| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 13. Ayet (2:13:5) | كَمَٓا | كما | kemâ | gibi | كَمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 2 | Bakara 13. Ayet (2:13:10) | كَمَٓا | كما | kemâ | gibi | كَمَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. | |||||
| 3 | Bakara 14. Ayet (2:14:13) | مَعَكُمْۙ | معكم | me’akum | sizinle beraberiz | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. | |||||
| 4 | Bakara 17. Ayet (2:17:2) | كَمَثَلِ | كمثل | kemeśeli | durumu gibidir | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. | |||||
| 5 | Bakara 18. Ayet (2:18:2) | بُكْمٌ | بكم | bukmun | dilsizdirler | ب ك م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. | |||||
| 6 | Bakara 21. Ayet (2:21:5) | رَبَّكُمُ | ربكم | rabbekumu | Rabbinize | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 7 | Bakara 21. Ayet (2:21:7) | خَلَقَكُمْ | خلقكم | ḣalekakum | sizi yarattı | خ ل ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 8 | Bakara 21. Ayet (2:21:10) | قَبْلِكُمْ | قبلكم | kablikum | sizden öncekileri | ق ب ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 9 | Bakara 21. Ayet (2:21:11) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 10 | Bakara 22. Ayet (2:22:3) | لَكُمُ | لكم | lekumu | sizin için | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 11 | Bakara 22. Ayet (2:22:17) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 12 | Bakara 23. Ayet (2:23:14) | شُهَدَٓاءَكُمْ | شهداءكم | şuhedâekum | şahitlerinizi | ش ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). | |||||
| 13 | Bakara 28. Ayet (2:28:6) | فَاَحْيَاكُمْۚ | فاحياكم | fe-ahyâkum | O sizi diriltti | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 14 | Bakara 28. Ayet (2:28:8) | يُم۪يتُكُمْ | يميتكم | yumîtukum | öldürecek | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 15 | Bakara 28. Ayet (2:28:10) | يُحْي۪يكُمْ | يحييكم | yuhyîkum | diriltecek | ح ي ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 16 | Bakara 29. Ayet (2:29:4) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 17 | Bakara 33. Ayet (2:33:12) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 18 | Bakara 36. Ayet (2:36:10) | بَعْضُكُمْ | بعضكم | ba’dukum | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 19 | Bakara 36. Ayet (2:36:13) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 20 | Bakara 38. Ayet (2:38:6) | يَأْتِيَنَّكُمْ | يأتينكم | ye/tiyennekum | size geldiği | أ ت ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. | |||||
| 21 | Bakara 40. Ayet (2:40:8) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizleri | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. | |||||
| 22 | Bakara 40. Ayet (2:40:12) | بِعَهْدِكُمْ | بعهدكم | bi-’ahdikum | size verdiğim sözü | ع ه د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları![13] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. | |||||
| 23 | Bakara 41. Ayet (2:41:6) | مَعَكُمْ | معكم | me’akum | sizin yanınızda | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 24 | Bakara 44. Ayet (2:44:5) | اَنْفُسَكُمْ | انفسكم | enfusekum | kendinizi | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 25 | Bakara 47. Ayet (2:47:8) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizi | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 26 | Bakara 47. Ayet (2:47:10) | فَضَّلْتُكُمْ | فضلتكم | faddaltukum | sizi üstün kıldım | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 27 | Bakara 49. Ayet (2:49:2) | نَجَّيْنَاكُمْ | نجيناكم | necceynâkum | sizi kurtarmıştık | ن ج و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 28 | Bakara 49. Ayet (2:49:6) | يَسُومُونَكُمْ | يسومونكم | yesûmûnekum | onlar size reva görüyor | س و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 29 | Bakara 49. Ayet (2:49:10) | اَبْنَٓاءَكُمْ | ابناءكم | ebnâekum | oğullarınızı | ب ن ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 30 | Bakara 49. Ayet (2:49:12) | نِسَٓاءَكُمْۜ | نساءكم | nisâekum | kadınlarınızı | ن س و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 31 | Bakara 49. Ayet (2:49:14) | ذٰلِكُمْ | ذلكم | żâlikum | bunda sizin için | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 32 | Bakara 49. Ayet (2:49:17) | رَبِّكُمْ | ربكم | rabbikum | Rabbiniz- | ر ب ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. | |||||
| 33 | Bakara 50. Ayet (2:50:3) | بِكُمُ | بكم | bikumu | sizin için | بِكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 34 | Bakara 50. Ayet (2:50:5) | فَاَنْجَيْنَاكُمْ | فانجيناكم | fe-enceynâkum | sizi kurtarmış | ن ج و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 35 | Bakara 52. Ayet (2:52:3) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizi | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. | |||||
| 36 | Bakara 52. Ayet (2:52:7) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. | |||||
| 37 | Bakara 53. Ayet (2:53:6) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı[16] vermiştik. | |||||
| 38 | Bakara 54. Ayet (2:54:7) | اِنَّكُمْ | انكم | innekum | şüphesiz sizler | إِنَّ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 39 | Bakara 54. Ayet (2:54:9) | اَنْفُسَكُمْ | انفسكم | enfusekum | kendinize | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 40 | Bakara 54. Ayet (2:54:10) | بِاتِّخَاذِكُمُ | باتخاذكم | bi-ttiḣâżikumu | (tanrı) edinmekle | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 41 | Bakara 54. Ayet (2:54:14) | بَارِئِكُمْ | بارئكم | bâri-ikum | yaratıcınıza | ب ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 42 | Bakara 54. Ayet (2:54:16) | اَنْفُسَكُمْۜ | انفسكم | enfusekum | nefislerinizi | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 43 | Bakara 54. Ayet (2:54:17) | ذٰلِكُمْ | ذلكم | żâlikum | bu | ذَٰلِكَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 44 | Bakara 54. Ayet (2:54:19) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 45 | Bakara 54. Ayet (2:54:21) | بَارِئِكُمْۜ | بارئكم | bâri-ikum | yaratıcınız | ب ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 46 | Bakara 54. Ayet (2:54:23) | عَلَيْكُمْۜ | عليكم | ‘aleykum | sizin | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 47 | Bakara 55. Ayet (2:55:12) | فَاَخَذَتْكُمُ | فاخذتكم | fe-aḣażetkumu | derhal sizi yakalamıştı | أ خ ذ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. | |||||
| 48 | Bakara 56. Ayet (2:56:2) | بَعَثْنَاكُمْ | بعثناكم | be’aśnâkum | sizi tekrar diriltmiştik | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. | |||||
| 49 | Bakara 56. Ayet (2:56:5) | مَوْتِكُمْ | موتكم | mevtikum | ölümünüzün | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. | |||||
| 50 | Bakara 56. Ayet (2:56:6) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. | |||||