| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 2700 | Kamer 14. Ayet (54:14:4) | لِمَنْ | لمن | limen | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. | |||||
| 2701 | Kamer 26. Ayet (54:26:1) | سَيَعْلَمُونَ | سيعلمون | se-ya’lemûne | onlar bilecekler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık! | |||||
| 2702 | Kamer 28. Ayet (54:28:3) | الْمَٓاءَ | الماء | lmâe | suyun | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” | |||||
| 2703 | Kamer 31. Ayet (54:31:8) | الْمُحْتَظِرِ | المحتظر | l-muhtazir(i) | ağıldaki | ح ظ ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. | |||||
| 2704 | Kamer 47. Ayet (54:47:2) | الْمُجْرِم۪ينَ | المجرمين | l-mucrimîne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. | |||||
| 2705 | Kamer 50. Ayet (54:50:5) | كَلَمْحٍ | كلمح | kelemhin | göz açıp yumma gibi | ل م ح |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.) | |||||
| 2706 | Kamer 54. Ayet (54:54:2) | الْمُتَّق۪ينَ | المتقين | l-muttekîne | muttakiler | و ق ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. | |||||
| 2707 | Rahman 2. Ayet (55:2:1) | عَلَّمَ | علم | ‘alleme | öğretti | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Rahmân, Kur’an’ı öğretti. | |||||
| 2708 | Rahman 4. Ayet (55:4:1) | عَلَّمَهُ | علمه | ‘allemehu | ona öğretti | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. | |||||
| 2709 | Rahman 7. Ayet (55:7:4) | الْم۪يزَانَۙ | الميزان | l-mîzân(e) | mizanı | و ز ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. | |||||
| 2710 | Rahman 8. Ayet (55:8:4) | الْم۪يزَانِ | الميزان | l-mîzân(i) | tartıda | و ز ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölçüde haddi aşmayın. | |||||
| 2711 | Rahman 9. Ayet (55:9:6) | الْم۪يزَانَ | الميزان | l-mîzân(e) | terazide | و ز ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. | |||||
| 2712 | Rahman 17. Ayet (55:17:2) | الْمَشْرِقَيْنِ | المشرقين | l-meşrikayni | iki doğunun | ش ر ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.[517] | |||||
| 2713 | Rahman 17. Ayet (55:17:4) | الْمَغْرِبَيْنِۚ | المغربين | l-maġribeyn(i) | iki batının | غ ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.[517] | |||||
| 2714 | Rahman 22. Ayet (55:22:4) | وَالْمَرْجَانُۚ | والمرجان | vel-mercân(u) | ve mercan | م ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. | |||||
| 2715 | Rahman 24. Ayet (55:24:3) | الْمُنْشَاٰتُ | المنشات | l-munşeâtu | inşa edilmiş | ن ش أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. | |||||
| 2716 | Rahman 41. Ayet (55:41:2) | الْمُجْرِمُونَ | المجرمون | l-mucrimûne | suçlular | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. | |||||
| 2717 | Rahman 43. Ayet (55:43:6) | الْمُجْرِمُونَۢ | المجرمون | l-mucrimûn(e) | suçluların | ج ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. | |||||
| 2718 | Rahman 46. Ayet (55:46:1) | وَلِمَنْ | ولمن | ve limen | kimseler için vardır | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. | |||||
| 2719 | Rahman 56. Ayet (55:56:4) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. | |||||
| 2720 | Rahman 58. Ayet (55:58:3) | وَالْمَرْجَانُۚ | والمرجان | vel-mercân(u) | ve mercandırlar | م ر ج |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sanki yakut ve mercandır. | |||||
| 2721 | Rahman 74. Ayet (55:74:1) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. | |||||
| 2722 | Vâkı'a 8. Ayet (56:8:2) | الْمَيْمَنَةِ | الميمنة | l-meymeneti | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir![520] | |||||
| 2723 | Vâkı'a 8. Ayet (56:8:5) | الْمَيْمَنَةِۜ | الميمنة | l-meymene(ti) | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir![520] | |||||
| 2724 | Vâkı'a 9. Ayet (56:9:2) | الْمَشْـَٔمَةِ | المشـمة | l-meş-emeti | solun | ش أ م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir![521] | |||||
| 2725 | Vâkı'a 9. Ayet (56:9:5) | الْمَشْـَٔمَةِۜ | المشـمة | l-meş-eme(ti) | solun | ش أ م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir![521] | |||||
| 2726 | Vâkı'a 11. Ayet (56:11:2) | الْمُقَرَّبُونَۚ | المقربون | l-mukarrabûn(e) | yaklaştırılanlar | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. | |||||
