| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 22. Ayet (2:22:3) | لَكُمُ | لكم | lekumu | sizin için | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 2 | Bakara 22. Ayet (2:22:17) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 3 | Bakara 29. Ayet (2:29:4) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 4 | Bakara 33. Ayet (2:33:12) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. | |||||
| 5 | Bakara 36. Ayet (2:36:13) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. | |||||
| 6 | Bakara 54. Ayet (2:54:19) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” | |||||
| 7 | Bakara 58. Ayet (2:58:17) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 8 | Bakara 61. Ayet (2:61:35) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. | |||||
| 9 | Bakara 75. Ayet (2:75:4) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[25] | |||||
| 10 | Bakara 94. Ayet (2:94:4) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size ait | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” | |||||
| 11 | Bakara 107. Ayet (2:107:10) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. | |||||
| 12 | Bakara 132. Ayet (2:132:11) | لَكُمُ | لكم | lekumu | sizin için | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 13 | Bakara 134. Ayet (2:134:8) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | size aittir | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 14 | Bakara 139. Ayet (2:139:10) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | sizindir | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.” | |||||
| 15 | Bakara 141. Ayet (2:141:8) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve sizindir | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 16 | Bakara 168. Ayet (2:168:15) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. | |||||
| 17 | Bakara 179. Ayet (2:179:1) | وَلَكُمْ | ولكم | ve lekum | ve sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. | |||||
| 18 | Bakara 184. Ayet (2:184:29) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.[50] Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 19 | Bakara 187. Ayet (2:187:2) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 20 | Bakara 187. Ayet (2:187:10) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 21 | Bakara 187. Ayet (2:187:30) | لَكُمْۖ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 22 | Bakara 187. Ayet (2:187:35) | لَكُمُ | لكم | lekumu | sizce | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 23 | Bakara 208. Ayet (2:208:14) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. | |||||
| 24 | Bakara 216. Ayet (2:216:6) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 25 | Bakara 216. Ayet (2:216:13) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 26 | Bakara 216. Ayet (2:216:20) | لَكُمْۜ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 27 | Bakara 219. Ayet (2:219:23) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 28 | Bakara 223. Ayet (2:223:3) | لَكُمْۖ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. | |||||
| 29 | Bakara 229. Ayet (2:229:10) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 30 | Bakara 232. Ayet (2:232:27) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 31 | Bakara 242. Ayet (2:242:4) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. | |||||
| 32 | Bakara 247. Ayet (2:247:8) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 33 | Bakara 248. Ayet (2:248:27) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir.[68] Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.” | |||||
| 34 | Bakara 266. Ayet (2:266:32) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.[75] | |||||
| 35 | Bakara 267. Ayet (2:267:12) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye lâyıktır. | |||||
| 36 | Bakara 271. Ayet (2:271:12) | لَكُمْۜ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 37 | Bakara 279. Ayet (2:279:11) | فَلَكُمْ | فلكم | felekum | sizindir | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur. | |||||
| 38 | Bakara 280. Ayet (2:280:11) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 39 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:3) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için vardır | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 40 | Âl-i İmran 31. Ayet (3:31:10) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” | |||||
| 41 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:13) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 42 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:42) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin için | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 43 | Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:8) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” | |||||
| 44 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:6) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 45 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:13) | لَكُمْ | لكم | lekum | sizin | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 46 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:31) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 47 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:27) | لَكُمُ | لكم | lekumu | size | لَكُمُ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 48 | Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:6) | لَكُمْ | لكم | lekum | size | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. | |||||
| 49 | Âl-i İmran 160. Ayet (3:160:6) | لَكُمْۚ | لكم | lekum | sizi | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler. | |||||
| 50 | Âl-i İmran 173. Ayet (3:173:9) | لَكُمْ | لكم | lekum | size karşı | لَكُم |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. | |||||