"ك ف ر" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 525 sonuç bulundu.
150 - 200 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
150 Mâide 80. Ayet (5:80:6) كَفَرُواۜ كفروا keferû inkar edenlerle ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar.
151 Mâide 86. Ayet (5:86:2) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir.
152 Mâide 89. Ayet (5:89:12) فَكَفَّارَتُهُٓ فكفارته fe-keffâratuhu bunun keffareti ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
153 Mâide 89. Ayet (5:89:33) كَفَّارَةُ كفارة keffâratu keffareti ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
154 Mâide 95. Ayet (5:95:29) كَفَّارَةٌ كفارة keffâratun keffareti ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
155 Mâide 102. Ayet (5:102:9) كَافِر۪ينَ كافرين kâfirîn(e) inkar edenler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu.
156 Mâide 103. Ayet (5:103:14) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.[162]
157 Mâide 110. Ayet (5:110:58) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.
158 Mâide 115. Ayet (5:115:7) يَكْفُرْ يكفر yekfur inkar ederse ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah da, “Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse, artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti.
159 En'am 1. Ayet (6:1:12) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
160 En'am 7. Ayet (6:7:11) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.
161 En'am 25. Ayet (6:25:27) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
162 En'am 30. Ayet (6:30:19) تَكْفُرُونَ۟ تكفرون tekfurûn(e) inkar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.
163 En'am 70. Ayet (6:70:45) يَكْفُرُونَ۟ يكفرون yekfurûn(e) inkar ediyor ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
164 En'am 89. Ayet (6:89:8) يَكْفُرْ يكفر yekfur inkar ederse ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.[182]
165 En'am 89. Ayet (6:89:17) بِكَافِر۪ينَ بكافرين bi-kâfirîn(e) inkar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.[182]
166 En'am 122. Ayet (6:122:21) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne kafirlere ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
167 En'am 130. Ayet (6:130:28) كَافِر۪ينَ كافرين kâfirîn(e) kafir ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
168 A'raf 37. Ayet (7:37:37) كَافِر۪ينَ كافرين kâfirîn(e) kafirler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
169 A'raf 45. Ayet (7:45:10) كَافِرُونَۜ كافرون kâfirûn(e) inkar ederlerdi ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir.
170 A'raf 50. Ayet (7:50:20) الْكَافِر۪ينَۙ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler.
171 A'raf 66. Ayet (7:66:4) كَفَرُوا كفروا keferû inkarcılar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.”
172 A'raf 76. Ayet (7:76:8) كَافِرُونَ كافرون kâfirûn(e) inkar edenleriz ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler.
173 A'raf 90. Ayet (7:90:4) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.”
174 A'raf 93. Ayet (7:93:16) كَافِر۪ينَ۟ كافرين kâfirîn(e) kafir ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?”
175 A'raf 101. Ayet (7:101:23) الْكَافِر۪ينَ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
176 Enfal 7. Ayet (8:7:0) الْكَافِر۪ينَۙ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242]
177 Enfal 12. Ayet (8:12:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar edenlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.
178 Enfal 14. Ayet (8:14:0) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne kafirler için vardır ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır.
179 Enfal 15. Ayet (8:15:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar edenlerle ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).
180 Enfal 18. Ayet (8:18:0) الْكَافِر۪ينَ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.
181 Enfal 29. Ayet (8:29:0) وَيُكَفِّرْ ويكفر ve yukeffir ve örter ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
182 Enfal 30. Ayet (8:30:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar edenler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248]
183 Enfal 35. Ayet (8:35:0) تَكْفُرُونَ تكفرون tekfurûn(e) inkar ediyor(lar) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.[249]
184 Enfal 36. Ayet (8:36:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.
185 Enfal 36. Ayet (8:36:0) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.
186 Enfal 38. Ayet (8:38:0) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(lere) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır.[250]
187 Enfal 50. Ayet (8:50:0) كَفَرُواۙ كفروا keferû o inkar eden(leri) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin.
188 Enfal 52. Ayet (8:52:0) كَفَرُوا كفروا keferû (onlar da) inkar etmişlerdi ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır.
189 Enfal 55. Ayet (8:55:0) كَفَرُوا كفروا keferû kafirlerdir ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkâr edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.
190 Enfal 59. Ayet (8:59:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar edenler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) âciz bırakamazlar.
191 Enfal 65. Ayet (8:65:0) كَفَرُوا كفروا keferû kafir(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
192 Enfal 73. Ayet (8:73:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.
193 Tevbe 2. Ayet (9:2:0) الْكَافِر۪ينَ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirleri ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir.
194 Tevbe 3. Ayet (9:3:0) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(lere) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!
195 Tevbe 12. Ayet (9:12:0) الْكُفْرِۙ الكفر l-kufri küfrün ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.
196 Tevbe 17. Ayet (9:17:0) بِالْكُفْرِۜ بالكفر bil-kufr(i) küfrüne ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
197 Tevbe 23. Ayet (9:23:0) الْكُفْرَ الكفر l-kufra küfrü ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
198 Tevbe 26. Ayet (9:26:0) كَفَرُواۜ كفروا keferû kafirlere ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.
199 Tevbe 26. Ayet (9:26:0) الْكَافِر۪ينَ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.