| 2727 | Vâkı'a 23. Ayet (56:23:3) | الْمَكْنُونِۚ | المكنون | l-meknûn(i) | saklı | ك ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. | |||||
| 2728 | Vâkı'a 47. Ayet (56:47:9) | لَمَبْعُوثُونَۙ | لمبعوثون | le-meb’ûśûn(e) | bir daha diriltileceğiz | ب ع ث |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diyorlardı ki: “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” | |||||
| 2729 | Vâkı'a 50. Ayet (56:50:1) | لَمَجْمُوعُونَ | لمجموعون | le-mecmû’ûne | mutlaka toplanacaklardır | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” | |||||
| 2730 | Vâkı'a 51. Ayet (56:51:5) | الْمُكَذِّبُونَۙ | المكذبون | l-mukeżżibûn(e) | yalanlayıcılar | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 51,52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. | |||||
| 2731 | Vâkı'a 60. Ayet (56:60:4) | الْمَوْتَ | الموت | l-mevte | ölümü | م و ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. | |||||
| 2732 | Vâkı'a 61. Ayet (56:61:9) | تَعْلَمُونَ | تعلمون | ta’lemûn(e) | bilmediğiniz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. | |||||
| 2733 | Vâkı'a 62. Ayet (56:62:2) | عَلِمْتُمُ | علمتم | ‘alimtumu | bildiniz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O hâlde düşünseniz ya! | |||||
| 2734 | Vâkı'a 66. Ayet (56:66:2) | لَمُغْرَمُونَۙ | لمغرمون | le-muġramûn(e) | borçlandık | غ ر م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Muhakkak biz çok ziyandayız!” | |||||
| 2735 | Vâkı'a 68. Ayet (56:68:2) | الْمَٓاءَ | الماء | l-mâe | suya | م و ه |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçtiğiniz suya ne dersiniz?! | |||||
| 2736 | Vâkı'a 69. Ayet (56:69:4) | الْمُزْنِ | المزن | l-muzni | bulut- | م ز ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? | |||||
| 2737 | Vâkı'a 69. Ayet (56:69:7) | الْمُنْزِلُونَ | المنزلون | l-munzilûn(e) | indirenler | ن ز ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? | |||||
| 2738 | Vâkı'a 72. Ayet (56:72:6) | الْمُنْشِؤُ۫نَ | المنشؤن | l-munşiûn(e) | yaratanlar | ن ش أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? | |||||
| 2739 | Vâkı'a 73. Ayet (56:73:5) | لِلْمُقْو۪ينَۚ | للمقوين | lil-mukvîn(e) | çölden gelip geçenlere | ق و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. | |||||
| 2740 | Vâkı'a 76. Ayet (56:76:4) | تَعْلَمُونَ | تعلمون | ta’lemûne | bilirseniz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- | |||||
| 2741 | Vâkı'a 79. Ayet (56:79:4) | الْمُطَهَّرُونَۜ | المطهرون | l-mutahherûn(e) | temizlerden | ط ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. | |||||
| 2742 | Vâkı'a 80. Ayet (56:80:4) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. | |||||
| 2743 | Vâkı'a 88. Ayet (56:88:5) | الْمُقَرَّب۪ينَۙ | المقربين | l-mukarrabîn(e) | yaklaştırılanlar- | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 88,89. Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. | |||||
| 2744 | Vâkı'a 92. Ayet (56:92:5) | الْمُكَذِّب۪ينَ | المكذبين | l-mukeżżibîne | yalanlayıcılar- | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 92,93. Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. | |||||
| 2745 | Hadîd 4. Ayet (57:4:13) | يَعْلَمُ | يعلم | ya’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a[525] kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 2746 | Hadîd 9. Ayet (57:9:10) | الظُّلُمَاتِ | الظلمات | zzulumâti | karanlıklar- | ظ ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. | |||||
| 2747 | Hadîd 12. Ayet (57:12:3) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | inanan erkekleri | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedî olarak kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2748 | Hadîd 12. Ayet (57:12:4) | وَالْمُؤْمِنَاتِ | والمؤمنات | vel-mu/minâti | ve inanan kadınları | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedî olarak kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 2749 | Hadîd 13. Ayet (57:13:3) | الْمُنَافِقُونَ | المنافقون | -lmunâfikûne | münafık erkekler | ن ف ق |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. | |||||