| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 54. Ayet (2:54:4) | لِقَوْمِه۪ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 2 | Bakara 60. Ayet (2:60:4) | لِقَوْمِه۪ | لقومه | li-kavmihi | kavmi için | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. | |||||
| 3 | Bakara 67. Ayet (2:67:4) | لِقَوْمِه۪ٓ | لقومه | li-kavmihî | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[24] | |||||
| 4 | Mâide 20. Ayet (5:20:4) | لِقَوْمِه۪ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 5 | A'raf 80. Ayet (7:80:4) | لِقَوْمِه۪ٓ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 6 | A'raf 128. Ayet (7:128:3) | لِقَوْمِهِ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine, “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. | |||||
| 7 | Yunus 71. Ayet (10:71:0) | لِقَوْمِه۪ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin! | |||||
| 8 | İbrahim 6. Ayet (14:6:4) | لِقَوْمِهِ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. | |||||
| 9 | Neml 54. Ayet (27:54:4) | لِقَوْمِه۪ٓ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 10 | Ankebut 16. Ayet (29:16:4) | لِقَوْمِهِ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” | |||||
| 11 | Ankebut 28. Ayet (29:28:4) | لِقَوْمِه۪ٓ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.” | |||||
| 12 | Sâffât 124. Ayet (37:124:3) | لِقَوْمِه۪ٓ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” | |||||
| 13 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:12) | لِقَوْمِهِمْ | لقومهم | li-kavmihim | kavimlerine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||
| 14 | Saf 5. Ayet (61:5:4) | لِقَوْمِه۪ | لقومه | li-kavmihi | kavmine | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ kavmine, “Ey kavmim! Allah’ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||