"كن" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 699 sonuç bulundu.
550 - 600 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
550 Sâffât 108. Ayet (37:108:1) وَتَرَكْنَا وتركنا ve teraknâ ve (iyi bir ün) bıraktık ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
551 Sâffât 113. Ayet (37:113:1) وَبَارَكْنَا وباركنا ve bâraknâ ve bereketler verdik ب ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
552 Sâffât 119. Ayet (37:119:1) وَتَرَكْنَا وتركنا ve teraknâ ve (iyi bir ün) bıraktık ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
553 Sâffât 129. Ayet (37:129:1) وَتَرَكْنَا وتركنا ve teraknâ biz (iyi bir ün) bıraktık ت ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.
554 Sâffât 157. Ayet (37:157:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!
555 Sâffât 169. Ayet (37:169:1) لَكُنَّا لكنا lekunnâ elbette biz olurduk ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 167,168,169. Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.”
556 Sâd 3. Ayet (38:3:2) اَهْلَكْنَا اهلكنا ehleknâ helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.
557 Sâd 62. Ayet (38:62:7) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?”
558 Sâd 75. Ayet (38:75:13) كُنْتَ كنت kunte (mi) oldun? ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.
559 Zümer 7. Ayet (39:7:26) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
560 Zümer 20. Ayet (39:20:1) لٰكِنِ لكن lâkini fakat لٰكِنِ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va’dinden dönmez.
561 Zümer 24. Ayet (39:24:12) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir.
562 Zümer 49. Ayet (39:49:19) وَلٰكِنَّ ولكن ve lâkinne fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
563 Zümer 56. Ayet (39:56:13) كُنْتُ كنت kuntu ben oldum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin.
564 Zümer 57. Ayet (39:57:7) لَكُنْتُ لكنت lekuntu ben olurdum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut, “Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin.
565 Zümer 59. Ayet (39:59:8) وَكُنْتَ وكنت ve kunte ve oldun ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle diyecek:) “Hayır, öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.”
566 Zümer 66. Ayet (39:66:4) وَكُنْ وكن ve kun ve ol ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol.
567 Zümer 71. Ayet (39:71:29) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin ama وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.
568 Mü'min 47. Ayet (40:47:10) كُنَّا كنا kunnâ idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler.
569 Mü'min 57. Ayet (40:57:8) وَلٰكِنَّ ولكن ve lâkinne fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
570 Mü'min 59. Ayet (40:59:7) وَلٰكِنَّ ولكن ve lâkinne fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
571 Mü'min 61. Ayet (40:61:6) لِتَسْكُنُوا لتسكنوا li-teskunû istirahat etmeniz için س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
572 Mü'min 61. Ayet (40:61:16) وَلٰكِنَّ ولكن ve lâkinne fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
573 Mü'min 68. Ayet (40:68:11) كُنْ كن kun ol! ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece “ol” der, o da oluverir.
574 Mü'min 73. Ayet (40:73:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduğunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
575 Mü'min 74. Ayet (40:74:9) نَكُنْ نكن nekun değilmişiz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
576 Mü'min 75. Ayet (40:75:3) كُنْتُمْ كنتم kuntum sizin ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
577 Mü'min 75. Ayet (40:75:10) كُنْتُمْ كنتم kuntum olmanızdan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
578 Mü'min 84. Ayet (40:84:10) كُنَّا كنا kunnâ olan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
579 Fussilet 5. Ayet (41:5:4) اَكِنَّةٍ اكنة ekinnetin kılıflar ك ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.”[476]
580 Fussilet 22. Ayet (41:22:2) كُنْتُمْ كنتم kuntum siz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
581 Fussilet 22. Ayet (41:22:12) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”
582 Fussilet 30. Ayet (41:30:18) كُنْتُمْ كنتم kuntum ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”
583 Fussilet 37. Ayet (41:37:17) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.[478]
584 Şûrâ 8. Ayet (42:8:7) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
585 Şûrâ 27. Ayet (42:27:9) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
586 Şûrâ 33. Ayet (42:33:3) يُسْكِنِ يسكن yuskini durdurur da س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
587 Şûrâ 52. Ayet (42:52:8) كُنْتَ كنت kunte sen değildin ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
588 Şûrâ 52. Ayet (42:52:14) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
589 Zuhruf 5. Ayet (43:5:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum oldunuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?
590 Zuhruf 8. Ayet (43:8:1) فَاَهْلَكْنَٓا فاهلكنا fe-ehleknâ biz de helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, onlardan daha çetinlerini de helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti!
591 Zuhruf 13. Ayet (43:13:18) كُنَّا كنا kunnâ biz değildik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
592 Zuhruf 72. Ayet (43:72:6) كُنْتُمْ كنتم kuntum olduklarınıza ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.
593 Zuhruf 76. Ayet (43:76:3) وَلٰكِنْ ولكن ve lâkin fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler.
594 Zuhruf 78. Ayet (43:78:4) وَلٰكِنَّ ولكن ve lâkinne fakat وَلٰكِن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
595 Duhân 3. Ayet (44:3:7) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede[485] indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
596 Duhân 5. Ayet (44:5:5) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
597 Duhân 7. Ayet (44:7:7) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
598 Duhân 36. Ayet (44:36:4) كُنْتُمْ كنتم kuntum iseniz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.”
599 Duhân 37. Ayet (44:37:9) اَهْلَكْنَاهُمْۘ اهلكناهم ehleknâhum biz onları helak ettik ه ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’[488] kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.