| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2200 | Ahzab 43. Ayet (33:43:8) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir. | |||||
| 2201 | Ahzab 43. Ayet (33:43:12) | بِالْمُؤْمِن۪ينَ | بالمؤمنين | bil-mu/minîne | inananlara karşı | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü’minlere çok merhamet edendir. | |||||
| 2202 | Ahzab 47. Ayet (33:47:2) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | mü'minlere | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. | |||||
| 2203 | Ahzab 48. Ayet (33:48:4) | وَالْمُنَافِق۪ينَ | والمنافقين | vel-munâfikîne | ve münafıklara | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 2204 | Ahzab 49. Ayet (33:49:7) | الْمُؤْمِنَاتِ | المؤمنات | l-mu/minâti | inanan kadınları | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. | |||||
| 2205 | Ahzab 50. Ayet (33:50:44) | الْمُؤْمِن۪ينَۜ | المؤمنين | l-mu/minîn(e) | mü'minlerin | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2206 | Ahzab 50. Ayet (33:50:46) | عَلِمْنَا | علمنا | ‘alimnâ | biz biliyoruz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2207 | Ahzab 51. Ayet (33:51:28) | يَعْلَمُ | يعلم | ya’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 2208 | Ahzab 56. Ayet (33:56:13) | وَسَلِّمُوا | وسلموا | ve sellimû | ve selam edin | س ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.[441] Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. | |||||
| 2209 | Ahzab 58. Ayet (33:58:3) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | mü'min erkekleri | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. | |||||
| 2210 | Ahzab 58. Ayet (33:58:4) | وَالْمُؤْمِنَاتِ | والمؤمنات | vel-mu/minâti | ve mü'min kadınları | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. | |||||
| 2211 | Ahzab 59. Ayet (33:59:8) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | inananların | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 2212 | Ahzab 60. Ayet (33:60:2) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 2213 | Ahzab 60. Ayet (33:60:4) | الْمُنَافِقُونَ | المنافقون | l-munâfikûne | iki yüzlüler | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 2214 | Ahzab 60. Ayet (33:60:9) | وَالْمُرْجِفُونَ | والمرجفون | vel-murcifûne | kötü haberler yayanlar | ر ج ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 2215 | Ahzab 60. Ayet (33:60:11) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 2216 | Ahzab 63. Ayet (33:63:7) | عِلْمُهَا | علمها | ‘ilmuhâ | onun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. | |||||
| 2217 | Ahzab 73. Ayet (33:73:3) | الْمُنَافِق۪ينَ | المنافقين | l-munâfikîne | iki yüzlü erkeklere | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2218 | Ahzab 73. Ayet (33:73:4) | وَالْمُنَافِقَاتِ | والمنافقات | vel-munâfikâti | ve iki yüzlü kadınlara | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2219 | Ahzab 73. Ayet (33:73:5) | وَالْمُشْرِك۪ينَ | والمشركين | vel-muşrikîne | ve ortak koşan erkeklere | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2220 | Ahzab 73. Ayet (33:73:6) | وَالْمُشْرِكَاتِ | والمشركات | vel-muşrikâti | ve ortak koşan kadınlara | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2221 | Ahzab 73. Ayet (33:73:10) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | inanan erkekleri | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2222 | Ahzab 73. Ayet (33:73:11) | وَالْمُؤْمِنَاتِۜ | والمؤمنات | vel-mu/minât(i) | ve inanan kadınları | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 2223 | Sebe' 2. Ayet (34:2:1) | يَعْلَمُ | يعلم | ya’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 2224 | Sebe' 3. Ayet (34:3:11) | عَالِمِ | عالم | ‘âlimi | bilen | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” | |||||
| 2225 | Sebe' 6. Ayet (34:6:4) | الْعِلْمَ | العلم | l-’ilme | bilgi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. | |||||
| 2226 | Sebe' 9. Ayet (34:9:1) | اَفَلَمْ | افلم | efelem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. | |||||
| 2227 | Sebe' 14. Ayet (34:14:1) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | zaman | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 2228 | Sebe' 14. Ayet (34:14:4) | الْمَوْتَ | الموت | l-mevte | ölümüne | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 2229 | Sebe' 14. Ayet (34:14:14) | فَلَمَّا | فلما | fe-lemmâ | ne zaman ki | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 2230 | Sebe' 14. Ayet (34:14:21) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûne | bilseler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 2231 | Sebe' 14. Ayet (34:14:27) | الْمُه۪ينِ | المهين | l-muhîn(i) | küçük düşürücü | ه و ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. | |||||
| 2232 | Sebe' 19. Ayet (34:19:6) | وَظَلَمُٓوا | وظلموا | ve zalemû | ve zulmettiler | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 2233 | Sebe' 20. Ayet (34:20:10) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîn(e) | inananlar- | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular. | |||||
| 2234 | Sebe' 21. Ayet (34:21:8) | لِنَعْلَمَ | لنعلم | li-na’leme | (ayırd edip) bilelim diye | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. | |||||
| 2235 | Sebe' 23. Ayet (34:23:6) | لِمَنْ | لمن | li-men | kimselerden | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür. | |||||
| 2236 | Sebe' 28. Ayet (34:28:12) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûn(e) | bilmezler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler. | |||||
| 2237 | Sebe' 31. Ayet (34:31:15) | الظَّالِمُونَ | الظالمون | zzâlimûne | zalimleri | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. | |||||
| 2238 | Sebe' 33. Ayet (34:33:20) | لَمَّا | لما | lemmâ | لَمَّا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. | |||||
| 2239 | Sebe' 36. Ayet (34:36:6) | لِمَنْ | لمن | limen | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 2240 | Sebe' 36. Ayet (34:36:13) | يَعْلَمُونَ۟ | يعلمون | ya’lemûn(e) | bilmezler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 2241 | Sebe' 39. Ayet (34:39:6) | لِمَنْ | لمن | limen | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 2242 | Sebe' 40. Ayet (34:40:6) | لِلْمَلٰٓئِكَةِ | للملئكة | li-lmelâiketi | meleklere | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! | |||||
| 2243 | Sebe' 42. Ayet (34:42:11) | ظَلَمُوا | ظلموا | zalemû | zulmeden(lere) | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. | |||||
| 2244 | Sebe' 43. Ayet (34:43:28) | لَمَّا | لما | lemmâ | لَمَّا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 2245 | Fâtır 1. Ayet (35:1:7) | الْمَلٰٓئِكَةِ | الملئكة | l-melâiketi | melekleri | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. | |||||
| 2246 | Fâtır 10. Ayet (35:10:10) | الْكَلِمُ | الكلم | l-kelimu | söz | ك ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. | |||||
| 2247 | Fâtır 11. Ayet (35:11:18) | بِعِلْمِه۪ۜ | بعلمه | bi-’ilmih(i) | O'nun bilgisi | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 2248 | Fâtır 13. Ayet (35:13:20) | الْمُلْكُۜ | الملك | l-mulk(u) | mülk | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. | |||||
| 2249 | Fâtır 18. Ayet (35:18:34) | الْمَص۪يرُ | المصير | l-masîr(u) | dönüş | ص ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır. | |||||