| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 134. Ayet (2:134:5) | لَهَا | لها | lehâ | kendilerine | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 2 | Bakara 141. Ayet (2:141:5) | لَهَا | لها | lehâ | onlarındır | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. | |||||
| 3 | Bakara 256. Ayet (2:256:21) | لَهَاۜ | لها | lehâ | لَهَا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73] | |||||
| 4 | Bakara 286. Ayet (2:286:7) | لَهَا | لها | lehâ | (herkesin) kendine | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 5 | Nisâ 11. Ayet (4:11:21) | فَلَهَا | فلها | fe-lehâ | onundur | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.[107] Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 6 | Nisâ 176. Ayet (4:176:15) | فَلَهَا | فلها | fe-lehâ | o(kızkardeşi)nindir | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Nisâ 176. Ayet (4:176:24) | لَهَا | لها | lehâ | kendi | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 8 | En'am 70. Ayet (6:70:18) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 9 | Enfal 61. Ayet (8:61:0) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 10 | Hûd 28. Ayet (11:28:19) | لَهَا | لها | lehâ | onu | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” | |||||
| 11 | İbrahim 26. Ayet (14:26:11) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. | |||||
| 12 | Hicr 4. Ayet (15:4:6) | وَلَهَا | ولها | ve lehâ | olanların | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. | |||||
| 13 | Hicr 44. Ayet (15:44:1) | لَهَا | لها | lehâ | onun vardır | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. | |||||
| 14 | İsrâ 7. Ayet (17:7:7) | فَلَهَاۜ | فلها | fe-lehâ | o da aleyhinizedir | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.) | |||||
| 15 | İsrâ 19. Ayet (17:19:5) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. | |||||
| 16 | Kehf 7. Ayet (18:7:7) | لَهَا | لها | lehâ | kendisine | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. | |||||
| 17 | Meryem 17. Ayet (19:17:9) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. | |||||
| 18 | Enbiyâ 52. Ayet (21:52:10) | لَهَا | لها | lehâ | kendisine | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. | |||||
| 19 | Enbiyâ 53. Ayet (21:53:4) | لَهَا | لها | lehâ | onlara | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. | |||||
| 20 | Enbiyâ 98. Ayet (21:98:10) | لَهَا | لها | lehâ | oraya | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız. | |||||
| 21 | Hacc 48. Ayet (22:48:5) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zalim oldukları hâlde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır. | |||||
| 22 | Mü'minûn 61. Ayet (23:61:6) | لَهَا | لها | lehâ | (hayır) için | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. | |||||
| 23 | Mü'minûn 63. Ayet (23:63:13) | لَهَا | لها | lehâ | (hep) o (işler) için | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. | |||||
| 24 | Furkan 12. Ayet (25:12:7) | لَهَا | لها | lehâ | bunun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. | |||||
| 25 | Şu'arâ 4. Ayet (26:4:10) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar. | |||||
| 26 | Şu'arâ 71. Ayet (26:71:5) | لَهَا | لها | lehâ | onların önünde | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. | |||||
| 27 | Şu'arâ 155. Ayet (26:155:4) | لَهَا | لها | lehâ | onun vardır | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.” | |||||
| 28 | Şu'arâ 208. Ayet (26:208:6) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik. | |||||
| 29 | Neml 23. Ayet (27:23:9) | وَلَهَا | ولها | ve lehâ | ve vardır | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” | |||||
| 30 | Neml 41. Ayet (27:41:3) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. | |||||
| 31 | Neml 44. Ayet (27:44:2) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Belkıs, “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. | |||||
| 32 | Neml 61. Ayet (27:61:9) | لَهَا | لها | lehâ | üstünde | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor! | |||||
| 33 | Ahzab 30. Ayet (33:30:10) | لَهَا | لها | lehâ | onun için | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa, onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah’a göre kolaydır. | |||||
| 34 | Ahzab 31. Ayet (33:31:12) | لَهَا | لها | lehâ | onun için | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükâfatını iki kat veririz. Biz, ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. | |||||
| 35 | Fâtır 2. Ayet (35:2:9) | لَهَاۚ | لها | lehâ | onu | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 36 | Yâsîn 38. Ayet (36:38:4) | لَهَاۜ | لها | lehâ | kendinin | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. | |||||
| 37 | Yâsîn 40. Ayet (36:40:4) | لَهَٓا | لها | lehâ | ona (aya) | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. | |||||
| 38 | Yâsîn 71. Ayet (36:71:11) | لَهَا | لها | lehâ | onlara | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. | |||||
| 39 | Sâd 15. Ayet (38:15:8) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar. | |||||
| 40 | Fussilet 11. Ayet (41:11:8) | لَهَا | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. | |||||
| 41 | Kaf 6. Ayet (50:6:10) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. | |||||
| 42 | Kaf 10. Ayet (50:10:3) | لَهَا | لها | lehâ | olan | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 9,10,11. Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. | |||||
| 43 | Necm 58. Ayet (53:58:2) | لَهَا | لها | lehâ | onu | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. | |||||
| 44 | Mülk 7. Ayet (67:7:5) | لَهَا | لها | lehâ | onun | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. | |||||
| 45 | Zilzâl 3. Ayet (99:3:4) | لَهَاۚ | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, | |||||
| 46 | Zilzâl 5. Ayet (99:5:4) | لَهَاۜ | لها | lehâ | ona | لَهَا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. | |||||