| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Ahzab 68. Ayet (33:68:8) | كَب۪يرًا۟ | كبيرا | kebîrâ(n) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” | |||||
| 101 | Sebe' 3. Ayet (34:3:28) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 102 | Sebe' 23. Ayet (34:23:22) | الْكَب۪يرُ | الكبير | l-kebîr(u) | büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür. | |||||
| 103 | Sebe' 31. Ayet (34:31:28) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 104 | Sebe' 32. Ayet (34:32:3) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 105 | Sebe' 33. Ayet (34:33:5) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | stekberû | büyüklük taslayan(lara) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 106 | Fâtır 7. Ayet (35:7:13) | كَب۪يرٌ۟ | كبير | kebîr(un) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 107 | Fâtır 32. Ayet (35:32:21) | الْكَب۪يرُۜ | الكبير | l-kebîr(u) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 108 | Fâtır 43. Ayet (35:43:1) | اِسْتِكْبَارًا | استكبارا | istikbâran | büyüklük taslama(larını) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. | |||||
| 109 | Sâffât 35. Ayet (37:35:10) | يَسْتَكْبِرُونَۙ | يستكبرون | yestekbirûn(e) | büyüklük taslıyor(lar) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. | |||||
| 110 | Sâd 74. Ayet (38:74:3) | اِسْتَكْبَرَ | استكبر | -stekbera | o büyüklük tasladı | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. | |||||
| 111 | Sâd 75. Ayet (38:75:11) | اَسْتَكْبَرْتَ | استكبرت | estekberte | büyüklük mü tasladın? | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. | |||||
| 112 | Zümer 26. Ayet (39:26:9) | اَكْبَرُۢ | اكبر | ekber(u) | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi! | |||||
| 113 | Zümer 59. Ayet (39:59:7) | وَاسْتَكْبَرْتَ | واستكبرت | ve-stekberte | ve büyüklük tasladın | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle diyecek:) “Hayır, öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.” | |||||
| 114 | Zümer 60. Ayet (39:60:14) | لِلْمُتَكَبِّر۪ينَ | للمتكبرين | lil-mutekebbirîn(e) | kibirlenenler için | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? | |||||
| 115 | Zümer 72. Ayet (39:72:9) | الْمُتَكَبِّر۪ينَ | المتكبرين | l-mutekebbirîn(e) | kibirlenenlerin | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara şöyle denir: “İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” | |||||
| 116 | Mü'min 10. Ayet (40:10:7) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler var ya, muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkâr ederdiniz” diye seslenilir. | |||||
| 117 | Mü'min 12. Ayet (40:12:15) | الْكَب۪يرِ | الكبير | l-kebîr(i) | ve büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.” | |||||
| 118 | Mü'min 27. Ayet (40:27:9) | مُتَكَبِّرٍ | متكبر | mutekebbirin | kibirlilerin | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ da, “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. | |||||
| 119 | Mü'min 35. Ayet (40:35:9) | كَبُرَ | كبر | kebura | ne büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. | |||||
| 120 | Mü'min 35. Ayet (40:35:22) | مُتَكَبِّرٍ | متكبر | mutekebbirin | kibirli | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. | |||||
| 121 | Mü'min 47. Ayet (40:47:8) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlara | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 122 | Mü'min 48. Ayet (40:48:3) | اسْتَكْبَرُٓوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslayanlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.” | |||||
| 123 | Mü'min 56. Ayet (40:56:14) | كِبْرٌ | كبر | kibrun | büyüklük (taslamaktan) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 124 | Mü'min 57. Ayet (40:57:4) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | çok daha zordur | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 125 | Mü'min 60. Ayet (40:60:8) | يَسْتَكْبِرُونَ | يستكبرون | yestekbirûne | büyüklenen(ler) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” | |||||
| 126 | Mü'min 76. Ayet (40:76:8) | الْمُتَكَبِّر۪ينَ | المتكبرين | l-mutekebbirîn(e) | kibirlenenlerin | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). | |||||
| 127 | Fussilet 15. Ayet (41:15:3) | فَاسْتَكْبَرُوا | فاستكبروا | festekberû | büyüklük tasladılar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. | |||||
| 128 | Fussilet 38. Ayet (41:38:2) | اسْتَكْبَرُوا | استكبروا | -stekberû | büyüklük taslarlarsa | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O’nu tespih ederler. | |||||
| 129 | Şûrâ 13. Ayet (42:13:24) | كَبُرَ | كبر | kebura | ağır geldi | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. | |||||
| 130 | Şûrâ 22. Ayet (42:22:24) | الْكَب۪يرُ | الكبير | l-kebîr(u) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur. | |||||
| 131 | Şûrâ 37. Ayet (42:37:3) | كَبَٓائِرَ | كبائر | kebâira | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 132 | Zuhruf 48. Ayet (43:48:7) | اَكْبَرُ | اكبر | ekberu | daha büyük (olandan) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. | |||||
| 133 | Duhân 16. Ayet (44:16:4) | الْكُبْرٰىۚ | الكبرى | l-kubrâ | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. | |||||
| 134 | Câsiye 8. Ayet (45:8:8) | مُسْتَكْبِرًا | مستكبرا | mustekbiran | büyüklük taslar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! | |||||
| 135 | Câsiye 31. Ayet (45:31:9) | فَاسْتَكْبَرْتُمْ | فاستكبرتم | festekbertum | fakat siz büyüklük tasladınız | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 136 | Câsiye 37. Ayet (45:37:2) | الْكِبْرِيَٓاءُ | الكبرياء | l-kibriyâu | ululuk | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 137 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:18) | وَاسْتَكْبَرْتُمْۜ | واستكبرتم | vestekbertum | siz tenezzül etmemişseniz | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 138 | Ahkaf 20. Ayet (46:20:20) | تَسْتَكْبِرُونَ | تستكبرون | testekbirûne | büyüklük taslamanızdan | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” | |||||
| 139 | Necm 18. Ayet (53:18:6) | الْكُبْرٰى | الكبرى | l-kubrâ | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. | |||||
| 140 | Necm 32. Ayet (53:32:3) | كَبَٓائِرَ | كبائر | kebâira | büyüklerinden | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. | |||||
| 141 | Kamer 53. Ayet (54:53:3) | وَكَب۪يرٍ | وكبير | ve kebîrin | ve büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır. | |||||
| 142 | Hadîd 7. Ayet (57:7:15) | كَب۪يرٌ | كبير | kebîr(un) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Resûlüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.[526] | |||||
| 143 | Haşr 23. Ayet (59:23:15) | الْمُتَكَبِّرُۜ | المتكبر | l-mutekebbir(u) | Mütekebbirdir (çok uludur) | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 144 | Saf 3. Ayet (61:3:1) | كَبُرَ | كبر | kebura | büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir. | |||||
| 145 | Münafikun 5. Ayet (63:5:14) | مُسْتَكْبِرُونَ | مستكبرون | mustekbirûn(e) | büyüklük taslarlar | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 146 | Mülk 9. Ayet (67:9:18) | كَب۪يرٍ | كبير | kebîr(in) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.” | |||||
| 147 | Mülk 12. Ayet (67:12:9) | كَب۪يرٌ | كبير | kebîr(un) | büyük | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 148 | Kalem 33. Ayet (68:33:5) | اَكْبَرُۢ | اكبر | ekberu | daha büyüktür | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi! | |||||
| 149 | Nûh 7. Ayet (71:7:13) | وَاسْتَكْبَرُوا | واستكبروا | ve-stekberû | ve böbürlendiler | ك ب ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” | |||||