| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 210. Ayet (2:210:13) | الْاَمْرُۜ | الامر | l-emr(u) | işin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Hâlbuki bütün işler Allah’a döndürülür. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 128. Ayet (3:128:4) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | o konuda | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:13) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | (verilen) emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:26) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | bu işten | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:31) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 6 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:46) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | bu işten | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 7 | Âl-i İmran 159. Ayet (3:159:21) | الْاَمْرِۚ | الامر | l-emr(i) | işini | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. | |||||
| 8 | Nisâ 59. Ayet (4:59:10) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | buyruk | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 9 | Nisâ 83. Ayet (4:83:16) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | buyruk | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız. | |||||
| 10 | Nisâ 119. Ayet (4:119:3) | وَلَاٰمُرَنَّهُمْ | ولامرنهم | ve leâmurannehum | ve onlara emredeceğim | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. | |||||
| 11 | Nisâ 119. Ayet (4:119:7) | وَلَاٰمُرَنَّهُمْ | ولامرنهم | ve leâmurannehum | ve onlara emredeceğim | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. | |||||
| 12 | En'am 8. Ayet (6:8:10) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helâk edilirlerdi.) | |||||
| 13 | En'am 58. Ayet (6:58:9) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177] | |||||
| 14 | A'raf 54. Ayet (7:54:28) | وَالْاَمْرُۜ | والامر | vel-emr(u) | ve emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 15 | Enfal 43. Ayet (8:43:0) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | (savaş) iş(in)de | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. | |||||
| 16 | Tevbe 106. Ayet (9:106:0) | لِاَمْرِ | لامر | li-emri | emrine | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 17 | Tevbe 112. Ayet (9:112:0) | الْاٰمِرُونَ | الامرون | l-âmirûne | emredip | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele. | |||||
| 18 | Yunus 3. Ayet (10:3:0) | الْاَمْرَۜ | الامر | l-emr(a) | işleri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? | |||||
| 19 | Yunus 31. Ayet (10:31:0) | الْاَمْرَۜ | الامر | l-emr(a) | işleri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” | |||||
| 20 | Hûd 44. Ayet (11:44:12) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. | |||||
| 21 | Hûd 123. Ayet (11:123:7) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | işler | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 22 | Yusuf 21. Ayet (12:21:6) | لِامْرَاَتِه۪ٓ | لامراته | li-mraetihi | karısına | م ر أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. | |||||
| 23 | Yusuf 41. Ayet (12:41:17) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir.” | |||||
| 24 | Ra'd 2. Ayet (13:2:20) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | işi(ni) | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. | |||||
| 25 | Ra'd 31. Ayet (13:31:17) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | işler | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. | |||||
| 26 | İbrahim 22. Ayet (14:22:5) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | iş | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 27 | Hicr 66. Ayet (15:66:4) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | buyruğu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” | |||||
| 28 | Meryem 39. Ayet (19:39:6) | الْاَمْرُۚ | الامر | l-emru | işe | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. | |||||
| 29 | Hacc 67. Ayet (22:67:10) | الْاَمْرِ | الامر | l-emr(i) | bu işte | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. | |||||
| 30 | Neml 33. Ayet (27:33:8) | وَالْاَمْرُ | والامر | vel-emru | ama emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.” | |||||
| 31 | Kasas 44. Ayet (28:44:9) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | o işi | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415] | |||||
| 32 | Rum 4. Ayet (30:4:5) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | emir | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.[422] | |||||
| 33 | Secde 5. Ayet (32:5:2) | الْاَمْرَ | الامر | l-emra | emri | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir. | |||||
| 34 | Câsiye 17. Ayet (45:17:4) | الْاَمْرِۚ | الامر | l-emr(i) | bu işde | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 35 | Câsiye 18. Ayet (45:18:6) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | emrimiz- | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. | |||||
| 36 | Muhammed 21. Ayet (47:21:6) | الْاَمْرُ۠ | الامر | l-emru | işe | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu. | |||||
| 37 | Muhammed 26. Ayet (47:26:12) | الْاَمْرِۚ | الامر | l-emr(i) | işin | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu, münafıkların, Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını bilir. | |||||
| 38 | Hucurât 7. Ayet (49:7:11) | الْاَمْرِ | الامر | l-emri | işte | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. | |||||
| 39 | Talak 12. Ayet (65:12:10) | الْاَمْرُ | الامر | l-emru | buyruğu | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. | |||||
| 40 | İnfitâr 19. Ayet (82:19:7) | وَالْاَمْرُ | والامر | vel-emru | ve buyruk | أ م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır. | |||||