"لعل" Analizi


Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 208 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 21. Ayet (2:21:11) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
2 Bakara 32. Ayet (2:32:11) الْعَل۪يمُ العليم l’alîmu bilensin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
3 Bakara 52. Ayet (2:52:7) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
4 Bakara 53. Ayet (2:53:6) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı[16] vermiştik.
5 Bakara 56. Ayet (2:56:6) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
6 Bakara 63. Ayet (2:63:14) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum belki de siz  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik.
7 Bakara 73. Ayet (2:73:10) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
8 Bakara 120. Ayet (2:120:23) الْعِلْمِۙ العلم l’ilmi ilim- ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
9 Bakara 127. Ayet (2:127:14) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilensin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
10 Bakara 137. Ayet (2:137:19) الْعَل۪يمُۜ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
11 Bakara 145. Ayet (2:145:28) الْعِلْمِۙ العلم l’ilmi ilim- ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
12 Bakara 150. Ayet (2:150:30) وَلَعَلَّكُمْ ولعلكم vele’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
13 Bakara 179. Ayet (2:179:8) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum böylece  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.
14 Bakara 183. Ayet (2:183:14) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki siz  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
15 Bakara 185. Ayet (2:185:43) وَلَعَلَّكُمْ ولعلكم ve le’allekum ve umulur ki siz  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.
16 Bakara 186. Ayet (2:186:16) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum böylece onlar  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
17 Bakara 187. Ayet (2:187:64) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
18 Bakara 189. Ayet (2:189:26) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54]
19 Bakara 219. Ayet (2:219:25) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63]
20 Bakara 221. Ayet (2:221:38) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
21 Bakara 242. Ayet (2:242:6) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.
22 Bakara 247. Ayet (2:247:34) الْعِلْمِ العلم l’ilmi bilgisinin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
23 Bakara 255. Ayet (2:255:49) الْعَلِيُّ العلي l-’aliyyu yücedir ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.[70] O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?[71] O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.[72]
24 Bakara 266. Ayet (2:266:34) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulurki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75]
25 Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:34) الْعِلْمِ العلم l’ilmi ilimde ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
26 Âl-i İmran 18. Ayet (3:18:10) الْعِلْمِ العلم l-’ilmi ilim ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
27 Âl-i İmran 19. Ayet (3:19:16) الْعِلْمُ العلم l-’ilmu ilim ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.
28 Âl-i İmran 35. Ayet (3:35:18) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilensin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti.
29 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:9) الْعِلْمِ العلم l-’ilmi ilim- ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
30 Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:16) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum belki onlar  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95]
31 Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:33) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
32 Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:9) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
33 Âl-i İmran 130. Ayet (3:130:12) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100]
34 Âl-i İmran 132. Ayet (3:132:4) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki olursunuz  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
35 Âl-i İmran 200. Ayet (3:200:10) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
36 Nisâ 83. Ayet (4:83:18) لَعَلِمَهُ لعلمه le’alimehu bilirlerdi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.
37 Nisâ 162. Ayet (4:162:4) الْعِلْمِ العلم l-’ilmi ilimde ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.
38 Mâide 6. Ayet (5:6:61) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
39 Mâide 35. Ayet (5:35:13) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
40 Mâide 76. Ayet (5:76:16) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
41 Mâide 89. Ayet (5:89:44) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
42 Mâide 90. Ayet (5:90:15) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[158]
43 Mâide 100. Ayet (5:100:15) لَعَلَّكُمْ لعلكم le’allekum umulur ki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
44 En'am 13. Ayet (6:13:9) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
45 En'am 42. Ayet (6:42:10) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum belki onlar  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
46 En'am 51. Ayet (6:51:16) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar.
47 En'am 65. Ayet (6:65:26) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum diye  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
48 En'am 69. Ayet (6:69:11) لَعَلَّهُمْ لعلهم le’allehum belki  لَعَلَّكُمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
49 En'am 96. Ayet (6:96:12) الْعَل۪يمِ العليم l-’alîm(i) bilen(Allah)ın ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir).
50 En'am 115. Ayet (6:115:11) الْعَل۪يمُ العليم l-’alîm(u) bilendir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.