| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 79. Ayet (2:79:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | o kimselerin ki | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! | |||||
| 2 | Bakara 212. Ayet (2:212:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 3 | Bakara 226. Ayet (2:226:1) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 12. Ayet (3:12:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” | |||||
| 5 | Âl-i İmran 15. Ayet (3:15:6) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:10) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kendilerine | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 172. Ayet (3:172:10) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | onlar için vardır | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 8 | Nisâ 17. Ayet (4:17:5) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | şu kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 9 | Nisâ 18. Ayet (4:18:3) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 10 | Nisâ 51. Ayet (4:51:13) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a[121] inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. | |||||
| 11 | Mâide 44. Ayet (5:44:12) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 12 | Mâide 82. Ayet (5:82:5) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar. | |||||
| 13 | Mâide 82. Ayet (5:82:13) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar. | |||||
| 14 | En'am 22. Ayet (6:22:6) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara, “Nerede, ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. | |||||
| 15 | En'am 32. Ayet (6:32:10) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? | |||||
| 16 | En'am 79. Ayet (6:79:4) | لِلَّذ۪ي | للذي | lilleżî | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” | |||||
| 17 | A'raf 27. Ayet (7:27:29) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 18 | A'raf 32. Ayet (7:32:14) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselerindir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” | |||||
| 19 | A'raf 75. Ayet (7:75:7) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, “Siz, Salih’in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Onlar da, “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. | |||||
| 20 | A'raf 100. Ayet (7:100:3) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseleri | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. | |||||
| 21 | A'raf 154. Ayet (7:154:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. | |||||
| 22 | A'raf 156. Ayet (7:156:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah, şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” | |||||
| 23 | A'raf 169. Ayet (7:169:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz? | |||||
| 24 | Enfal 38. Ayet (8:38:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır.[250] | |||||
| 25 | Tevbe 61. Ayet (9:61:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır, mü’minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 26 | Yunus 26. Ayet (10:26:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere vardır | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. | |||||
| 27 | Yunus 28. Ayet (10:28:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, “Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz.” | |||||
| 28 | Yunus 52. Ayet (10:52:0) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. | |||||
| 29 | Hûd 31. Ayet (11:31:16) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 30 | Hûd 121. Ayet (11:121:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.” | |||||
| 31 | Yusuf 42. Ayet (12:42:2) | لِلَّذ۪ي | للذي | lilleżî | kişiye | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, “Efendinin yanında beni an”, dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı. | |||||
| 32 | Yusuf 57. Ayet (12:57:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elbette ki, ahiret mükâfatı, inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. | |||||
| 33 | Yusuf 109. Ayet (12:109:26) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | ٱلَّذِى | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? | |||||
| 34 | Ra'd 18. Ayet (13:18:1) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | için vardır | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! | |||||
| 35 | Ra'd 32. Ayet (13:32:7) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkâr edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış! | |||||
| 36 | Ra'd 33. Ayet (13:33:27) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 37 | İbrahim 21. Ayet (14:21:6) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. | |||||
| 38 | Nahl 30. Ayet (16:30:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. | |||||
| 39 | Nahl 30. Ayet (16:30:9) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için vardır | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. | |||||
| 40 | Nahl 60. Ayet (16:60:1) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | içindir | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 41 | Nahl 84. Ayet (16:84:10) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. | |||||
| 42 | Nahl 110. Ayet (16:110:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | (yanındadır) | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 43 | Nahl 119. Ayet (16:119:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[308] | |||||
| 44 | Meryem 37. Ayet (19:37:6) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselerin | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler.[345] Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline! | |||||
| 45 | Meryem 73. Ayet (19:73:9) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimseler için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.[349] | |||||
| 46 | Hacc 39. Ayet (22:39:2) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kendileriyle | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. | |||||
| 47 | Hacc 53. Ayet (22:53:6) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | olanlara | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. | |||||
| 48 | Kasas 83. Ayet (28:83:5) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. | |||||
| 49 | Ankebut 12. Ayet (29:12:4) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lil-leżîne | kimselere | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. | |||||
| 50 | Rum 38. Ayet (30:38:10) | لِلَّذ۪ينَ | للذين | lilleżîne | için | ٱلَّذِى |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||