"لم" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 3069 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Fatiha 2. Ayet (1:2:4) الْعَالَم۪ينَۙ العالمين l-’âlemîn(e) Alemlerin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur.
2 Fatiha 6. Ayet (1:6:3) الْمُسْتَق۪يمَۙ المستقيم l-mustakîm(e) doğru ق و م
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
3 Fatiha 7. Ayet (1:7:6) الْمَغْضُوبِ المغضوب l-maġdûbi gazabedilmiş olanların غ ض ب
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
4 Bakara 1. Ayet (2:1:1) الٓمٓۚ الم Elif Lâm Mîm Elif Lâm Mîm الٓمٓ
Diyanet İşleri (Yeni) Elif Lâm Mîm.[8]
5 Bakara 2. Ayet (2:2:7) لِلْمُتَّق۪ينَۙ للمتقين lil-muttekîn(e) müttakiler için و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
6 Bakara 5. Ayet (2:5:8) الْمُفْلِحُونَ المفلحون l-muflihûn(e) umduklarına erenler ف ل ح
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
7 Bakara 6. Ayet (2:6:8) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.[10]
8 Bakara 12. Ayet (2:12:4) الْمُفْسِدُونَ المفسدون l-mufsidûne bozgunculardır ف س د
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
9 Bakara 13. Ayet (2:13:19) يَعْلَمُونَ يعلمون ya’lemûn(e) bilenlerden ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.[11] İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
10 Bakara 17. Ayet (2:17:6) فَلَمَّٓا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
11 Bakara 17. Ayet (2:17:15) ظُلُمَاتٍ ظلمات zulumâtin karanlıklar ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
12 Bakara 19. Ayet (2:19:6) ظُلُمَاتٌ ظلمات zulumâtun karanlıklar ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
13 Bakara 19. Ayet (2:19:16) الْمَوْتِۜ الموت l-mevt(i) ölüm م و ت
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
14 Bakara 20. Ayet (2:20:5) كُلَّمَٓا كلما kullemâ zaman ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
15 Bakara 20. Ayet (2:20:11) اَظْلَمَ اظلم azleme karanlık çöktüğü ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
16 Bakara 22. Ayet (2:22:23) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bile bile ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
17 Bakara 24. Ayet (2:24:2) لَمْ لم lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
18 Bakara 25. Ayet (2:25:13) كُلَّمَا كلما kullemâ her ك ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
19 Bakara 26. Ayet (2:26:15) فَيَعْلَمُونَ فيعلمون fe-ya’lemûne bilirler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12]
20 Bakara 30. Ayet (2:30:4) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
21 Bakara 30. Ayet (2:30:25) اَعْلَمُ اعلم a’lemu bilirim ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
22 Bakara 30. Ayet (2:30:28) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) siz biliyor ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
23 Bakara 31. Ayet (2:31:1) وَعَلَّمَ وعلم ve ’alleme ve öğretti ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
24 Bakara 31. Ayet (2:31:8) الْمَلٰٓئِكَةِ الملئكة l-melâiketi melekler- م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
25 Bakara 32. Ayet (2:32:4) عِلْمَ علم ‘ilme bilgimiz ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
26 Bakara 32. Ayet (2:32:8) عَلَّمْتَنَاۜ علمتنا ‘allemtenâ bize öğrettiğin ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
27 Bakara 33. Ayet (2:33:6) فَلَمَّٓا فلما fe-lemmâ ne zaman ki لَمَّا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
28 Bakara 33. Ayet (2:33:10) اَلَمْ الم elem değil miydim?  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
29 Bakara 33. Ayet (2:33:14) اَعْلَمُ اعلم a’lemu bilirim ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
30 Bakara 33. Ayet (2:33:18) وَاَعْلَمُ واعلم ve a’lemu ve bilirim ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
31 Bakara 34. Ayet (2:34:3) لِلْمَلٰٓئِكَةِ للملئكة lil-melâiketi Meleklere م ل ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
32 Bakara 35. Ayet (2:35:19) الظَّالِم۪ينَ الظالمين zzâlimîn(e) zalimler- ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
33 Bakara 37. Ayet (2:37:5) كَلِمَاتٍ كلمات kelimâtin kelimeler ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
34 Bakara 41. Ayet (2:41:5) لِمَا لما limâ bulunanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
35 Bakara 42. Ayet (2:42:8) تَعْلَمُونَ تعلمون ta’lemûn(e) bildiğiniz halde ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
36 Bakara 47. Ayet (2:47:12) الْعَالَم۪ينَ العالمين l’âlemîn(e) alemler ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
37 Bakara 51. Ayet (2:51:12) ظَالِمُونَ ظالمون zâlimûn(e) zalimlerdiniz ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
38 Bakara 54. Ayet (2:54:8) ظَلَمْتُمْ ظلمتم zalemtum zulmettiniz ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
39 Bakara 57. Ayet (2:57:6) الْمَنَّ المن l-menne kudret helvası م ن ن
Diyanet İşleri (Yeni) Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
40 Bakara 57. Ayet (2:57:14) ظَلَمُونَا ظلمونا zalemûnâ bize zulmediyor ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
41 Bakara 57. Ayet (2:57:18) يَظْلِمُونَ يظلمون yazlimûn(e) zulmetmekteler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.
42 Bakara 58. Ayet (2:58:20) الْمُحْسِن۪ينَ المحسنين l-muhsinîn(e) güzel davrananlara ح س ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
43 Bakara 59. Ayet (2:59:3) ظَلَمُوا ظلموا zalemû zalimler ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19]
44 Bakara 59. Ayet (2:59:12) ظَلَمُوا ظلموا zalemû zulmedenlerin ظ ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.[19]
45 Bakara 60. Ayet (2:60:15) عَلِمَ علم ‘alime bilmişti ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
46 Bakara 61. Ayet (2:61:41) وَالْمَسْكَنَةُ والمسكنة vel-meskenetu ve yoksulluk (damgası) س ك ن
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
47 Bakara 65. Ayet (2:65:2) عَلِمْتُمُ علمتم ‘alimtumu bilmişsinizdir ع ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını[22] çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.
48 Bakara 66. Ayet (2:66:3) لِمَا لما limâ şey için مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23]
49 Bakara 66. Ayet (2:66:9) لِلْمُتَّق۪ينَ للمتقين lil-muttekîn(e) müttakiler için و ق ي
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23]
50 Bakara 70. Ayet (2:70:17) لَمُهْتَدُونَ لمهتدون le-muhtedûn(e) hidayeti buluruz ه د ي
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.