"ك ف ر" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 525 sonuç bulundu.
250 - 300 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
250 İbrahim 2. Ayet (14:2:11) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne şu kafirlerin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Elif Lâm Râ.[293] Bu Kur’an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline.
251 İbrahim 7. Ayet (14:7:8) كَفَرْتُمْ كفرتم kefertum nankörlük ederseniz ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
252 İbrahim 8. Ayet (14:8:4) تَكْفُرُٓوا تكفروا tekfurû nankörlük etseniz ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyık olandır.”
253 İbrahim 9. Ayet (14:9:27) كَفَرْنَا كفرنا kefernâ tanımayız ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.
254 İbrahim 13. Ayet (14:13:3) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”
255 İbrahim 18. Ayet (14:18:3) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(lerin) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
256 İbrahim 22. Ayet (14:22:35) كَفَرْتُ كفرت kefertu reddetmiştim ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
257 İbrahim 28. Ayet (14:28:8) كُفْرًا كفرا kufran nankörlüğe ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 28,29. Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
258 İbrahim 34. Ayet (14:34:15) كَفَّارٌ۟ كفار keffâr(un) çok nankördür ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
259 Hicr 2. Ayet (15:2:4) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir.
260 Nahl 27. Ayet (16:27:21) الْكَافِر۪ينَۙ الكافرين l-kâfirîn(e) kafirler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.”
261 Nahl 39. Ayet (16:39:8) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
262 Nahl 55. Ayet (16:55:1) لِيَكْفُرُوا ليكفروا li-yekfurû nankörlük etmek için ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
263 Nahl 72. Ayet (16:72:21) يَكْفُرُونَۙ يكفرون yekfurûn(e) nankörlük ediyorlar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
264 Nahl 83. Ayet (16:83:7) الْكَافِرُونَ۟ الكافرون l-kâfirûn(e) inkar ederler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.
265 Nahl 84. Ayet (16:84:11) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(lere) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
266 Nahl 88. Ayet (16:88:2) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.
267 Nahl 106. Ayet (16:106:2) كَفَرَ كفر kefera inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
268 Nahl 106. Ayet (16:106:16) بِالْكُفْرِ بالكفر bil-kufri küfre ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
269 Nahl 107. Ayet (16:107:13) الْكَافِر۪ينَ الكافرين lkâfirîn(e) inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
270 Nahl 112. Ayet (16:112:14) فَكَفَرَتْ فكفرت fekeferat fakat nankörlük etti ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.
271 İsrâ 8. Ayet (17:8:10) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne kafirler için ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır.
272 İsrâ 27. Ayet (17:27:9) كَفُورًا كفورا kefûrâ(n) çok nankördür ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.
273 İsrâ 67. Ayet (17:67:18) كَفُورًا كفورا kefûrâ(n) nankördür ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
274 İsrâ 69. Ayet (17:69:15) كَفَرْتُمْۙ كفرتم kefertum inkar ettiğinizden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?
275 İsrâ 89. Ayet (17:89:14) كُفُورًا كفورا kufûrâ(n) inkarda ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.
276 İsrâ 98. Ayet (17:98:4) كَفَرُوا كفروا keferû inkar ettiler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler.
277 İsrâ 99. Ayet (17:99:23) كُفُورًا كفورا kufûrâ(n) inkardan ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkârda direttiler.
278 Kehf 29. Ayet (18:29:10) فَلْيَكْفُرْۙ فليكفر fel-yekfur inkar etsin ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328]
279 Kehf 37. Ayet (18:37:6) اَكَفَرْتَ اكفرت ekeferte inkar mı ediyorsun? ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?”
280 Kehf 56. Ayet (18:56:9) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
281 Kehf 80. Ayet (18:80:10) وَكُفْرًاۚ وكفرا ve kufrâ(n) ve küfür ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”
282 Kehf 100. Ayet (18:100:4) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne kafirlere ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 100,101. O gün cehennemi; gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
283 Kehf 102. Ayet (18:102:3) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkarcılar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.
284 Kehf 102. Ayet (18:102:13) لِلْكَافِر۪ينَ للكافرين lil-kâfirîne kafirlere ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.
285 Kehf 105. Ayet (18:105:3) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.
286 Kehf 106. Ayet (18:106:5) كَفَرُوا كفروا keferû inkarları ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.
287 Meryem 37. Ayet (19:37:7) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler.[345] Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline!
288 Meryem 73. Ayet (19:73:8) كَفَرُوا كفروا keferû inkar edenler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.[349]
289 Meryem 77. Ayet (19:77:3) كَفَرَ كفر kefera inkar eden(leri) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi inkâr edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?[350]
290 Meryem 82. Ayet (19:82:2) سَيَكْفُرُونَ سيكفرون seyekfurûne inkar edecekler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır! İlâhları, onların ibadetlerini inkâr edecekler ve kendilerine düşman olacaklar.[351]
291 Meryem 83. Ayet (19:83:7) الْكَافِر۪ينَ الكافرين l-kâfirîne kafirler ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
292 Enbiyâ 30. Ayet (21:30:4) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
293 Enbiyâ 36. Ayet (21:36:4) كَفَرُٓوا كفروا keferû inkar eden ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.
294 Enbiyâ 36. Ayet (21:36:17) كَافِرُونَ كافرون kâfirûn(e) inkar ediyorlar ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar.
295 Enbiyâ 39. Ayet (21:39:4) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
296 Enbiyâ 94. Ayet (21:94:8) كُفْرَانَ كفران kufrâne nankörlük edilmez ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
297 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:9) كَفَرُواۜ كفروا keferû inkar eden(lerin) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
298 Hacc 19. Ayet (22:19:7) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(lere) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.
299 Hacc 25. Ayet (22:25:3) كَفَرُوا كفروا keferû inkar eden(ler) ك ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.