"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
2350 - 2400 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
2350 Sâffât 171. Ayet (37:171:3) كَلِمَتُنَا كلمتنا kelimetunâ şu sözümüz ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
2351 Sâffât 171. Ayet (37:171:5) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçi ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
2352 Sâffât 172. Ayet (37:172:3) الْمَنْصُورُونَۖ المنصورون l-mensûrûn(e) zafere ulaştırılanlar ن ص ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Onlara mutlaka yardım edilecektir.”
2353 Sâffât 177. Ayet (37:177:6) الْمُنْذَر۪ينَ المنذرين l-munżerîn(e) uyarılmış olanların ن ذ ر
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
2354 Sâffât 181. Ayet (37:181:3) الْمُرْسَل۪ينَۚ المرسلين l-murselîn(e) gönderilen elçiler ر س ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberlere selâm olsun.
2355 Sâffât 182. Ayet (37:182:4) الْعَالَم۪ينَ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
2356 Sâd 6. Ayet (38:6:2) الْمَلَاُ الملا l-meleu bir gurup م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
2357 Sâd 7. Ayet (38:7:5) الْمِلَّةِ الملة l-milleti dinde م ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
2358 Sâd 8. Ayet (38:8:13) لَمَّا لما lemmâ  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
2359 Sâd 21. Ayet (38:21:7) الْمِحْرَابَۙ المحراب l-mihrâb(e) mabed(in duvarına) ح ر ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
2360 Sâd 24. Ayet (38:24:3) ظَلَمَكَ ظلمك zalemeke sana zulmetmiştir ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.
2361 Sâd 28. Ayet (38:28:7) كَالْمُفْسِد۪ينَ كالمفسدين kel-mufsidîne bozgunculuk yapanlar gibi (mi?) ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
2362 Sâd 28. Ayet (38:28:12) الْمُتَّق۪ينَ المتقين l-muttekîne muttakileri و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
2363 Sâd 47. Ayet (38:47:3) لَمِنَ لمن lemine مِنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.
2364 Sâd 47. Ayet (38:47:4) الْمُصْطَفَيْنَ المصطفين l-mustafeyne seçkinlerdendir ص ف و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.
2365 Sâd 49. Ayet (38:49:4) لِلْمُتَّق۪ينَ للمتقين lil-muttekîne korunanlar için vardır و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) 49,50. Bu bir öğüttür. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
2366 Sâd 56. Ayet (38:56:4) الْمِهَادُ المهاد l-mihâd(u) bir döşektir م ه د
Diyanet İşleri (Yeni) 55,56. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
2367 Sâd 69. Ayet (38:69:5) عِلْمٍ علم ‘ilmin bilgi(m) ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.”
2368 Sâd 69. Ayet (38:69:6) بِالْمَلَاِ بالملا bil-melei topluluk م ل أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.”
2369 Sâd 71. Ayet (38:71:4) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
2370 Sâd 73. Ayet (38:73:2) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.
2371 Sâd 75. Ayet (38:75:8) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.
2372 Sâd 80. Ayet (38:80:4) الْمُنْظَر۪ينَۙ المنظرين l-munzarîn(e) süre verilenler- ن ظ ر
Diyanet İşleri (Yeni) 80,81. Allah, şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.”
2373 Sâd 81. Ayet (38:81:4) الْمَعْلُومِ المعلوم l-ma’lûm(i) bilinen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 80,81. Allah, şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.”
2374 Sâd 83. Ayet (38:83:4) الْمُخْلَص۪ينَ المخلصين l-muḣlasîn(e) ihlaslı خ ل ص
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi.
2375 Sâd 86. Ayet (38:86:10) الْمُتَكَلِّف۪ينَ المتكلفين l-mutekellifîn(e) yapmacık yapanlar- ك ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”
2376 Sâd 87. Ayet (38:87:5) لِلْعَالَم۪ينَ للعالمين lil-’âlemîn(e) bütün alemlere ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.”
2377 Sâd 88. Ayet (38:88:1) وَلَتَعْلَمُنَّ ولتعلمن ve leta’lemunne gayet iyi bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.”
2378 Zümer 6. Ayet (39:6:24) ظُلُمَاتٍ ظلمات zulumâtin karanlık(lar) ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan[466] eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı.[467] Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
2379 Zümer 6. Ayet (39:6:30) الْمُلْكُۜ الملك l-mulk(u) mülk م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan[466] eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı.[467] Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
2380 Zümer 9. Ayet (39:9:17) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûne bilen(lerle) ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
2381 Zümer 9. Ayet (39:9:20) يَعْلَمُونَۜ يعلمون ya’lemûn(e) bilmeyen(ler) ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
2382 Zümer 12. Ayet (39:12:5) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîn(e) müslümanların س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi.”
2383 Zümer 15. Ayet (39:15:19) الْمُب۪ينُ المبين l-mubîn(u) apaçık ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.”
2384 Zümer 19. Ayet (39:19:4) كَلِمَةُ كلمة kelimetu kararı ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?
2385 Zümer 20. Ayet (39:20:20) الْم۪يعَادَ الميعاد l-mî’âd(e) va'dinden و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va’dinden dönmez.
2386 Zümer 21. Ayet (39:21:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
2387 Zümer 24. Ayet (39:24:9) لِلظَّالِم۪ينَ للظالمين li-zzâlimîne zalimlere ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir.
2388 Zümer 26. Ayet (39:26:12) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilselerdi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
2389 Zümer 29. Ayet (39:29:9) سَلَمًا سلما selemen bağlı olan س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
2390 Zümer 29. Ayet (39:29:19) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmiyorlar ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu?[470] Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
2391 Zümer 32. Ayet (39:32:2) اَظْلَمُ اظلم azlemu daha zalim ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!?
2392 Zümer 33. Ayet (39:33:8) الْمُتَّقُونَ المتقون l-muttekûn(e) korunanlar و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
2393 Zümer 34. Ayet (39:34:8) الْمُحْسِن۪ينَۚ المحسنين l-muhsinîn(e) güzel davrananların ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır.
2394 Zümer 38. Ayet (39:38:36) الْمُتَوَكِّلُونَ المتوكلون l-mutevekkilûn(e) tevekkül edenler و ك ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
2395 Zümer 39. Ayet (39:39:10) تَعْلَمُونَۙ تعلمون ta’lemûn(e) bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!”
2396 Zümer 42. Ayet (39:42:7) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
2397 Zümer 42. Ayet (39:42:15) الْمَوْتَ الموت l-mevte ölümüne م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
2398 Zümer 46. Ayet (39:46:6) عَالِمَ عالم ‘âlime bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.”
2399 Zümer 47. Ayet (39:47:4) ظَلَمُوا ظلموا zalemû zulmedenlerin ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.