"معه" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 64 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 7. Ayet (2:7:6) سَمْعِهِمْۜ سمعهم sem’ihim kulaklarının س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
2 Bakara 20. Ayet (2:20:18) بِسَمْعِهِمْ بسمعهم bi-sem’ihim işitmelerini س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
3 Bakara 89. Ayet (2:89:9) مَعَهُمْۙ معهم me’ahum yanlarında bulunan (Tevrat)ı مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
4 Bakara 91. Ayet (2:91:20) مَعَهُمْۜ معهم me’ahum yanlarında bulunan مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
5 Bakara 101. Ayet (2:101:9) مَعَهُمْ معهم me’ahum yanlarındaki مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar.
6 Bakara 181. Ayet (2:181:5) سَمِعَهُ سمعه semi’ahu işittikten س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
7 Bakara 213. Ayet (2:213:11) مَعَهُمُ معهم me’ahumu onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
8 Bakara 214. Ayet (2:214:22) مَعَهُ معه me’ahu onunla birlikte مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
9 Bakara 249. Ayet (2:249:35) مَعَهُۙ معه me’ahu beraberindekiler مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
10 Âl-i İmran 146. Ayet (3:146:5) مَعَهُ معه me’ahu kendileriyle beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
11 Nisâ 72. Ayet (4:72:16) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der.
12 Nisâ 73. Ayet (4:73:16) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.”
13 Nisâ 108. Ayet (4:108:9) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraberdir مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
14 Nisâ 140. Ayet (4:140:17) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
15 Mâide 36. Ayet (5:36:12) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
16 En'am 35. Ayet (6:35:22) لَجَمَعَهُمْ لجمعهم leceme’ahum elbette onları toplardı ج م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma.
17 En'am 150. Ayet (6:150:14) مَعَهُمْۚ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Haydi, Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.
18 A'raf 64. Ayet (7:64:4) مَعَهُ معه me’ahu O'nunla berebar مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
19 A'raf 72. Ayet (7:72:3) مَعَهُ معه me’ahu O'nunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
20 A'raf 131. Ayet (7:131:13) مَعَهُۜ معه me’ah(u) ve beraberindeki مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
21 A'raf 157. Ayet (7:157:0) مَعَهُٓۙ معه me’ahu O'nunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
22 Enfal 23. Ayet (8:23:0) لَاَسْمَعَهُمْۜ لاسمعهم le-esme’ahum elbette onlara işittirirdi س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
23 Enfal 23. Ayet (8:23:0) اَسْمَعَهُمْ اسمعهم esme’ahum onlara işittirseydi de س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
24 Tevbe 88. Ayet (9:88:0) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
25 Yunus 73. Ayet (10:73:0) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!
26 Hûd 12. Ayet (11:12:18) مَعَهُ معه me’ahu beraberinde مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
27 Hûd 40. Ayet (11:40:24) مَعَهُٓ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
28 Hûd 58. Ayet (11:58:8) مَعَهُ معه me’ahu beraberindeki مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
29 Hûd 66. Ayet (11:66:8) مَعَهُ معه me’ahu beraberindeki مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
30 Hûd 94. Ayet (11:94:8) مَعَهُ معه me’ahu onunla birlikte مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
31 Yusuf 36. Ayet (12:36:2) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi.
32 Ra'd 18. Ayet (13:18:17) مَعَهُ معه me’ahu yanında مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
33 Nahl 108. Ayet (16:108:7) وَسَمْعِهِمْ وسمعهم ve sem’ihim ve kulaklarını س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
34 İsrâ 42. Ayet (17:42:4) مَعَهُٓ معه me’ahu O'nunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı, o zaman o ilâhlar da Arş’ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.[316]
35 İsrâ 103. Ayet (17:103:8) مَعَهُ معه me’ahu yanındaki مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.
36 Enbiyâ 84. Ayet (21:84:11) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
37 Mü'minûn 91. Ayet (23:91:8) مَعَهُ معه me’ahu O'nunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
38 Nûr 62. Ayet (24:62:9) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
39 Furkan 7. Ayet (25:7:15) مَعَهُ معه me’ahu kendisiyle beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”
40 Furkan 35. Ayet (25:35:6) مَعَهُٓ معه me’ahu kendisinin yanında مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık.
41 Şu'arâ 65. Ayet (26:65:4) مَعَهُٓ معه me’ahu beraberinde مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
42 Şu'arâ 119. Ayet (26:119:3) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
43 Lokman 7. Ayet (31:7:9) يَسْمَعْهَا يسمعها yesma’hâ onları hiç işitmemiş س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429]
44 Sebe' 10. Ayet (34:10:9) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
45 Sâffât 102. Ayet (37:102:3) مَعَهُ معه me’ahu onun yanında مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
46 Sâd 18. Ayet (38:18:4) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) 18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
47 Sâd 43. Ayet (38:43:5) مَعَهُمْ معهم me’ahum onlarla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.
48 Zümer 47. Ayet (39:47:10) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
49 Mü'min 25. Ayet (40:25:11) مَعَهُ معه me’ahu onunla beraber مَعَ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.
50 Fussilet 20. Ayet (41:20:7) سَمْعُهُمْ سمعهم sem’uhum kulakları س م ع
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.