| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 26. Ayet (2:26:31) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | bir çoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 2 | Bakara 26. Ayet (2:26:34) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîra(n) | bir çoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 3 | Bakara 269. Ayet (2:269:11) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(an) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hikmeti[77] dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 41. Ayet (3:41:17) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 186. Ayet (3:186:16) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(an) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. | |||||
| 6 | Nisâ 1. Ayet (4:1:17) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. | |||||
| 7 | Nisâ 19. Ayet (4:19:35) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111] | |||||
| 8 | Nisâ 82. Ayet (4:82:13) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | çok şey | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. | |||||
| 9 | Nisâ 100. Ayet (4:100:10) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok yer | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 10 | Nisâ 160. Ayet (4:160:14) | كَث۪يرًاۙ | كثيرا | keśîrâ(n) | çoklarını | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 11 | Mâide 15. Ayet (5:15:9) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. | |||||
| 12 | Mâide 32. Ayet (5:32:34) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. | |||||
| 13 | Mâide 49. Ayet (5:49:30) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. | |||||
| 14 | Mâide 62. Ayet (5:62:2) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunun | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! | |||||
| 15 | Mâide 64. Ayet (5:64:18) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunun | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez. | |||||
| 16 | Mâide 68. Ayet (5:68:18) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunun | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. | |||||
| 17 | Mâide 77. Ayet (5:77:20) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçoğunu da | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” | |||||
| 18 | Mâide 80. Ayet (5:80:2) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunun | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 19 | Mâide 81. Ayet (5:81:13) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 20 | En'am 91. Ayet (6:91:30) | كَث۪يرًاۚ | كثيرا | keśîrâ(an) | çoğunu da | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar. | |||||
| 21 | En'am 119. Ayet (6:119:21) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçokları | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir.[191] Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. | |||||
| 22 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 23 | Enfal 43. Ayet (8:43:0) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 24 | Enfal 45. Ayet (8:45:0) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 25 | Tevbe 34. Ayet (9:34:0) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. | |||||
| 26 | Tevbe 82. Ayet (9:82:0) | كَث۪يرًاۚ | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. | |||||
| 27 | Yunus 92. Ayet (10:92:0) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. | |||||
| 28 | Hûd 91. Ayet (11:91:6) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.” | |||||
| 29 | İbrahim 36. Ayet (14:36:4) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | birçoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” | |||||
| 30 | Tâhâ 33. Ayet (20:33:3) | كَث۪يرًاۙ | كثيرا | keśîrâ(n) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Seni çok tespih edelim diye”, | |||||
| 31 | Tâhâ 34. Ayet (20:34:2) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(n) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Seni çok zikredelim diye.” | |||||
| 32 | Hacc 40. Ayet (22:40:27) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(an) | çokca | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 33 | Furkan 14. Ayet (25:14:8) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir.) | |||||
| 34 | Furkan 38. Ayet (25:38:8) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | daha birçoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını[393] ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik. | |||||
| 35 | Furkan 49. Ayet (25:49:10) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîrâ(n) | birçoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. | |||||
| 36 | Şu'arâ 227. Ayet (26:227:8) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çokça | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. | |||||
| 37 | Rum 8. Ayet (30:8:17) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar. | |||||
| 38 | Ahzab 21. Ayet (33:21:17) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(n) | çokça | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. | |||||
| 39 | Ahzab 35. Ayet (33:35:23) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. | |||||
| 40 | Ahzab 41. Ayet (33:41:8) | كَث۪يرًاۙ | كثيرا | keśîrâ(n) | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. | |||||
| 41 | Yâsîn 62. Ayet (36:62:5) | كَث۪يرًاۜ | كثيرا | keśîrâ(an) | birçok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?” | |||||
| 42 | Sâd 24. Ayet (38:24:9) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. | |||||
| 43 | Fussilet 22. Ayet (41:22:18) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çoğunu | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 44 | Hucurât 12. Ayet (49:12:6) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çok | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. | |||||
| 45 | Cum'a 10. Ayet (62:10:13) | كَث۪يرًا | كثيرا | keśîran | çokça | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 46 | Nûh 24. Ayet (71:24:3) | كَث۪يرًاۚ | كثيرا | keśîrâ(n) | çoklarını | ك ث ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” | |||||