| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Tevbe 34. Ayet (9:34:0) | يَكْنِزُونَ | يكنزون | yeknizûne | yığan | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. | |||||
| 2 | Tevbe 35. Ayet (9:35:0) | كَنَزْتُمْ | كنزتم | keneztum | yığdıklarınız | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. | |||||
| 3 | Tevbe 35. Ayet (9:35:0) | تَكْنِزُونَ | تكنزون | teknizûn(e) | yığıyor(lar) | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. | |||||
| 4 | Hûd 12. Ayet (11:12:15) | كَنْزٌ | كنز | kenzun | bir hazine | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. | |||||
| 5 | Kehf 82. Ayet (18:82:10) | كَنْزٌ | كنز | kenzun | bir hazine | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 6 | Kehf 82. Ayet (18:82:21) | كَنْزَهُمَاۗ | كنزهما | kenzehumâ | hazinelerini | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 7 | Furkan 8. Ayet (25:8:4) | كَنْزٌ | كنز | kenzun | bir hazine | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. | |||||
| 8 | Şu'arâ 58. Ayet (26:58:1) | وَكُنُوزٍ | وكنوز | ve kunûzin | ve hazineler(inden) | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 57,58. Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. | |||||
| 9 | Kasas 76. Ayet (28:76:11) | الْكُنُوزِ | الكنوز | l-kunûzi | hazineler- | ك ن ز |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.” | |||||