| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 148. Ayet (2:148:1) | وَلِكُلٍّ | ولكل | ve li-kullin | her (ümmetin) vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 2 | Nisâ 11. Ayet (4:11:24) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 3 | Nisâ 12. Ayet (4:12:61) | فَلِكُلِّ | فلكل | fe-likulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer.[108] Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin[109] yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 4 | Nisâ 33. Ayet (4:33:1) | وَلِكُلٍّ | ولكل | ve li-kullin | ve her birine | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir. | |||||
| 5 | Nisâ 46. Ayet (4:46:5) | الْكَلِمَ | الكلم | l-kelime | kelimeleri | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119] | |||||
| 6 | Nisâ 176. Ayet (4:176:6) | الْكَلَالَةِۜ | الكلالة | l-kelâle(ti) | kelale | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Mâide 13. Ayet (5:13:9) | الْكَلِمَ | الكلم | l-kelime | kelimeleri | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 8 | Mâide 41. Ayet (5:41:29) | الْكَلِمَ | الكلم | l-kelime | kelimeleri | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 9 | Mâide 48. Ayet (5:48:25) | لِكُلٍّ | لكل | li-kullin | her biriniz için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. | |||||
| 10 | En'am 34. Ayet (6:34:16) | لِكَلِمَاتِ | لكلمات | li-kelimâti | kelimelerini | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. | |||||
| 11 | En'am 67. Ayet (6:67:1) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz. | |||||
| 12 | En'am 108. Ayet (6:108:15) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. | |||||
| 13 | En'am 112. Ayet (6:112:3) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 14 | En'am 115. Ayet (6:115:8) | لِكَلِمَاتِه۪ۚ | لكلماته | li-kelimâtih(i) | O'nun sözlerini | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 15 | En'am 132. Ayet (6:132:1) | وَلِكُلٍّ | ولكل | ve li-kullin | her birinin | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. | |||||
| 16 | En'am 154. Ayet (6:154:10) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 17 | A'raf 34. Ayet (7:34:1) | وَلِكُلِّ | ولكل | ve li-kulli | ve her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. | |||||
| 18 | A'raf 38. Ayet (7:38:36) | لِكُلٍّ | لكل | li-kullin | hepsi için vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” | |||||
| 19 | A'raf 145. Ayet (7:145:10) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” | |||||
| 20 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | الْكَلْبِۚ | الكلب | l-kelbi | şu köpeğin | ك ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 21 | Yunus 47. Ayet (10:47:0) | وَلِكُلِّ | ولكل | ve likulli | ve hepsi için vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. | |||||
| 22 | Yunus 49. Ayet (10:49:0) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsi için vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[269] | |||||
| 23 | Yunus 54. Ayet (10:54:0) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. | |||||
| 24 | Yunus 64. Ayet (10:64:0) | لِكَلِمَاتِ | لكلمات | li-kelimâti | sözlerinde | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 25 | Ra'd 7. Ayet (13:7:13) | وَلِكُلِّ | ولكل | ve likulli | ve hepsi için vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. | |||||
| 26 | Ra'd 38. Ayet (13:38:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 27 | İbrahim 5. Ayet (14:5:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkes için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 28 | Hicr 44. Ayet (15:44:4) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. | |||||
| 29 | Nahl 89. Ayet (16:89:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. | |||||
| 30 | Kehf 27. Ayet (18:27:10) | لِكَلِمَاتِه۪ | لكلماته | li-kelimâtihi | O'nun sözlerini | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. | |||||
| 31 | Kehf 109. Ayet (18:109:6) | لِكَلِمَاتِ | لكلمات | li-kelimâti | sözleri(ni yazmak) için | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.” | |||||
| 32 | Hacc 34. Ayet (22:34:1) | وَلِكُلِّ | ولكل | ve likulli | ve hepsi için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele! | |||||
| 33 | Hacc 67. Ayet (22:67:1) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. | |||||
| 34 | Nûr 11. Ayet (24:11:15) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her (karşılığını görecektir) | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.[385] | |||||
| 35 | Furkan 31. Ayet (25:31:3) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. | |||||
| 36 | Lokman 31. Ayet (31:31:17) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkes için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 37 | Sebe' 9. Ayet (34:9:27) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsi için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. | |||||
| 38 | Sebe' 19. Ayet (34:19:17) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkes için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 39 | Fâtır 10. Ayet (35:10:10) | الْكَلِمُ | الكلم | l-kelimu | söz | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||
| 40 | Şûrâ 33. Ayet (42:33:13) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkes için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 41 | Câsiye 7. Ayet (45:7:2) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | her | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her günahkâr yalancının vay hâline! | |||||
| 42 | Ahkaf 19. Ayet (46:19:1) | وَلِكُلٍّ | ولكل | ve li-kullin | her birinin vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. | |||||
| 43 | Kaf 8. Ayet (50:8:3) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsi için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. | |||||
| 44 | Kaf 32. Ayet (50:32:4) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | daima | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” | |||||
| 45 | Talak 3. Ayet (65:3:19) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | için | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 46 | Abese 37. Ayet (80:37:1) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | hepsinin vardır | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır. | |||||
| 47 | Hümeze 1. Ayet (104:1:2) | لِكُلِّ | لكل | li-kulli | herkesin | ك ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline! | |||||