"لِمَا" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 50 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 37. Ayet (2:37:5) كَلِمَاتٍ كلمات kelimâtin kelimeler ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
2 Bakara 41. Ayet (2:41:5) لِمَا لما limâ bulunanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
3 Bakara 66. Ayet (2:66:3) لِمَا لما limâ şey için مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[23]
4 Bakara 89. Ayet (2:89:8) لِمَا لما limâ şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
5 Bakara 91. Ayet (2:91:19) لِمَا لما limâ şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
6 Bakara 97. Ayet (2:97:13) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
7 Bakara 101. Ayet (2:101:8) لِمَا لما limâ şeyleri مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar.
8 Bakara 124. Ayet (2:124:5) بِكَلِمَاتٍ بكلمات bi-kelimâtin kelimelerle ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti.
9 Bakara 213. Ayet (2:213:37) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
10 Âl-i İmran 3. Ayet (3:3:6) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
11 Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:2) لِمَا لما limâ şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
12 Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:15) لِمَا لما limâ bulunan(Kitap)ı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.
13 Nisâ 47. Ayet (4:47:10) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını[120] lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.
14 Mâide 46. Ayet (5:46:8) لِمَا لما limâ olan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.
15 Mâide 46. Ayet (5:46:19) لِمَا لما limâ olan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.
16 Mâide 48. Ayet (5:48:6) لِمَا لما limâ bulunan مَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
17 En'am 28. Ayet (6:28:12) لِمَا لما limâ şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
18 En'am 34. Ayet (6:34:16) لِكَلِمَاتِ لكلمات li-kelimâti kelimelerini ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
19 En'am 115. Ayet (6:115:8) لِكَلِمَاتِه۪ۚ لكلماته li-kelimâtih(i) O'nun sözlerini ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
20 A'raf 158. Ayet (7:158:0) وَكَلِمَاتِه۪ وكلماته ve kelimâtihi ve O'nun sözlerine ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
21 Enfal 7. Ayet (8:7:0) بِكَلِمَاتِه۪ بكلماته bi-kelimâtihi sözleriyle ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242]
22 Enfal 24. Ayet (8:24:0) لِمَا لما limâ şeylere مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
23 Yunus 57. Ayet (10:57:0) لِمَا لما limâ olanlar için مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.
24 Yunus 64. Ayet (10:64:0) لِكَلِمَاتِ لكلمات li-kelimâti sözlerinde ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.
25 Yunus 82. Ayet (10:82:0) بِكَلِمَاتِه۪ بكلماته bi-kelimâtihi sözleriyle ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.”
26 Hûd 107. Ayet (11:107:14) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
27 Yusuf 68. Ayet (12:68:24) لِمَا لما limâ ötürü مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
28 Yusuf 100. Ayet (12:100:42) لِمَا لما limâ şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
29 Nahl 56. Ayet (16:56:2) لِمَا لما limâ şeylere مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
30 Nahl 116. Ayet (16:116:3) لِمَا لما limâ ötürü مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
31 Kehf 12. Ayet (18:12:7) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
32 Kehf 27. Ayet (18:27:10) لِكَلِمَاتِه۪ لكلماته li-kelimâtihi O'nun sözlerini ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
33 Kehf 109. Ayet (18:109:6) لِكَلِمَاتِ لكلمات li-kelimâti sözleri(ni yazmak) için ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
34 Kehf 109. Ayet (18:109:13) كَلِمَاتُ كلمات kelimâtu sözleri ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
35 Tâhâ 13. Ayet (20:13:4) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”
36 Enbiyâ 67. Ayet (21:67:3) وَلِمَا ولما ve limâ ve مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”
37 Mü'minûn 36. Ayet (23:36:3) لِمَا لما limâ şey مَا
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!”
38 Furkan 60. Ayet (25:60:10) لِمَا لما limâ şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.
39 Lokman 27. Ayet (31:27:17) كَلِمَاتُ كلمات kelimâtu kelimeleri ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
40 Ahzab 35. Ayet (33:35:3) وَالْمُسْلِمَاتِ والمسلمات vel-muslimâti ve müslüman kadınlar س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
41 Fâtır 31. Ayet (35:31:9) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.
42 Sâd 75. Ayet (38:75:8) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.
43 Şûrâ 24. Ayet (42:24:18) بِكَلِمَاتِه۪ۜ بكلماته bi-kelimâtih(i) sözleriyle ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.
44 Ahkaf 30. Ayet (46:30:12) لِمَا لما limâ مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Mûsâ’dan sonra indirilen, kendinden önceki kitapları doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.”
45 Mücadele 3. Ayet (58:3:7) لِمَا لما limâ şeylere مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
46 Mücadele 8. Ayet (58:8:10) لِمَا لما limâ şeye مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530]
47 Saf 6. Ayet (61:6:14) لِمَا لما limâ olanı مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.[543]
48 Tahrim 5. Ayet (66:5:10) مُسْلِمَاتٍ مسلمات muslimâtin (kendisini Allah'a) teslim eden س ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
49 Tahrim 12. Ayet (66:12:12) بِكَلِمَاتِ بكلمات bi-kelimâti kelimelerini ك ل م
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
50 Büruc 16. Ayet (85:16:2) لِمَا لما li-mâ şeyi مَا
Diyanet İşleri (Yeni) Dilediğini mutlaka yapandır.