| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 78. Ayet (3:78:5) | اَلْسِنَتَهُمْ | السنتهم | elsinetehum | dillerini | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. | |||||
| 2 | Nisâ 46. Ayet (4:46:16) | بِاَلْسِنَتِهِمْ | بالسنتهم | bi-elsinetihim | dillerini | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119] | |||||
| 3 | Mâide 78. Ayet (5:78:8) | لِسَانِ | لسان | lisâni | dili | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. | |||||
| 4 | İbrahim 4. Ayet (14:4:6) | بِلِسَانِ | بلسان | bi-lisâni | dilinden | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5 | Nahl 62. Ayet (16:62:6) | اَلْسِنَتُهُمُ | السنتهم | elsinetuhumu | onların dilleri | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. | |||||
| 6 | Nahl 103. Ayet (16:103:8) | لِسَانُ | لسان | lisânu | dili | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306] | |||||
| 7 | Nahl 103. Ayet (16:103:14) | لِسَانٌ | لسان | lisânun | bir dildir | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306] | |||||
| 8 | Nahl 116. Ayet (16:116:5) | اَلْسِنَتُكُمُ | السنتكم | elsinetukumu | dillerinizin | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler. | |||||
| 9 | Meryem 50. Ayet (19:50:7) | لِسَانَ | لسان | lisâne | dili | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). | |||||
| 10 | Meryem 97. Ayet (19:97:3) | بِلِسَانِكَ | بلسانك | bi-lisânike | senin diline | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. | |||||
| 11 | Tâhâ 27. Ayet (20:27:4) | لِسَان۪يۙ | لساني | lisânî | dilimin | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” | |||||
| 12 | Nûr 15. Ayet (24:15:3) | بِاَلْسِنَتِكُمْ | بالسنتكم | bi-elsinetikum | dillerinizle | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 13 | Nûr 24. Ayet (24:24:4) | اَلْسِنَتُهُمْ | السنتهم | elsinetuhum | dilleri | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. | |||||
| 14 | Şu'arâ 13. Ayet (26:13:5) | لِسَان۪ي | لساني | lisânî | dilim | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).”[396] | |||||
| 15 | Şu'arâ 84. Ayet (26:84:3) | لِسَانَ | لسان | lisâne | dili | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” | |||||
| 16 | Şu'arâ 195. Ayet (26:195:1) | بِلِسَانٍ | بلسان | bi-lisânin | bir dille | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 193,194,195. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. | |||||
| 17 | Kasas 34. Ayet (28:34:6) | لِسَانًا | لسانا | lisânen | dil bakımından | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 18 | Rum 22. Ayet (30:22:7) | اَلْسِنَتِكُمْ | السنتكم | elsinetikum | dillerinizin | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. | |||||
| 19 | Ahzab 19. Ayet (33:19:20) | بِاَلْسِنَةٍ | بالسنة | bi-elsinetin | dillerle | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 20 | Duhân 58. Ayet (44:58:3) | بِلِسَانِكَ | بلسانك | bi-lisânike | senin diline | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar. | |||||
| 21 | Ahkaf 12. Ayet (46:12:10) | لِسَانًا | لسانا | lisânen | diliyle | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. | |||||
| 22 | Fetih 11. Ayet (48:11:12) | بِاَلْسِنَتِهِمْ | بالسنتهم | bi-elsinetihim | dilleriyle | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” | |||||
| 23 | Mümtehine 2. Ayet (60:2:9) | وَاَلْسِنَتَهُمْ | والسنتهم | ve elsinetehum | ve dillerini | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şâyet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman olurlar, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar ve inkâr etmenizi arzu ederler. | |||||
| 24 | Kıyamet 16. Ayet (75:16:4) | لِسَانَكَ | لسانك | lisâneke | diline | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. | |||||
| 25 | Beled 9. Ayet (90:9:1) | وَلِسَانًا | ولسانا | ve lisânen | ve bir dil | ل س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi? | |||||