| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 3000 | Tekvîr 29. Ayet (81:29:8) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. | |||||
| 3001 | İnfitâr 5. Ayet (82:5:1) | عَلِمَتْ | علمت | ‘alimet | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek. | |||||
| 3002 | İnfitâr 12. Ayet (82:12:1) | يَعْلَمُونَ | يعلمون | ya’lemûne | bilirler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler. | |||||
| 3003 | Mutaffifîn 1. Ayet (83:1:2) | لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ | للمطففين | lil-mutaffifîn(e) | ölçü ve tartıda hile yapanların | ط ف ف |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline! | |||||
| 3004 | Mutaffifîn 6. Ayet (83:6:5) | الْعَالَم۪ينَۜ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5,6. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı? | |||||
| 3005 | Mutaffifîn 10. Ayet (83:10:3) | لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ | للمكذبين | lil-mukeżżibîn(e) | yalanlayanların | ك ذ ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline! | |||||
| 3006 | Mutaffifîn 15. Ayet (83:15:6) | لَمَحْجُوبُونَۜ | لمحجوبون | le-mahcûbûn(e) | perdelenmişlerdir | ح ج ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır. | |||||
| 3007 | Mutaffifîn 21. Ayet (83:21:2) | الْمُقَرَّبُونَۜ | المقربون | l-mukarrabûn(e) | yaklaştırılmış olanlar | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur. | |||||
| 3008 | Mutaffifîn 26. Ayet (83:26:6) | الْمُتَنَافِسُونَۜ | المتنافسون | l-mutenâfisûn(e) | yarışanlar | ن ف س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.[575] | |||||
| 3009 | Mutaffifîn 28. Ayet (83:28:4) | الْمُقَرَّبُونَۜ | المقربون | l-mukarrabûn(e) | yaklaştırılanlar | ق ر ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler. | |||||
| 3010 | İnşikâk 23. Ayet (84:23:2) | اَعْلَمُ | اعلم | a’lemu | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir. | |||||
| 3011 | Büruc 2. Ayet (85:2:2) | الْمَوْعُودِۙ | الموعود | l-mev’ûd(i) | va'dedilen | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Va’dedilmiş güne (kıyamete) andolsun, | |||||
| 3012 | Büruc 7. Ayet (85:7:5) | بِالْمُؤْمِن۪ينَ | بالمؤمنين | bil-mu/minîne | mü'minlere | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. | |||||
| 3013 | Büruc 10. Ayet (85:10:4) | الْمُؤْمِن۪ينَ | المؤمنين | l-mu/minîne | inanan erkeklere | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır. | |||||
| 3014 | Büruc 10. Ayet (85:10:5) | وَالْمُؤْمِنَاتِ | والمؤمنات | vel-mu/minâti | ve inanan kadınlara | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır. | |||||
| 3015 | Büruc 10. Ayet (85:10:7) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır. | |||||
| 3016 | Büruc 15. Ayet (85:15:3) | الْمَج۪يدُۙ | المجيد | l-mecîd(i) | yücedir | م ج د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arş’ın sahibidir, şanı yüce olandır. | |||||
| 3017 | Büruc 16. Ayet (85:16:2) | لِمَا | لما | li-mâ | şeyi | مَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilediğini mutlaka yapandır. | |||||
| 3018 | Târık 4. Ayet (86:4:4) | لَمَّا | لما | lemmâ | olmasın | لَمَّا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.[577] | |||||
| 3019 | A'lâ 4. Ayet (87:4:3) | الْمَرْعٰىۙۖ | المرعى | l-mer’â | otlağı | ر ع ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir. | |||||
| 3020 | A'lâ 7. Ayet (87:7:6) | يَعْلَمُ | يعلم | ya’lemu | bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de. | |||||
| 3021 | Fecr 6. Ayet (89:6:1) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi? | |||||
| 3022 | Fecr 8. Ayet (89:8:2) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi? | |||||
| 3023 | Fecr 14. Ayet (89:14:3) | لَبِالْمِرْصَادِۜ | لبالمرصاد | le-bil-mirsâd(i) | gözetleme yerindedir | ر ص د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. | |||||
| 3024 | Fecr 18. Ayet (89:18:5) | الْمِسْك۪ينِۙ | المسكين | l-miskîn(i) | yoksula | س ك ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. | |||||
