| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 6. Ayet (4:6:5) | بَلَغُوا | بلغوا | belaġû | varıncaya | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. | |||||
| 2 | Meryem 62. Ayet (19:62:4) | لَغْوًا | لغوا | laġven | boş söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. | |||||
| 3 | Hacc 5. Ayet (22:5:40) | لِتَبْلُغُٓوا | لتبلغوا | li-tebluġû | ermeniz için | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 4 | Nûr 58. Ayet (24:58:11) | يَبْلُغُوا | يبلغوا | yebluġû | henüz ermemiş | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5 | Sebe' 45. Ayet (34:45:6) | بَلَغُوا | بلغوا | belaġû | erişmemişlerdir | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! | |||||
| 6 | Mü'min 67. Ayet (40:67:16) | لِتَبْلُغُٓوا | لتبلغوا | li-tebluġû | ermeniz için | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan[474] yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. | |||||
| 7 | Mü'min 67. Ayet (40:67:26) | وَلِتَبْلُغُٓوا | ولتبلغوا | ve li-tebluġû | ve erişmeniz için | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan[474] yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. | |||||
| 8 | Mü'min 80. Ayet (40:80:4) | وَلِتَبْلُغُوا | ولتبلغوا | ve li-tebluġû | erersiniz | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. | |||||
| 9 | Fussilet 26. Ayet (41:26:8) | وَالْغَوْا | والغوا | velġav | ve gürültü edin | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.” | |||||
| 10 | Vâkı'a 25. Ayet (56:25:4) | لَغْوًا | لغوا | laġven | boş bir söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. | |||||
| 11 | Cin 28. Ayet (72:28:4) | اَبْلَغُوا | ابلغوا | eblaġû | duyurduklarını | ب ل غ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. | |||||
| 12 | Nebe' 35. Ayet (78:35:4) | لَغْوًا | لغوا | laġven | boş söz | ل غ و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan. | |||||