| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 21. Ayet (2:21:11) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. | |||||
| 2 | Bakara 52. Ayet (2:52:7) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. | |||||
| 3 | Bakara 53. Ayet (2:53:6) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı[16] vermiştik. | |||||
| 4 | Bakara 56. Ayet (2:56:6) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. | |||||
| 5 | Bakara 63. Ayet (2:63:14) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki de siz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. | |||||
| 6 | Bakara 73. Ayet (2:73:10) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. | |||||
| 7 | Bakara 150. Ayet (2:150:30) | وَلَعَلَّكُمْ | ولعلكم | vele’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. | |||||
| 8 | Bakara 179. Ayet (2:179:8) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | böylece | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. | |||||
| 9 | Bakara 183. Ayet (2:183:14) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki siz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. | |||||
| 10 | Bakara 185. Ayet (2:185:43) | وَلَعَلَّكُمْ | ولعلكم | ve le’allekum | ve umulur ki siz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. | |||||
| 11 | Bakara 186. Ayet (2:186:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | böylece onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. | |||||
| 12 | Bakara 187. Ayet (2:187:64) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 13 | Bakara 189. Ayet (2:189:26) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54] | |||||
| 14 | Bakara 219. Ayet (2:219:25) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 15 | Bakara 221. Ayet (2:221:38) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler. | |||||
| 16 | Bakara 242. Ayet (2:242:6) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. | |||||
| 17 | Bakara 266. Ayet (2:266:34) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulurki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 18 | Âl-i İmran 72. Ayet (3:72:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.[95] | |||||
| 19 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:33) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:9) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 130. Ayet (3:130:12) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100] | |||||
| 22 | Âl-i İmran 132. Ayet (3:132:4) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki olursunuz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. | |||||
| 23 | Âl-i İmran 200. Ayet (3:200:10) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 24 | Mâide 6. Ayet (5:6:61) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 25 | Mâide 35. Ayet (5:35:13) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 26 | Mâide 89. Ayet (5:89:44) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157] | |||||
| 27 | Mâide 90. Ayet (5:90:15) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[158] | |||||
| 28 | Mâide 100. Ayet (5:100:15) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. | |||||
| 29 | En'am 42. Ayet (6:42:10) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki onlar | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. | |||||
| 30 | En'am 51. Ayet (6:51:16) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur’an ile) uyar. | |||||
| 31 | En'am 65. Ayet (6:65:26) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | diye | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. | |||||
| 32 | En'am 69. Ayet (6:69:11) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar. | |||||
| 33 | En'am 151. Ayet (6:151:41) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 34 | En'am 152. Ayet (6:152:34) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. | |||||
| 35 | En'am 153. Ayet (6:153:16) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. | |||||
| 36 | En'am 154. Ayet (6:154:14) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 37 | En'am 155. Ayet (6:155:7) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki siz | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. | |||||
| 38 | A'raf 26. Ayet (7:26:19) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). | |||||
| 39 | A'raf 57. Ayet (7:57:28) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | herhalde | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz. | |||||
| 40 | A'raf 63. Ayet (7:63:12) | وَلَعَلَّكُمْ | ولعلكم | ve le’allekum | ve belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? | |||||
| 41 | A'raf 69. Ayet (7:69:26) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” | |||||
| 42 | A'raf 94. Ayet (7:94:12) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | diye | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. | |||||
| 43 | A'raf 130. Ayet (7:130:9) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki (diye) | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. | |||||
| 44 | A'raf 158. Ayet (7:158:0) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” | |||||
| 45 | A'raf 164. Ayet (7:164:0) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | ve belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. | |||||
| 46 | A'raf 168. Ayet (7:168:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. | |||||
| 47 | A'raf 171. Ayet (7:171:0) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. | |||||
| 48 | A'raf 174. Ayet (7:174:0) | وَلَعَلَّهُمْ | ولعلهم | ve le’allehum | artık herhalde | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 49 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | لَعَلَّهُمْ | لعلهم | le’allehum | belki | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 50 | A'raf 204. Ayet (7:204:0) | لَعَلَّكُمْ | لعلكم | le’allekum | umulur ki size | لَعَلَّكُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. | |||||