"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
2500 - 2550 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
2500 Şûrâ 49. Ayet (42:49:9) لِمَنْ لمن li-men kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
2501 Şûrâ 49. Ayet (42:49:13) لِمَنْ لمن li-men kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
2502 Şûrâ 51. Ayet (42:51:5) يُكَلِّمَهُ يكلمه yukellimehu (karşılıklı) konuşması ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2503 Zuhruf 2. Ayet (43:2:2) الْمُب۪ينِۙ المبين l-mubîn(i) apaçık ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
2504 Zuhruf 14. Ayet (43:14:4) لَمُنْقَلِبُونَ لمنقلبون le-munkalibûn(e) döneceğiz ق ل ب
Diyanet İşleri (Yeni) 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
2505 Zuhruf 19. Ayet (43:19:2) الْمَلٰٓئِكَةَ الملئكة l-melâikete melekleri م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.
2506 Zuhruf 20. Ayet (43:20:11) عِلْمٍۗ علم ‘ilm(in) bilgileri ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) “Eğer Rahmân dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
2507 Zuhruf 25. Ayet (43:25:7) الْمُكَذِّب۪ينَ۟ المكذبين l-mukeżżibîn(e) yalanlayanların ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!
2508 Zuhruf 28. Ayet (43:28:2) كَلِمَةً كلمة kelimeten bir söz ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
2509 Zuhruf 30. Ayet (43:30:1) وَلَمَّا ولما ve lemmâ fakat لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler.
2510 Zuhruf 33. Ayet (43:33:8) لِمَنْ لمن limen kimseler için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
2511 Zuhruf 35. Ayet (43:35:5) لَمَّا لما lemmâ sadece لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır.
2512 Zuhruf 35. Ayet (43:35:12) لِلْمُتَّق۪ينَ۟ للمتقين lil-muttekîn(e) muttakiler içindir و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) 34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır.
2513 Zuhruf 38. Ayet (43:38:10) الْمَشْرِقَيْنِ المشرقين l-meşrikayni iki doğu ش ر ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
2514 Zuhruf 39. Ayet (43:39:5) ظَلَمْتُمْ ظلمتم zalemtum zulmettiniz ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız” denir.
2515 Zuhruf 46. Ayet (43:46:12) الْعَالَم۪ينَ العالمين l-’âlemîn(e) alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti.
2516 Zuhruf 47. Ayet (43:47:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
2517 Zuhruf 49. Ayet (43:49:12) لَمُهْتَدُونَ لمهتدون le-muhtedûn(e) yola geleceğiz ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler.
2518 Zuhruf 50. Ayet (43:50:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ fakat لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
2519 Zuhruf 53. Ayet (43:53:10) الْمَلٰٓئِكَةُ الملئكة l-melâiketu melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?”
2520 Zuhruf 55. Ayet (43:55:1) فَلَمَّٓا فلما fe-lemmâ لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
2521 Zuhruf 57. Ayet (43:57:1) وَلَمَّا ولما ve lemmâ ve ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar.
2522 Zuhruf 61. Ayet (43:61:2) لَعِلْمٌ لعلم le-’ilmun ilmidir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
2523 Zuhruf 63. Ayet (43:63:1) وَلَمَّا ولما ve lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
2524 Zuhruf 65. Ayet (43:65:7) ظَلَمُوا ظلموا zalemû zulmedenlerin ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline!
2525 Zuhruf 67. Ayet (43:67:7) الْمُتَّق۪ينَۜ۟ المتقين l-muttekîn(e) muttakiler و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
2526 Zuhruf 69. Ayet (43:69:5) مُسْلِم۪ينَۚ مسلمين muslimîn(e) müslüman س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.”
2527 Zuhruf 74. Ayet (43:74:2) الْمُجْرِم۪ينَ المجرمين l-mucrimîne suçlular ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.
2528 Zuhruf 76. Ayet (43:76:2) ظَلَمْنَاهُمْ ظلمناهم zalemnâhum biz onlara zulmetmedik ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler.
2529 Zuhruf 76. Ayet (43:76:6) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler.
2530 Zuhruf 85. Ayet (43:85:10) عِلْمُ علم ‘ilmu bilgisi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz.
2531 Zuhruf 86. Ayet (43:86:13) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilerek ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.
2532 Zuhruf 89. Ayet (43:89:6) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bileceklerdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler.
2533 Duhân 2. Ayet (44:2:2) الْمُب۪ينِۙ المبين l-mubîn(i) apaçık ب ي ن
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede[485] indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
2534 Duhân 14. Ayet (44:14:5) مُعَلَّمٌ معلم mu’allemun öğretilmiştir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.
2535 Duhân 21. Ayet (44:21:2) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Bana inanmadınızsa benden uzak durun.”
2536 Duhân 30. Ayet (44:30:7) الْمُه۪ينِۙ المهين l-muhîn(i) küçültücü ه و ن
Diyanet İşleri (Yeni) 30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
2537 Duhân 31. Ayet (44:31:7) الْمُسْرِف۪ينَ المسرفين l-musrifîn(e) sınırı aşanlar- س ر ف
Diyanet İşleri (Yeni) 30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
2538 Duhân 32. Ayet (44:32:4) عِلْمٍ علم ‘ilmin bir bilgiye ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
2539 Duhân 32. Ayet (44:32:6) الْعَالَم۪ينَۚ العالمين l-’âlemîn(e) alemler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
2540 Duhân 39. Ayet (44:39:8) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilmiyorlar ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
2541 Duhân 45. Ayet (44:45:1) كَالْمُهْلِۚۛ كالمهل kel-muhli erimiş maden gibi م ه ل
Diyanet İşleri (Yeni) 45,46. O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
2542 Duhân 51. Ayet (44:51:2) الْمُتَّق۪ينَ المتقين l-muttekîne muttakiler و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
2543 Duhân 56. Ayet (44:56:4) الْمَوْتَ الموت l-mevte ölüm م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
2544 Duhân 56. Ayet (44:56:6) الْمَوْتَةَ الموتة l-mevtete ölümden م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
2545 Câsiye 3. Ayet (45:3:6) لِلْمُؤْمِن۪ينَ للمؤمنين lil-mu/minîn(e) inananlar için أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır.
2546 Câsiye 8. Ayet (45:8:10) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!
2547 Câsiye 9. Ayet (45:9:2) عَلِمَ علم ‘alime öğrendiği ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!
2548 Câsiye 16. Ayet (45:16:13) الْعَالَم۪ينَۚ العالمين l-’âlemîn(e) alemler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
2549 Câsiye 17. Ayet (45:17:12) الْعِلْمُۙ العلم l-’ilmu bilgi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.