| 3025 | Fecr 19. Ayet (89:19:4) | لَمًّاۙ | لما | lemmâ(n) | hırsla | ل م م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. | |||||
| 3026 | Fecr 20. Ayet (89:20:2) | الْمَالَ | المال | l-mâle | malı | م و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Malı da pek çok seviyorsunuz. | |||||
| 3027 | Fecr 22. Ayet (89:22:3) | وَالْمَلَكُ | والملك | vel-meleku | melekler | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!? | |||||
| 3028 | Fecr 27. Ayet (89:27:4) | الْمُطْمَئِنَّةُۗ | المطمئنة | l-mutmeinne(tu) | huzura eren | ط م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle der:) “Ey huzur içinde olan nefis!” | |||||
| 3029 | Beled 7. Ayet (90:7:3) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor? | |||||
| 3030 | Beled 8. Ayet (90:8:1) | اَلَمْ | الم | elem | -mi? | لَمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi? | |||||
| 3031 | Beled 17. Ayet (90:17:9) | بِالْمَرْحَمَةِۜ | بالمرحمة | bil-merhame(ti) | merhamet | ر ح م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.[581] | |||||
| 3032 | Beled 18. Ayet (90:18:3) | الْمَيْمَنَةِۜ | الميمنة | l-meymene(ti) | sağın | ي م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18. Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.[581] | |||||
| 3033 | Beled 19. Ayet (90:19:6) | الْمَشْـَٔمَةِۜ | المشـمة | l-meş-eme(ti) | solun | ش أ م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi inkâr edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.[582] | |||||
| 3034 | Duhâ 6. Ayet (93:6:1) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seni yetim bulup da barındırmadı mı? | |||||
| 3035 | İnşirâh 1. Ayet (94:1:1) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? | |||||
| 3036 | Alak 4. Ayet (96:4:2) | عَلَّمَ | علم | ‘alleme | öğretti | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[588] | |||||
| 3037 | Alak 4. Ayet (96:4:3) | بِالْقَلَمِۙ | بالقلم | bil-kalem(i) | kalemle | ق ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[588] | |||||
| 3038 | Alak 5. Ayet (96:5:1) | عَلَّمَ | علم | ‘alleme | öğretti | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[588] | |||||
| 3039 | Alak 5. Ayet (96:5:4) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[588] | |||||
| 3040 | Alak 5. Ayet (96:5:5) | يَعْلَمْۜ | يعلم | ya’lem | bilmediği | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[588] | |||||
| 3041 | Alak 14. Ayet (96:14:1) | اَلَمْ | الم | elem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? | |||||
| 3042 | Alak 14. Ayet (96:14:2) | يَعْلَمْ | يعلم | ya’lem | bilmedi mi (o)? | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? | |||||
| 3043 | Alak 15. Ayet (96:15:3) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 15,16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız. | |||||
| 3044 | Kadir 4. Ayet (97:4:2) | الْمَلٰٓئِكَةُ | الملئكة | l-melâiketu | melekler | م ل ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. | |||||
| 3045 | Beyyine 1. Ayet (98:1:1) | لَمْ | لم | lem | لَمْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. | |||||
| 3046 | Beyyine 1. Ayet (98:1:8) | وَالْمُشْرِك۪ينَ | والمشركين | vel-muşrikîne | ve müşrikler(den) | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. | |||||
| 3047 | Beyyine 6. Ayet (98:6:7) | وَالْمُشْرِك۪ينَ | والمشركين | vel-muşrikîne | ve ortak koşanlar | ش ر ك |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler. | |||||
| 3048 | Beyyine 8. Ayet (98:8:19) | لِمَنْ | لمن | li-men | mahsustur | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. | |||||
| 3049 | Âdiyât 2. Ayet (100:2:1) | فَالْمُورِيَاتِ | فالموريات | fel-mûriyâti | (tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara | و ر ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6. Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. | |||||