| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2000 | Kasas 25. Ayet (28:25:26) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ, onun (Şu’ayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb, “Korkma, o zalim kavimden kurtuldun” dedi. | |||||
| 2001 | Kasas 29. Ayet (28:29:1) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | ne zaman ki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi. | |||||
| 2002 | Kasas 30. Ayet (28:30:1) | فَلَمَّٓا | فلما | fe-lemmâ | ne zaman ki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” | |||||
| 2003 | Kasas 30. Ayet (28:30:10) | الْمُبَارَكَةِ | المباركة | l-mubâraketi | mübarek | ب ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” | |||||
| 2004 | Kasas 30. Ayet (28:30:20) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” | |||||
| 2005 | Kasas 31. Ayet (28:31:4) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | ne zamanki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.” | |||||
| 2006 | Kasas 31. Ayet (28:31:11) | وَلَمْ | ولم | velem | ve | لَمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.” | |||||
| 2007 | Kasas 36. Ayet (28:36:1) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | ne zaman ki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. | |||||
| 2008 | Kasas 37. Ayet (28:37:4) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. | |||||
| 2009 | Kasas 37. Ayet (28:37:18) | الظَّالِمُونَ | الظالمون | zzâlimûn(e) | zalimler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. | |||||
| 2010 | Kasas 38. Ayet (28:38:5) | الْمَلَاُ | الملا | l-meleu | ileri gelenler | م ل أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||
| 2011 | Kasas 38. Ayet (28:38:7) | عَلِمْتُ | علمت | ‘alimtu | bilmiyorum | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. | |||||
| 2012 | Kasas 40. Ayet (28:40:10) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalimlerin | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! | |||||
| 2013 | Kasas 42. Ayet (28:42:10) | الْمَقْبُوح۪ينَ۟ | المقبوحين | l-mekbûhîn(e) | çirkinleştirilenler- | ق ب ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. | |||||
| 2014 | Kasas 47. Ayet (28:47:18) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîn(e) | mü'minler- | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. | |||||
| 2015 | Kasas 48. Ayet (28:48:1) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | ne zaman ki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 2016 | Kasas 48. Ayet (28:48:13) | اَوَلَمْ | اولم | evelem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 2017 | Kasas 50. Ayet (28:50:2) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez. | |||||
| 2018 | Kasas 50. Ayet (28:50:5) | فَاعْلَمْ | فاعلم | fa’lem | bil ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez. | |||||
| 2019 | Kasas 50. Ayet (28:50:23) | الظَّالِم۪ينَ | الظالمين | zzâlimîn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez. | |||||
| 2020 | Kasas 53. Ayet (28:53:15) | مُسْلِم۪ينَ | مسلمين | muslimîn(e) | müslümanlar | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. | |||||
| 2021 | Kasas 56. Ayet (28:56:12) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | daha iyi bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 2022 | Kasas 56. Ayet (28:56:13) | بِالْمُهْتَد۪ينَ | بالمهتدين | bil-muhtedîn(e) | yola gelecek olanları | ه د ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 2023 | Kasas 57. Ayet (28:57:9) | اَوَلَمْ | اولم | evelem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 2024 | Kasas 57. Ayet (28:57:25) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûn(e) | bilmezler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 2025 | Kasas 58. Ayet (28:58:9) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 2026 | Kasas 59. Ayet (28:59:20) | ظَالِمُونَ | ظالمون | zâlimûn(e) | zalim | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz. | |||||
| 2027 | Kasas 61. Ayet (28:61:17) | الْمُحْضَر۪ينَ | المحضرين | l-muhdarîn(e) | getirilecekler- | ح ض ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 2028 | Kasas 64. Ayet (28:64:5) | فَلَمْ | فلم | felem | fakat | لَمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. | |||||
| 2029 | Kasas 65. Ayet (28:65:6) | الْمُرْسَل۪ينَ | المرسلين | l-murselîn(e) | elçilere | ر س ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.” | |||||
| 2030 | Kasas 67. Ayet (28:67:11) | الْمُفْلِح۪ينَ | المفلحين | l-muflihîn(e) | kurtuluşa erenler- | ف ل ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. | |||||
| 2031 | Kasas 69. Ayet (28:69:2) | يَعْلَمُ | يعلم | ya’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. | |||||
| 2032 | Kasas 75. Ayet (28:75:9) | فَعَلِمُٓوا | فعلموا | fe’alimû | bilirler ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. | |||||
| 2033 | Kasas 77. Ayet (28:77:26) | الْمُفْسِد۪ينَ | المفسدين | l-mufsidîn(e) | bozguncuları | ف س د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” | |||||
| 2034 | Kasas 78. Ayet (28:78:5) | عِلْمٍ | علم | ‘ilmin | bir bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 2035 | Kasas 78. Ayet (28:78:7) | اَوَلَمْ | اولم | evelem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 2036 | Kasas 78. Ayet (28:78:8) | يَعْلَمْ | يعلم | ya’lem | bilmedi mi ki | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 2037 | Kasas 78. Ayet (28:78:28) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçlulara | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 2038 | Kasas 80. Ayet (28:80:4) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. | |||||
| 2039 | Kasas 80. Ayet (28:80:9) | لِمَنْ | لمن | limen | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. | |||||
| 2040 | Kasas 81. Ayet (28:81:17) | الْمُنْتَصِر۪ينَ | المنتصرين | l-muntasirîn(e) | kendini kurtaranlar- | ن ص ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! | |||||
| 2041 | Kasas 82. Ayet (28:82:11) | لِمَنْ | لمن | limen | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar. | |||||
| 2042 | Kasas 83. Ayet (28:83:14) | لِلْمُتَّق۪ينَ | للمتقين | lil-muttekîn(e) | sakınanlarındır | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 2043 | Kasas 85. Ayet (28:85:11) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416] | |||||
| 2044 | Kasas 87. Ayet (28:87:16) | الْمُشْرِك۪ينَۚ | المشركين | l-muşrikîn(e) | ortak koşanlar- | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! | |||||
| 2045 | Ankebut 1. Ayet (29:1:1) | الٓمٓ۠ | الم | Elif Lâm Mîm | Elif lam mim | الٓمٓ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elif Lâm Mîm.[417] | |||||
| 2046 | Ankebut 3. Ayet (29:3:6) | فَلَيَعْلَمَنَّ | فليعلمن | fe-leya’lemenna | elbette bilecektir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. | |||||
| 2047 | Ankebut 3. Ayet (29:3:10) | وَلَيَعْلَمَنَّ | وليعلمن | ve leya’lemenne | ve bilecektir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. | |||||
| 2048 | Ankebut 6. Ayet (29:6:10) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler- | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir. | |||||
| 2049 | Ankebut 8. Ayet (29:8:13) | عِلْمٌ | علم | ‘ilmun | bilgin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. | |||||