"كُنَّا" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 80 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nisâ 97. Ayet (4:97:11) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
2 En'am 23. Ayet (6:23:11) كُنَّا كنا kunnâ biz değildik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onların manevraları, “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.
3 En'am 156. Ayet (6:156:11) كُنَّا كنا kunnâ biz ise idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
4 A'raf 5. Ayet (7:5:11) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
5 A'raf 7. Ayet (7:7:5) كُنَّا كنا kunnâ değiliz biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.
6 A'raf 43. Ayet (7:43:18) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.
7 A'raf 53. Ayet (7:53:29) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
8 A'raf 88. Ayet (7:88:21) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şu’ayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” Şu’ayb, “İstemesek de mi?” dedi.
9 A'raf 113. Ayet (7:113:9) كُنَّا كنا kunnâ olursak ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sihirbazlar Firavun’a geldiler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır, değil mi?” dediler.
10 A'raf 172. Ayet (7:172:0) كُنَّا كنا kunnâ idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
11 A'raf 173. Ayet (7:173:0) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ biz de olduk ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut, “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir.
12 Tevbe 65. Ayet (9:65:0) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
13 Yunus 29. Ayet (10:29:0) كُنَّا كنا kunnâ biz idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.”
14 Yunus 61. Ayet (10:61:0) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.
15 Yusuf 17. Ayet (12:17:18) كُنَّا كنا kunnâ (söylesek de) ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler.
16 Yusuf 73. Ayet (12:73:11) كُنَّا كنا kunnâ değiliz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz.”
17 Yusuf 81. Ayet (12:81:16) كُنَّا كنا kunnâ biz değiliz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik.”
18 Yusuf 82. Ayet (12:82:4) كُنَّا كنا kunnâ bulunduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
19 Yusuf 91. Ayet (12:91:8) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.”
20 Yusuf 97. Ayet (12:97:8) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Oğulları, “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik” dediler.
21 Ra'd 5. Ayet (13:5:6) كُنَّا كنا kunnâ biz olduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
22 İbrahim 21. Ayet (14:21:9) كُنَّا كنا kunnâ idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
23 Nahl 28. Ayet (16:28:9) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”
24 Nahl 86. Ayet (16:86:11) كُنَّا كنا kunnâ olduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar.
25 İsrâ 15. Ayet (17:15:17) كُنَّا كنا kunnâ değiliz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.[311]
26 İsrâ 49. Ayet (17:49:3) كُنَّا كنا kunnâ biz iken ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?”
27 İsrâ 98. Ayet (17:98:8) كُنَّا كنا kunnâ biz olduktan ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler.
28 Kehf 64. Ayet (18:64:4) كُنَّا كنا kunnâ ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
29 Enbiyâ 14. Ayet (21:14:5) كُنَّا كنا kunnâ olduk ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler.
30 Enbiyâ 17. Ayet (21:17:10) كُنَّا كنا kunnâ olsaydık ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
31 Enbiyâ 46. Ayet (21:46:11) كُنَّا كنا kunnâ olmuşuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.
32 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:7) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
33 Enbiyâ 78. Ayet (21:78:12) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ biz de idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.[367]
34 Enbiyâ 79. Ayet (21:79:13) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.[368]
35 Enbiyâ 81. Ayet (21:81:11) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
36 Enbiyâ 82. Ayet (21:82:10) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
37 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:13) كُنَّا كنا kunnâ biz idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
38 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:19) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
39 Enbiyâ 104. Ayet (21:104:15) كُنَّا كنا kunnâ biz bunu ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
40 Mü'minûn 17. Ayet (23:17:7) كُنَّا كنا kunnâ biz değiliz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.[383] Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
41 Mü'minûn 30. Ayet (23:30:6) كُنَّا كنا kunnâ biz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
42 Mü'minûn 82. Ayet (23:82:4) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve olduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?”
43 Mü'minûn 106. Ayet (23:106:6) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz olduk ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.”
44 Şu'arâ 41. Ayet (26:41:10) كُنَّا كنا kunnâ olursak ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sihirbazlar gelince, Firavun’a, “Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükâfat var mı?” dediler.
45 Şu'arâ 97. Ayet (26:97:3) كُنَّا كنا kunnâ biz -imişiz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
46 Şu'arâ 209. Ayet (26:209:3) كُنَّا كنا kunnâ biz değildik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.
47 Neml 42. Ayet (27:42:13) وَكُنَّا وكنا ve kunnâ ve biz olmuştuk ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.
48 Neml 67. Ayet (27:67:5) كُنَّا كنا kunnâ olduğumuz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?”
49 Kasas 45. Ayet (28:45:17) كُنَّا كنا kunnâ biziz ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
50 Kasas 53. Ayet (28:53:12) كُنَّا كنا kunnâ idik ك و ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler.