"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
2850 - 2900 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
2850 Talak 11. Ayet (65:11:13) الظُّلُمَاتِ الظلمات zzulumâti karanlıklar- ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir.
2851 Talak 12. Ayet (65:12:12) لِتَعْلَمُٓوا لتعلموا li-ta’lemû bilesiniz diye ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
2852 Talak 12. Ayet (65:12:25) عِلْمًا علما ‘ilmâ(n) bilgice ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
2853 Tahrim 1. Ayet (66:1:4) لِمَ لم lime niçin? مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
2854 Tahrim 3. Ayet (66:3:8) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.
2855 Tahrim 3. Ayet (66:3:19) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.
2856 Tahrim 4. Ayet (66:4:17) الْمُؤْمِن۪ينَۚ المؤمنين l-mu/minîn(e) mü'minlerin أ م ن
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.
2857 Tahrim 4. Ayet (66:4:18) وَالْمَلٰٓئِكَةُ والملئكة vel-melâiketu ve melekler م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.
2858 Tahrim 5. Ayet (66:5:10) مُسْلِمَاتٍ مسلمات muslimâtin (kendisini Allah'a) teslim eden س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
2859 Tahrim 9. Ayet (66:9:6) وَالْمُنَافِق۪ينَ والمنافقين vel-munâfikîne ve münafıklarla ن ف ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
2860 Tahrim 9. Ayet (66:9:12) الْمَص۪يرُ المصير l-masîr(u) varılacak yerdir ص ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
2861 Tahrim 10. Ayet (66:10:17) فَلَمْ فلم felem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
2862 Tahrim 11. Ayet (66:11:24) الظَّالِم۪ينَۙ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
2863 Tahrim 12. Ayet (66:12:12) بِكَلِمَاتِ بكلمات bi-kelimâti kelimelerini ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
2864 Mülk 1. Ayet (67:1:4) الْمُلْكُۘ الملك l-mulku mülk م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
2865 Mülk 2. Ayet (67:2:3) الْمَوْتَ الموت l-mevte ölümü م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
2866 Mülk 6. Ayet (67:6:7) الْمَص۪يرُ المصير l-masîr(u) gidilecek sonuçtur ص ي ر
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!
2867 Mülk 8. Ayet (67:8:5) كُلَّمَٓا كلما kullemâ her biri ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.
2868 Mülk 8. Ayet (67:8:11) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.
2869 Mülk 14. Ayet (67:14:2) يَعْلَمُ يعلم ya’lemu bilmez mi? ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
2870 Mülk 17. Ayet (67:17:10) فَسَتَعْلَمُونَ فستعلمون fe-seta’lemûne bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!
2871 Mülk 19. Ayet (67:19:1) اَوَلَمْ اولم evelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.
2872 Mülk 26. Ayet (67:26:3) الْعِلْمُ العلم l-’ilmu bilgi ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
2873 Mülk 27. Ayet (67:27:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, “İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir” denir.
2874 Mülk 29. Ayet (67:29:8) فَسَتَعْلَمُونَ فستعلمون feseta’lemûne yakında bileceksiniz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, Rahmân’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!”
2875 Kalem 1. Ayet (68:1:2) وَالْقَلَمِ والقلم vel-kalemi kaleme andolsun ق ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Nûn.[553] (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
2876 Kalem 6. Ayet (68:6:2) الْمَفْتُونُ المفتون l-meftûn(u) fitnelenmiştir ف ت ن
Diyanet İşleri (Yeni) 5,6. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
2877 Kalem 7. Ayet (68:7:4) اَعْلَمُ اعلم a’lemu en iyi bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
2878 Kalem 7. Ayet (68:7:10) اَعْلَمُ اعلم a’lemu en iyi bilen ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
2879 Kalem 7. Ayet (68:7:11) بِالْمُهْتَد۪ينَ بالمهتدين bil-muhtedîn(e) doğru yoldadır ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
2880 Kalem 8. Ayet (68:8:3) الْمُكَذِّب۪ينَ المكذبين l-mukeżżibîn(e) yalanlayanlara ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) O hâlde yalanlayanlara boyun eğme.
2881 Kalem 26. Ayet (68:26:1) فَلَمَّا فلما fe-lemmâ fakat لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
2882 Kalem 28. Ayet (68:28:3) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.
2883 Kalem 29. Ayet (68:29:6) ظَالِم۪ينَ ظالمين zâlimîn(e) zulmedenlermişiz ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.
2884 Kalem 33. Ayet (68:33:8) يَعْلَمُونَ۟ يعلمون ya’lemûn(e) bilseler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
2885 Kalem 34. Ayet (68:34:2) لِلْمُتَّق۪ينَ للمتقين lil-muttekîne muttakiler için vardır و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.
2886 Kalem 35. Ayet (68:35:2) الْمُسْلِم۪ينَ المسلمين l-muslimîne müslümanları س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
2887 Kalem 35. Ayet (68:35:3) كَالْمُجْرِم۪ينَۜ كالمجرمين kel-mucrimîn(e) suçlular gibi ج ر م
Diyanet İşleri (Yeni) Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
2888 Kalem 38. Ayet (68:38:4) لَمَا لما lemâ her şey مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onda, “Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir” (diye mi yazılı?)
2889 Kalem 39. Ayet (68:39:11) لَمَا لما lemâ ne مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
2890 Kalem 43. Ayet (68:43:11) سَالِمُونَ سالمون sâlimûn(e) sağlam iken س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 42,43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.
2891 Kalem 44. Ayet (68:44:10) يَعْلَمُونَۙ يعلمون ya’lemûn(e) bilmedikleri ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
2892 Kalem 51. Ayet (68:51:7) لَمَّا لما lemmâ zaman لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.
2893 Kalem 51. Ayet (68:51:12) لَمَجْنُونٌۢ لمجنون le-mecnûn(un) mecnundur ج ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.
2894 Kalem 52. Ayet (68:52:5) لِلْعَالَم۪ينَ للعالمين lil-’âlemîn(e) alemler için ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.
2895 Hâkka 9. Ayet (69:9:5) وَالْمُؤْتَفِكَاتُ والمؤتفكات vel-mu/tefikâtu ve altüst olmuş kentler أ ف ك
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.
2896 Hâkka 11. Ayet (69:11:2) لَمَّا لما lemmâ لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
2897 Hâkka 11. Ayet (69:11:4) الْمَٓاءُ الماء l-mâu su(lar) م و ه
Diyanet İşleri (Yeni) 11,12. Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
2898 Hâkka 17. Ayet (69:17:1) وَالْمَلَكُ والملك vel-meleku ve melekler de م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş’ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
2899 Hâkka 25. Ayet (69:25:9) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.”