| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Nûr 57. Ayet (24:57:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde âciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o! | |||||
| 101 | Furkan 32. Ayet (25:32:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392] | |||||
| 102 | Ankebut 12. Ayet (29:12:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 103 | Ankebut 23. Ayet (29:23:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 104 | Ankebut 52. Ayet (29:52:15) | وَكَفَرُوا | وكفروا | ve keferû | ve inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.” | |||||
| 105 | Rum 16. Ayet (30:16:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. | |||||
| 106 | Ahzab 25. Ayet (33:25:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, inkâr edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. | |||||
| 107 | Sebe' 3. Ayet (34:3:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 108 | Sebe' 7. Ayet (34:7:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine inkâr edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? | |||||
| 109 | Sebe' 17. Ayet (34:17:4) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkarlarından | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. | |||||
| 110 | Sebe' 31. Ayet (34:31:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 111 | Sebe' 33. Ayet (34:33:28) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 112 | Sebe' 43. Ayet (34:43:26) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 113 | Sebe' 53. Ayet (34:53:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar etmişlerdi | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. | |||||
| 114 | Fâtır 7. Ayet (35:7:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 115 | Fâtır 26. Ayet (35:26:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(leri) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra ben inkâr edenleri yakaladım. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! | |||||
| 116 | Fâtır 36. Ayet (35:36:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. | |||||
| 117 | Yâsîn 47. Ayet (36:47:10) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | nankörler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. | |||||
| 118 | Sâffât 170. Ayet (37:170:1) | فَكَفَرُوا | فكفروا | fe-keferû | ama inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. | |||||
| 119 | Sâd 2. Ayet (38:2:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. | |||||
| 120 | Sâd 27. Ayet (38:27:11) | كَفَرُواۚ | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline! | |||||
| 121 | Sâd 27. Ayet (38:27:14) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline! | |||||
| 122 | Zümer 63. Ayet (39:63:6) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 123 | Mü'min 4. Ayet (40:4:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerden) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. | |||||
| 124 | Mü'min 10. Ayet (40:10:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler var ya, muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkâr ederdiniz” diye seslenilir. | |||||
| 125 | Mü'min 22. Ayet (40:22:7) | فَكَفَرُوا | فكفروا | fekeferû | ama inkar ediyorlardı | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir. | |||||
| 126 | Fussilet 26. Ayet (41:26:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.” | |||||
| 127 | Fussilet 27. Ayet (41:27:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. | |||||
| 128 | Fussilet 29. Ayet (41:29:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.” | |||||
| 129 | Fussilet 41. Ayet (41:41:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır. | |||||
| 130 | Fussilet 50. Ayet (41:50:26) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 131 | Câsiye 11. Ayet (45:11:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. | |||||
| 132 | Câsiye 31. Ayet (45:31:3) | كَفَرُوا۠ | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 133 | Ahkaf 3. Ayet (46:3:12) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 134 | Ahkaf 7. Ayet (46:7:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 135 | Ahkaf 11. Ayet (46:11:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. | |||||
| 136 | Ahkaf 20. Ayet (46:20:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” | |||||
| 137 | Ahkaf 34. Ayet (46:34:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün, “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Allah, “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. | |||||
| 138 | Muhammed 1. Ayet (47:1:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 139 | Muhammed 3. Ayet (47:3:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. | |||||
| 140 | Muhammed 4. Ayet (47:4:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerle) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. | |||||
| 141 | Muhammed 8. Ayet (47:8:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, yıkım onlara! Allah, onların işlerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 142 | Muhammed 12. Ayet (47:12:14) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir. | |||||
| 143 | Muhammed 32. Ayet (47:32:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır. | |||||
| 144 | Muhammed 34. Ayet (47:34:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. | |||||
| 145 | Fetih 22. Ayet (48:22:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. | |||||
| 146 | Fetih 25. Ayet (48:25:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerdir) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. | |||||
| 147 | Fetih 25. Ayet (48:25:37) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(leri) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. | |||||
| 148 | Fetih 26. Ayet (48:26:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. | |||||
| 149 | Zâriyât 60. Ayet (51:60:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkâr edenlerin hâline! | |||||