| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 6. Ayet (2:6:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10] | |||||
| 2 | Bakara 19. Ayet (2:19:19) | بِالْكَافِر۪ينَ | بالكافرين | bil-kâfirîn(e) | inkarcıları | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. | |||||
| 3 | Bakara 24. Ayet (2:24:13) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîn(e) | inkarcılar için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır. | |||||
| 4 | Bakara 26. Ayet (2:26:22) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 5 | Bakara 28. Ayet (2:28:2) | تَكْفُرُونَ | تكفرون | tekfurûne | inkar edersiniz | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 6 | Bakara 34. Ayet (2:34:13) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | inkarcılar- | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. | |||||
| 7 | Bakara 39. Ayet (2:39:2) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 8 | Bakara 41. Ayet (2:41:10) | كَافِرٍ | كافر | kâfirin | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 9 | Bakara 61. Ayet (2:61:49) | يَكْفُرُونَ | يكفرون | yekfurûne | (çünkü) inkar ediyorlar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 10 | Bakara 85. Ayet (2:85:26) | وَتَكْفُرُونَ | وتكفرون | ve tekfurûne | inkar mı ediyorsunuz | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 11 | Bakara 88. Ayet (2:88:7) | بِكُفْرِهِمْ | بكفرهم | bi-kufrihim | inkarlarından dolayı | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[27] | |||||
| 12 | Bakara 89. Ayet (2:89:16) | كَفَرُواۚ | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 13 | Bakara 89. Ayet (2:89:21) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar ettiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 14 | Bakara 89. Ayet (2:89:26) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | inkarcıların | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 15 | Bakara 90. Ayet (2:90:6) | يَكْفُرُوا | يكفروا | yekfurû | inkar etmek | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 16 | Bakara 90. Ayet (2:90:25) | وَلِلْكَافِر۪ينَ | وللكافرين | ve lil-kâfirîne | ve inkar edenler için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 17 | Bakara 91. Ayet (2:91:13) | وَيَكْفُرُونَ | ويكفرون | ve yekfurûne | ve inkar ederler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” | |||||
| 18 | Bakara 93. Ayet (2:93:19) | بِكُفْرِهِمْۜ | بكفرهم | bi-kufrihim | inkarlarıyla | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 19 | Bakara 98. Ayet (2:98:12) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîn(e) | inkar edenlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. | |||||
| 20 | Bakara 99. Ayet (2:99:7) | يَكْفُرُ | يكفر | yekfuru | inkar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. | |||||
| 21 | Bakara 102. Ayet (2:102:9) | كَفَرَ | كفر | kefera | küfre girmedi | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 22 | Bakara 102. Ayet (2:102:13) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | küfre girdiler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 23 | Bakara 102. Ayet (2:102:34) | تَكْفُرْۜ | تكفر | tekfur | sakın küfre girmeyin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! | |||||
| 24 | Bakara 104. Ayet (2:104:11) | وَلِلْكَافِر۪ينَ | وللكافرين | ve lil-kâfirîne | ve kafirler için vardır | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.[29] | |||||
| 25 | Bakara 105. Ayet (2:105:4) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 26 | Bakara 108. Ayet (2:108:13) | الْكُفْرَ | الكفر | l-kufra | inkarı | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur. | |||||
| 27 | Bakara 109. Ayet (2:109:11) | كُفَّارًاۚ | كفارا | kuffâran | kafirler olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir. | |||||
| 28 | Bakara 121. Ayet (2:121:11) | يَكْفُرْ | يكفر | yekfur | inkar ederse | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 29 | Bakara 126. Ayet (2:126:21) | كَفَرَ | كفر | kefera | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. | |||||
| 30 | Bakara 152. Ayet (2:152:6) | تَكْفُرُونِ۟ | تكفرون | tekfurûn(i) | ve inkar etmeyin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. | |||||
| 31 | Bakara 161. Ayet (2:161:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edip te | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. | |||||
| 32 | Bakara 161. Ayet (2:161:6) | كُفَّارٌ | كفار | kuffârun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. | |||||
| 33 | Bakara 171. Ayet (2:171:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar. | |||||
| 34 | Bakara 191. Ayet (2:191:25) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. | |||||
| 35 | Bakara 212. Ayet (2:212:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferu | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 36 | Bakara 217. Ayet (2:217:15) | وَكُفْرٌ | وكفر | vekufrun | ve inkar etmek | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 37 | Bakara 217. Ayet (2:217:45) | كَافِرٌ | كافر | kâfirun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 38 | Bakara 250. Ayet (2:250:15) | الْكَافِر۪ينَۜ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” | |||||
| 39 | Bakara 253. Ayet (2:253:42) | كَفَرَۜ | كفر | kefer(a) | inkar etti | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 40 | Bakara 254. Ayet (2:254:20) | وَالْكَافِرُونَ | والكافرون | vel-kâfirûne | ve kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 41 | Bakara 256. Ayet (2:256:11) | يَكْفُرْ | يكفر | yekfur | inkar eder | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73] | |||||
| 42 | Bakara 257. Ayet (2:257:11) | كَفَرُٓوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. | |||||
| 43 | Bakara 258. Ayet (2:258:38) | كَفَرَۜ | كفر | kefer(a) | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 44 | Bakara 264. Ayet (2:264:39) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 45 | Bakara 271. Ayet (2:271:13) | وَيُكَفِّرُ | ويكفر | ve yukeffiru | ve kapatır | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 46 | Bakara 276. Ayet (2:276:10) | كَفَّارٍ | كفار | keffârin | inkarcıları | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, faiz malını mahveder, sadakaları[78] ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez. | |||||
| 47 | Bakara 286. Ayet (2:286:49) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 48 | Âl-i İmran 4. Ayet (3:4:9) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 49 | Âl-i İmran 10. Ayet (3:10:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar eden(ler) | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. | |||||
| 50 | Âl-i İmran 12. Ayet (3:12:3) | كَفَرُوا | كفروا | keferû | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” | |||||