"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
1050 - 1100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1050 Tevbe 73. Ayet (9:73:0) وَالْمُنَافِق۪ينَ والمنافقين vel-munâfikîne ve münafıklarla ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
1051 Tevbe 73. Ayet (9:73:0) الْمَص۪يرُ المصير l-masîr(u) bir gidiş yeridir ص ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
1052 Tevbe 74. Ayet (9:74:0) كَلِمَةَ كلمة kelimete (o) sözü ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
1053 Tevbe 74. Ayet (9:74:0) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
1054 Tevbe 76. Ayet (9:76:0) فَلَمَّٓا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.
1055 Tevbe 78. Ayet (9:78:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
1056 Tevbe 78. Ayet (9:78:0) يَعْلَمُٓوا يعلموا ya’lemû bilmediler mi ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
1057 Tevbe 78. Ayet (9:78:0) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
1058 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) يَلْمِزُونَ يلمزون yelmizûne çekiştiren ل م ز
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
1059 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) الْمُطَّوِّع۪ينَ المطوعين l-muttavvi’îne gönülden verenleri ط و ع
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
1060 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne mü'minler- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
1061 Tevbe 81. Ayet (9:81:0) الْمُخَلَّفُونَ المخلفون l-muḣallefûne muhalefet ederek خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
1062 Tevbe 88. Ayet (9:88:0) الْمُفْلِحُونَ المفلحون l-muflihûn(e) başarıya erenler ف ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
1063 Tevbe 90. Ayet (9:90:0) الْمُعَذِّرُونَ المعذرون l-mu’ażżirûne özür bahane eden ع ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
1064 Tevbe 91. Ayet (9:91:0) الْمَرْضٰى المرضى l-merdâ hastalar م ر ض
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1065 Tevbe 91. Ayet (9:91:0) الْمُحْسِن۪ينَ المحسنين l-muhsinîne iyilik edenlerin ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
1066 Tevbe 93. Ayet (9:93:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
1067 Tevbe 94. Ayet (9:94:0) عَالِمِ عالم ‘âlimi bilene ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.”
1068 Tevbe 97. Ayet (9:97:0) يَعْلَمُوا يعلموا ya’lemû tanımamaya ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
1069 Tevbe 100. Ayet (9:100:0) الْمُهَاجِر۪ينَ المهاجرين l-muhâcirîne Muhacirler- ه ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
1070 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) الْمَد۪ينَةِ المدينة l-medîne(ti) Medine م د ن
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
1071 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) تَعْلَمُهُمْۜ تعلمهم ta’lemuhum sen onları bilmezsin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
1072 Tevbe 101. Ayet (9:101:0) نَعْلَمُهُمْۜ نعلمهم na’lemuhum onları biliriz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
1073 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
1074 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) يَعْلَمُٓوا يعلموا ya’lemû bilmediler mi ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
1075 Tevbe 105. Ayet (9:105:0) وَالْمُؤْمِنُونَۜ والمؤمنون vel-mu/minûn(e) ve mü'minler de أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.”
1076 Tevbe 105. Ayet (9:105:0) عَالِمِ عالم ‘âlimi bilene ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.”
1077 Tevbe 107. Ayet (9:107:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne mü'minlerin أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261]
1078 Tevbe 107. Ayet (9:107:0) لِمَنْ لمن limen kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261]
1079 Tevbe 108. Ayet (9:108:0) لَمَسْجِدٌ لمسجد le-mescidun mescid (ise) س ج د
Diyanet İşleri (Yeni) Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.
1080 Tevbe 108. Ayet (9:108:0) الْمُطَّهِّر۪ينَ المطهرين l-muttahhirîn(e) temizlenenleri ط ه ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.
1081 Tevbe 109. Ayet (9:109:0) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.
1082 Tevbe 111. Ayet (9:111:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîne mü'minler- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
1083 Tevbe 112. Ayet (9:112:0) بِالْمَعْرُوفِ بالمعروف bil-ma’rûfi iyiliği ع ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.
1084 Tevbe 112. Ayet (9:112:0) الْمُنْكَرِ المنكر l-munkeri kötülük- ن ك ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.
1085 Tevbe 112. Ayet (9:112:0) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) mü'minleri أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.
1086 Tevbe 113. Ayet (9:113:0) لِلْمُشْرِك۪ينَ للمشركين lil-muşrikîne ortak koşanlar için ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.
1087 Tevbe 114. Ayet (9:114:0) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ fakat لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi.[263] Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.
1088 Tevbe 117. Ayet (9:117:0) وَالْمُهَاجِر۪ينَ والمهاجرين vel-muhâcirîne ve Muhacirleri ه ج ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
1089 Tevbe 120. Ayet (9:120:0) الْمَد۪ينَةِ المدينة l-medîneti Medine م د ن
Diyanet İşleri (Yeni) Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
1090 Tevbe 120. Ayet (9:120:0) الْمُحْسِن۪ينَۙ المحسنين l-muhsinîn(e) harcamaları ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
1091 Tevbe 122. Ayet (9:122:0) الْمُؤْمِنُونَ المؤمنون l-mu/minûne inananlar أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265]
1092 Tevbe 123. Ayet (9:123:0) وَاعْلَمُٓوا واعلموا va’lemû ve bilin ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1093 Tevbe 123. Ayet (9:123:0) الْمُتَّق۪ينَ المتقين l-muttekîn(e) korunanlarla و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1094 Tevbe 128. Ayet (9:128:0) بِالْمُؤْمِن۪ينَ بالمؤمنين bil-mu/minîne mü'minlere أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
1095 Yunus 5. Ayet (10:5:0) لِتَعْلَمُوا لتعلموا li-ta’lemû bilmeniz için ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
1096 Yunus 5. Ayet (10:5:0) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
1097 Yunus 10. Ayet (10:10:0) الْعَالَم۪ينَ۟ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.
1098 Yunus 12. Ayet (10:12:0) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ancak لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
1099 Yunus 12. Ayet (10:12:0) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.