"ليست" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 13 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 113. Ayet (2:113:3) لَيْسَتِ ليست leyseti değiller ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
2 Bakara 113. Ayet (2:113:9) لَيْسَتِ ليست leyseti değildirler ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
3 Bakara 186. Ayet (2:186:12) فَلْيَسْتَج۪يبُوا فليستجيبوا fel-yestecîbû O halde onlar da karşılık versinler ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
4 Nisâ 6. Ayet (4:6:23) فَلْيَسْتَعْفِفْۚ فليستعفف felyesta’fif çekinsin ع ف ف
Diyanet İşleri (Yeni) Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
5 Nisâ 18. Ayet (4:18:1) وَلَيْسَتِ وليست ve leyseti (geçerli) değildir ل ي س
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
6 A'raf 194. Ayet (7:194:0) فَلْيَسْتَج۪يبُوا فليستجيبوا fel-yestecîbû cevap versinler ج و ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).
7 Hûd 5. Ayet (11:5:5) لِيَسْتَخْفُوا ليستخفوا li-yestaḣfû gizlenmek için خ ف ي
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
8 İsrâ 76. Ayet (17:76:3) لَيَسْتَفِزُّونَكَ ليستفزونك le-yestefizzûneke seni tedirgin edeceklerdi ف ز ز
Diyanet İşleri (Yeni) Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
9 Nûr 33. Ayet (24:33:1) وَلْيَسْتَعْفِفِ وليستعفف vel-yesta’fifi ve iffetlerini korusunlar ع ف ف
Diyanet İşleri (Yeni) Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
10 Nûr 55. Ayet (24:55:8) لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ ليستخلفنهم le-yestaḣlifennehum onları hükümran kılacaktır خ ل ف
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.
11 Nûr 58. Ayet (24:58:5) لِيَسْتَأْذِنْكُمُ ليستأذنكم li-yeste/żinkumu izin istesinler أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12 Nûr 59. Ayet (24:59:6) فَلْيَسْتَأْذِنُوا فليستأذنوا felyeste/żinû izin istesinler أ ذ ن
Diyanet İşleri (Yeni) Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
13 Müddessir 31. Ayet (74:31:14) لِيَسْتَيْقِنَ ليستيقن li-yesteykine iyice inansın diye ي ق ن
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.