"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
1000 - 1050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1000 Tevbe 23. Ayet (9:23:0) الظَّالِمُونَ الظالمون zzâlimûn(e) zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
1001 Tevbe 25. Ayet (9:25:0) فَلَمْ فلم fe-lem fakat  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız.[255]
1002 Tevbe 26. Ayet (9:26:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne mü'minlerin أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.
1003 Tevbe 26. Ayet (9:26:0) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.
1004 Tevbe 28. Ayet (9:28:0) الْمُشْرِكُونَ المشركون l-muşrikûne ortak koşanlar ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1005 Tevbe 28. Ayet (9:28:0) الْمَسْجِدَ المسجد l-mescide Mescid-i س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1006 Tevbe 30. Ayet (9:30:0) الْمَس۪يحُ المسيح l-mesîhu Mesih الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
1007 Tevbe 31. Ayet (9:31:0) وَالْمَس۪يحَ والمسيح vel-mesîha ve Mesih'i de الْمَس۪يح
Diyanet İşleri (Yeni) (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
1008 Tevbe 33. Ayet (9:33:0) الْمُشْرِكُونَ المشركون l-muşrikûn(e) ortak koşanlar ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
1009 Tevbe 36. Ayet (9:36:0) تَظْلِمُوا تظلموا tazlimû zulmetmeyin ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1010 Tevbe 36. Ayet (9:36:0) الْمُشْرِك۪ينَ المشركين l-muşrikîne ortak koşanlarla ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1011 Tevbe 36. Ayet (9:36:0) وَاعْلَمُٓوا واعلموا va’lemû ve bilin ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1012 Tevbe 36. Ayet (9:36:0) الْمُتَّق۪ينَ المتقين l-muttekîn(e) korunanlarla و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1013 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1014 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) كَلِمَةَ كلمة kelimete sözünü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1015 Tevbe 40. Ayet (9:40:0) وَكَلِمَةُ وكلمة ve kelimetu ve sözü ise ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1016 Tevbe 41. Ayet (9:41:0) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde[259] Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
1017 Tevbe 42. Ayet (9:42:0) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
1018 Tevbe 43. Ayet (9:43:0) لِمَ لم lime niçin مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
1019 Tevbe 43. Ayet (9:43:0) وَتَعْلَمَ وتعلم ve ta’leme ve öğreninceye ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
1020 Tevbe 44. Ayet (9:44:0) بِالْمُتَّق۪ينَ بالمتقين bil-muttekîn(e) korunanları و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.
1021 Tevbe 47. Ayet (9:47:0) بِالظَّالِم۪ينَ بالظالمين bi-zzâlimîn(e) zalimleri ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
1022 Tevbe 49. Ayet (9:49:0) لَمُح۪يطَةٌ لمحيطة le-muhîtatun kuşatacaktır ح و ط
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan “Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme” diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır.
1023 Tevbe 51. Ayet (9:51:0) الْمُؤْمِنُونَ المؤمنون l-mu/minûn(e) inananlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”
1024 Tevbe 56. Ayet (9:56:0) لَمِنْكُمْۜ لمنكم leminkum sizden olduklarına مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
1025 Tevbe 58. Ayet (9:58:0) يَلْمِزُكَ يلمزك yelmizuke sana dil uzatır ل م ز
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
1026 Tevbe 58. Ayet (9:58:0) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
1027 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) وَالْمَسَاك۪ينِ والمساكين vel-mesâkîni ve düşkünlere س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1028 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ والمؤلفة vel-muellefeti ve ısındırılacak olanlara أ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1029 Tevbe 61. Ayet (9:61:0) لِلْمُؤْمِن۪ينَ للمؤمنين lil-mu/minîne mü'minlere أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.”
1030 Tevbe 63. Ayet (9:63:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.
1031 Tevbe 63. Ayet (9:63:0) يَعْلَمُٓوا يعلموا ya’lemû bilmediler mi ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.
1032 Tevbe 64. Ayet (9:64:0) الْمُنَافِقُونَ المنافقون l-munâfikûne münafıklar ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.”
1033 Tevbe 67. Ayet (9:67:0) اَلْمُنَافِقُونَ المنافقون el-munâfikûne münafık erkekler ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
1034 Tevbe 67. Ayet (9:67:0) وَالْمُنَافِقَاتُ والمنافقات vel-munâfikâtu ve münafık kadınlar ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
1035 Tevbe 67. Ayet (9:67:0) بِالْمُنْكَرِ بالمنكر bil-munkeri kötülüğü ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
1036 Tevbe 67. Ayet (9:67:0) الْمَعْرُوفِ المعروف l-ma’rûfi iyilikten ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
1037 Tevbe 67. Ayet (9:67:0) الْمُنَافِق۪ينَ المنافقين l-munâfikîne Münafıklar ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
1038 Tevbe 68. Ayet (9:68:0) الْمُنَافِق۪ينَ المنافقين l-munâfikîne münafık erkeklere ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
1039 Tevbe 68. Ayet (9:68:0) وَالْمُنَافِقَاتِ والمنافقات vel-munâfikâti ve münafık kadınlara ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
1040 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1041 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ والمؤتفكات vel-mu/tefikât(i) ve yerlebir olanların أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1042 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) لِيَظْلِمَهُمْ ليظلمهم li-yazlimehum onlara zulmediyor ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1043 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) يَظْلِمُونَ يظلمون yazlimûn(e) zulmediyorlardı ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
1044 Tevbe 71. Ayet (9:71:0) وَالْمُؤْمِنُونَ والمؤمنون vel-mu/minûne inanan erkekler أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1045 Tevbe 71. Ayet (9:71:0) وَالْمُؤْمِنَاتُ والمؤمنات vel-mu/minâtu ve inanan kadınlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1046 Tevbe 71. Ayet (9:71:0) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1047 Tevbe 71. Ayet (9:71:0) الْمُنْكَرِ المنكر l-munkeri kötülük- ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1048 Tevbe 72. Ayet (9:72:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne inanan erkeklere أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
1049 Tevbe 72. Ayet (9:72:0) وَالْمُؤْمِنَاتِ والمؤمنات vel-mu/minâti ve inanan kadınlara أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.