"لَمْ" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 375 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:14) ءَاَسْلَمْتُمْۜ ءاسلمتم e-eslemtum Siz de İslam (teslim) oldunuz mu? س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
2 Bakara 131. Ayet (2:131:7) اَسْلَمْتُ اسلمت eslemtu teslim oldum س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.
3 Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:4) اَسْلَمْتُ اسلمت eslemtu ben teslim ettim س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
4 Hucurât 14. Ayet (49:14:9) اَسْلَمْنَا اسلمنا eslemnâ islam olduk س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin.[500] Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
5 Yusuf 109. Ayet (12:109:12) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
6 Ra'd 31. Ayet (13:31:19) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.
7 Tâhâ 128. Ayet (20:128:1) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
8 Hacc 46. Ayet (22:46:1) اَفَلَمْ افلم efelem hiç  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
9 Mü'minûn 68. Ayet (23:68:1) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
10 Furkan 40. Ayet (25:40:9) اَفَلَمْ افلم efelem -mıydı?  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
11 Sebe' 9. Ayet (34:9:1) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.
12 Yâsîn 62. Ayet (36:62:6) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
13 Mü'min 82. Ayet (40:82:1) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
14 Câsiye 31. Ayet (45:31:4) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?”
15 Muhammed 10. Ayet (47:10:1) اَفَلَمْ افلم efe-lem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır.
16 Kaf 6. Ayet (50:6:1) اَفَلَمْ افلم efelem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
17 Bakara 33. Ayet (2:33:10) اَلَمْ الم elem değil miydim?  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
18 Bakara 106. Ayet (2:106:12) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?
19 Bakara 107. Ayet (2:107:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
20 Bakara 243. Ayet (2:243:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara “ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
21 Bakara 246. Ayet (2:246:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
22 Bakara 258. Ayet (2:258:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
23 Âl-i İmran 23. Ayet (3:23:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.
24 Nisâ 44. Ayet (4:44:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.
25 Nisâ 49. Ayet (4:49:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez.
26 Nisâ 51. Ayet (4:51:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a[121] inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.
27 Nisâ 60. Ayet (4:60:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124]
28 Nisâ 77. Ayet (4:77:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
29 Nisâ 97. Ayet (4:97:16) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
30 Nisâ 141. Ayet (4:141:11) اَلَمْ الم elem değil miydik?  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
31 Nisâ 141. Ayet (4:141:19) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
32 Mâide 40. Ayet (5:40:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
33 En'am 6. Ayet (6:6:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.
34 En'am 130. Ayet (6:130:5) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
35 A'raf 22. Ayet (7:22:17) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
36 A'raf 148. Ayet (7:148:12) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular.
37 A'raf 169. Ayet (7:169:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?
38 Tevbe 63. Ayet (9:63:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.
39 Tevbe 70. Ayet (9:70:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.
40 Tevbe 78. Ayet (9:78:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini[260] ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
41 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
42 Yusuf 80. Ayet (12:80:8) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
43 Yusuf 96. Ayet (12:96:11) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.
44 İbrahim 9. Ayet (14:9:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.
45 İbrahim 19. Ayet (14:19:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.
46 İbrahim 24. Ayet (14:24:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.
47 İbrahim 28. Ayet (14:28:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) 28,29. Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
48 Nahl 79. Ayet (16:79:1) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
49 Kehf 72. Ayet (18:72:2) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
50 Kehf 75. Ayet (18:75:2) اَلَمْ الم elem  لَمْ
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.