"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
2000 - 2050 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
2000 Kasas 25. Ayet (28:25:26) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalim ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ, onun (Şu’ayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb, “Korkma, o zalim kavimden kurtuldun” dedi.
2001 Kasas 29. Ayet (28:29:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”[414] dedi.
2002 Kasas 30. Ayet (28:30:1) فَلَمَّٓا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
2003 Kasas 30. Ayet (28:30:10) الْمُبَارَكَةِ المباركة l-mubâraketi mübarek ب ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
2004 Kasas 30. Ayet (28:30:20) الْعَالَم۪ينَۙ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”
2005 Kasas 31. Ayet (28:31:4) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zamanki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
2006 Kasas 31. Ayet (28:31:11) وَلَمْ ولم velem ve  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Değneğini (yere) at.” (Mûsâ, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın.”
2007 Kasas 36. Ayet (28:36:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
2008 Kasas 37. Ayet (28:37:4) اَعْلَمُ اعلم a’lemu daha iyi biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
2009 Kasas 37. Ayet (28:37:18) الظَّالِمُونَ الظالمون zzâlimûn(e) zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.
2010 Kasas 38. Ayet (28:38:5) الْمَلَاُ الملا l-meleu ileri gelenler م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
2011 Kasas 38. Ayet (28:38:7) عَلِمْتُ علمت ‘alimtu bilmiyorum ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
2012 Kasas 40. Ayet (28:40:10) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimlerin ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
2013 Kasas 42. Ayet (28:42:10) الْمَقْبُوح۪ينَ۟ المقبوحين l-mekbûhîn(e) çirkinleştirilenler- ق ب ح
Diyanet İşleri (Yeni) Bu dünyada onları lânete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
2014 Kasas 47. Ayet (28:47:18) الْمُؤْمِن۪ينَ المؤمنين l-mu/minîn(e) mü'minler- أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
2015 Kasas 48. Ayet (28:48:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
2016 Kasas 48. Ayet (28:48:13) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
2017 Kasas 50. Ayet (28:50:2) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
2018 Kasas 50. Ayet (28:50:5) فَاعْلَمْ فاعلم fa’lem bil ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
2019 Kasas 50. Ayet (28:50:23) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalim ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
2020 Kasas 53. Ayet (28:53:15) مُسْلِم۪ينَ مسلمين muslimîn(e) müslümanlar س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler.
2021 Kasas 56. Ayet (28:56:12) اَعْلَمُ اعلم a’lemu daha iyi bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
2022 Kasas 56. Ayet (28:56:13) بِالْمُهْتَد۪ينَ بالمهتدين bil-muhtedîn(e) yola gelecek olanları ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
2023 Kasas 57. Ayet (28:57:9) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
2024 Kasas 57. Ayet (28:57:25) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmezler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
2025 Kasas 58. Ayet (28:58:9) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
2026 Kasas 59. Ayet (28:59:20) ظَالِمُونَ ظالمون zâlimûn(e) zalim ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz.
2027 Kasas 61. Ayet (28:61:17) الْمُحْضَر۪ينَ المحضرين l-muhdarîn(e) getirilecekler- ح ض ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
2028 Kasas 64. Ayet (28:64:5) فَلَمْ فلم felem fakat  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
2029 Kasas 65. Ayet (28:65:6) الْمُرْسَل۪ينَ المرسلين l-murselîn(e) elçilere ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.”
2030 Kasas 67. Ayet (28:67:11) الْمُفْلِح۪ينَ المفلحين l-muflihîn(e) kurtuluşa erenler- ف ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
2031 Kasas 69. Ayet (28:69:2) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
2032 Kasas 75. Ayet (28:75:9) فَعَلِمُٓوا فعلموا fe’alimû bilirler ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
2033 Kasas 77. Ayet (28:77:26) الْمُفْسِد۪ينَ المفسدين l-mufsidîn(e) bozguncuları ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”
2034 Kasas 78. Ayet (28:78:5) عِلْمٍ علم ‘ilmin bir bilgi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
2035 Kasas 78. Ayet (28:78:7) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
2036 Kasas 78. Ayet (28:78:8) يَعْلَمْ يعلم ya’lem bilmedi mi ki ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
2037 Kasas 78. Ayet (28:78:28) الْمُجْرِمُونَ المجرمون l-mucrimûn(e) suçlulara ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
2038 Kasas 80. Ayet (28:80:4) الْعِلْمَ العلم l-’ilme bilgi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
2039 Kasas 80. Ayet (28:80:9) لِمَنْ لمن limen kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
2040 Kasas 81. Ayet (28:81:17) الْمُنْتَصِر۪ينَ المنتصرين l-muntasirîn(e) kendini kurtaranlar- ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
2041 Kasas 82. Ayet (28:82:11) لِمَنْ لمن limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.
2042 Kasas 83. Ayet (28:83:14) لِلْمُتَّق۪ينَ للمتقين lil-muttekîn(e) sakınanlarındır و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
2043 Kasas 85. Ayet (28:85:11) اَعْلَمُ اعلم a’lemu bilir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
2044 Kasas 87. Ayet (28:87:16) الْمُشْرِك۪ينَۚ المشركين l-muşrikîn(e) ortak koşanlar- ش ر ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
2045 Ankebut 1. Ayet (29:1:1) الٓمٓ۠ الم Elif Lâm Mîm Elif lam mim الٓمٓ
Diyanet İşleri (Yeni) Elif Lâm Mîm.[417]
2046 Ankebut 3. Ayet (29:3:6) فَلَيَعْلَمَنَّ فليعلمن fe-leya’lemenna elbette bilecektir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
2047 Ankebut 3. Ayet (29:3:10) وَلَيَعْلَمَنَّ وليعلمن ve leya’lemenne ve bilecektir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
2048 Ankebut 6. Ayet (29:6:10) الْعَالَم۪ينَ العالمين l-’âlemîn(e) alemler- ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir.
2049 Ankebut 8. Ayet (29:8:13) عِلْمٌ علم ‘ilmun bilgin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.