | ب ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 385 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:35) | عَنْكُمْۜ | عنكم | ‘ankum | sizi | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 386 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:8) | يَدْعُوكُمْ | يدعوكم | yed’ûkum | sizi çağırırken | د ع و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 387 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:10) | اُخْرٰيكُمْ | اخريكم | uḣrâkum | arkanızdan | أ خ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 388 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:11) | فَاَثَابَكُمْ | فاثابكم | fe-eśâbekum | bundan dolayı size verdi | ث و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 389 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:18) | فَاتَكُمْ | فاتكم | fâtekum | elinizden giden | ف و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 390 | Âl-i İmran 153. Ayet (3:153:21) | اَصَابَكُمْۜ | اصابكم | esâbekum | başınıza gelen | ص و ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101] | |||||
| 391 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:3) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 392 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:11) | مِنْكُمْۙ | منكم | minkum | sizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 393 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:55) | بُيُوتِكُمْ | بيوتكم | buyûtikum | evlerinizde dahi | ب ي ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 394 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:67) | صُدُورِكُمْ | صدوركم | sudûrikum | göğüsleriniz | ص د ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 395 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:71) | قُلُوبِكُمْۜ | قلوبكم | kulûbikum | kalbleriniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 396 | Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:4) | مِنْكُمْ | منكم | minkum | içinizden | مِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). | |||||
| 397 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:2) | يَنْصُرْكُمُ | ينصركم | yensurkumu | size yardım ederse | ن ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 398 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:6) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizi | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 399 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:8) | يَخْذُلْكُمْ | يخذلكم | yaḣżulkum | sizi yüz üstü bırakırsa | خ ذ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||