| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 6. Ayet (2:6:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 2 | Bakara 26. Ayet (2:26:22) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 3 | Bakara 39. Ayet (2:39:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 4 | Bakara 89. Ayet (2:89:16) | كَفَرُواۚ | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 5 | Bakara 89. Ayet (2:89:21) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 6 | Bakara 102. Ayet (2:102:13) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | küfre girdiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 7 | Bakara 105. Ayet (2:105:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 8 | Bakara 161. Ayet (2:161:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edip te | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. | |||||
| 9 | Bakara 171. Ayet (2:171:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar. | |||||
| 10 | Bakara 212. Ayet (2:212:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferu | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 4. Ayet (3:4:9) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 10. Ayet (3:10:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 12. Ayet (3:12:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 55. Ayet (3:55:13) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 56. Ayet (3:56:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” | |||||
| 16 | Âl-i İmran 86. Ayet (3:86:5) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 90. Ayet (3:90:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 91. Ayet (3:91:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 116. Ayet (3:116:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 149. Ayet (3:149:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 151. Ayet (3:151:5) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 196. Ayet (3:196:5) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. | |||||
| 24 | Nisâ 42. Ayet (4:42:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. | |||||
| 25 | Nisâ 51. Ayet (4:51:14) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a[121] inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. | |||||
| 26 | Nisâ 56. Ayet (4:56:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(leri) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 27 | Nisâ 76. Ayet (4:76:8) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tâğût[125] yolunda savaşırlar. O hâlde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. | |||||
| 28 | Nisâ 84. Ayet (4:84:17) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir. | |||||
| 29 | Nisâ 89. Ayet (4:89:5) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | kendilerin inkar ettiği | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı. | |||||
| 30 | Nisâ 101. Ayet (4:101:17) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkar eden(lerin) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 31 | Nisâ 102. Ayet (4:102:30) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 32 | Nisâ 137. Ayet (4:137:5) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 33 | Nisâ 137. Ayet (4:137:9) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. | |||||
| 34 | Nisâ 167. Ayet (4:167:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. | |||||
| 35 | Nisâ 168. Ayet (4:168:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler ve zulmedenler (var ya), Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. | |||||
| 36 | Mâide 3. Ayet (5:3:34) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 37 | Mâide 10. Ayet (5:10:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir. | |||||
| 38 | Mâide 36. Ayet (5:36:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 39 | Mâide 73. Ayet (5:73:22) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(lere) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldu.[155] Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun onlardan inkâr edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır. | |||||
| 40 | Mâide 78. Ayet (5:78:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. | |||||
| 41 | Mâide 80. Ayet (5:80:6) | كَفَرُواۜ | كفروا | keferû | inkar edenlerle | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. | |||||
| 42 | Mâide 86. Ayet (5:86:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir. | |||||
| 43 | Mâide 103. Ayet (5:103:14) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.[162] | |||||
| 44 | Mâide 110. Ayet (5:110:58) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 45 | En'am 1. Ayet (6:1:12) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. | |||||
| 46 | A'raf 66. Ayet (7:66:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkarcılar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” | |||||
| 47 | A'raf 90. Ayet (7:90:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.” | |||||
| 48 | Enfal 12. Ayet (8:12:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. | |||||
| 49 | Enfal 15. Ayet (8:15:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlerle | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). | |||||
| 50 | Enfal 30. Ayet (8:30:0) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248] | |||||