| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 145. Ayet (2:145:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 157. Ayet (3:157:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. | |||||
| 3 | Âl-i İmran 158. Ayet (3:158:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | elbette | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. | |||||
| 4 | Nisâ 73. Ayet (4:73:1) | وَلَئِنْ | ولئن | vele-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.” | |||||
| 5 | Mâide 12. Ayet (5:12:16) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 6 | Mâide 28. Ayet (5:28:1) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” | |||||
| 7 | En'am 63. Ayet (6:63:11) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizler, açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” | |||||
| 8 | En'am 77. Ayet (6:77:11) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. | |||||
| 9 | En'am 109. Ayet (6:109:5) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” | |||||
| 10 | A'raf 134. Ayet (7:134:14) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. | |||||
| 11 | A'raf 149. Ayet (7:149:0) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. | |||||
| 12 | A'raf 189. Ayet (7:189:0) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239] | |||||
| 13 | Tevbe 65. Ayet (9:65:0) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” | |||||
| 14 | Tevbe 75. Ayet (9:75:0) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. | |||||
| 15 | Yunus 22. Ayet (10:22:0) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. | |||||
| 16 | Hûd 7. Ayet (11:7:17) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. | |||||
| 17 | Hûd 8. Ayet (11:8:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. | |||||
| 18 | Hûd 9. Ayet (11:9:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. | |||||
| 19 | Hûd 10. Ayet (11:10:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen biridir. | |||||
| 20 | Yusuf 14. Ayet (12:14:2) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. | |||||
| 21 | Yusuf 32. Ayet (12:32:11) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” | |||||
| 22 | İbrahim 7. Ayet (14:7:4) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” | |||||
| 23 | İbrahim 7. Ayet (14:7:7) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” | |||||
| 24 | Nahl 126. Ayet (16:126:8) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. | |||||
| 25 | İsrâ 62. Ayet (17:62:7) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” | |||||
| 26 | İsrâ 86. Ayet (17:86:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. | |||||
| 27 | Kehf 36. Ayet (18:36:5) | وَلَئِنْ | ولئن | velein | şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.” | |||||
| 28 | Meryem 46. Ayet (19:46:8) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. | |||||
| 29 | Enbiyâ 46. Ayet (21:46:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. | |||||
| 30 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 31 | Nûr 53. Ayet (24:53:5) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: “Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” | |||||
| 32 | Şu'arâ 116. Ayet (26:116:2) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” | |||||
| 33 | Şu'arâ 167. Ayet (26:167:2) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” | |||||
| 34 | Ankebut 10. Ayet (29:10:16) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ama | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? | |||||
| 35 | Ankebut 61. Ayet (29:61:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? | |||||
| 36 | Ankebut 63. Ayet (29:63:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. | |||||
| 37 | Rum 51. Ayet (30:51:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgâr göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. | |||||
| 38 | Rum 58. Ayet (30:58:10) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. | |||||
| 39 | Lokman 25. Ayet (31:25:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 40 | Ahzab 60. Ayet (33:60:1) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 41 | Fâtır 41. Ayet (35:41:8) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır. | |||||
| 42 | Fâtır 42. Ayet (35:42:5) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı. | |||||
| 43 | Yâsîn 18. Ayet (36:18:5) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.” | |||||
| 44 | Zümer 38. Ayet (39:38:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun şayet | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||
| 45 | Zümer 65. Ayet (39:65:8) | لَئِنْ | لئن | le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” | |||||
| 46 | Fussilet 50. Ayet (41:50:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 47 | Fussilet 50. Ayet (41:50:16) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. | |||||
| 48 | Zuhruf 9. Ayet (43:9:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | andolsun eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka, “Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. | |||||
| 49 | Zuhruf 87. Ayet (43:87:1) | وَلَئِنْ | ولئن | ve le-in | ve andolsun | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? | |||||
| 50 | Haşr 11. Ayet (59:11:13) | لَئِنْ | لئن | le-in | eğer | إِنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder. | |||||