| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 125. Ayet (2:125:15) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'e | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 2 | Bakara 127. Ayet (2:127:7) | وَاِسْمٰع۪يلُۜ | واسمعيل | ve ismâ’îlu | İsma'il'(le beraber) | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı. | |||||
| 3 | Bakara 133. Ayet (2:133:21) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? | |||||
| 4 | Bakara 136. Ayet (2:136:11) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'e | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” | |||||
| 5 | Bakara 140. Ayet (2:140:5) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 6 | Bakara 161. Ayet (2:161:13) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | tüm | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 84. Ayet (3:84:11) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'e | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.” | |||||
| 8 | Âl-i İmran 87. Ayet (3:87:9) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin üzerlerine olmasıdır. | |||||
| 9 | Nisâ 163. Ayet (4:163:14) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'e | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.[135] | |||||
| 10 | En'am 86. Ayet (6:86:1) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'e | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. | |||||
| 11 | En'am 149. Ayet (6:149:8) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepinizi | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.”[202] | |||||
| 12 | A'raf 18. Ayet (7:18:12) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepinizle | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.” | |||||
| 13 | A'raf 105. Ayet (7:105:16) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223] | |||||
| 14 | A'raf 124. Ayet (7:124:8) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepinizi | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.” | |||||
| 15 | Tevbe 83. Ayet (9:83:0) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” | |||||
| 16 | Tevbe 83. Ayet (9:83:0) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” | |||||
| 17 | Hûd 119. Ayet (11:119:15) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | tamamen | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 18 | Yusuf 93. Ayet (12:93:12) | اَجْمَع۪ينَ۟ | اجمعين | ecme’în(e) | bütün | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. | |||||
| 19 | İbrahim 39. Ayet (14:39:8) | اِسْمٰع۪يلَ | اسمعيل | ismâ’île | İsma'il'i | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” | |||||
| 20 | Hicr 39. Ayet (15:39:10) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 21 | Hicr 43. Ayet (15:43:4) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. | |||||
| 22 | Hicr 59. Ayet (15:59:6) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 59,60. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. | |||||
| 23 | Hicr 92. Ayet (15:92:3) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsine | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 92,93. Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. | |||||
| 24 | Nahl 9. Ayet (16:9:10) | اَجْمَع۪ينَ۟ | اجمعين | ecme’în(e) | hepinizi | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır.[302] Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi. | |||||
| 25 | Kehf 67. Ayet (18:67:5) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber bulunmaya | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.” | |||||
| 26 | Kehf 72. Ayet (18:72:7) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber bulunmaya | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi. | |||||
| 27 | Kehf 75. Ayet (18:75:8) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber bulunmaya | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. | |||||
| 28 | Meryem 54. Ayet (19:54:4) | اِسْمٰع۪يلَۘ | اسمعيل | ismâ’îl(e) | İsma'il'i de | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi. | |||||
| 29 | Tâhâ 124. Ayet (20:124:7) | مَع۪يشَةً | معيشة | ma’îşeten | bir geçim | ع ي ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” | |||||
| 30 | Enbiyâ 24. Ayet (21:24:12) | مَعِيَ | معي | ma’iye | benimle beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”[362] | |||||
| 31 | Enbiyâ 77. Ayet (21:77:12) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. | |||||
| 32 | Enbiyâ 85. Ayet (21:85:1) | وَاِسْمٰع۪يلَ | واسمعيل | ve ismâ’île | ve İsma'il'i | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. | |||||
| 33 | Mü'minûn 50. Ayet (23:50:11) | وَمَع۪ينٍ۟ | ومعين | ve ma’în(in) | ve suyu bulunan | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. | |||||
| 34 | Şu'arâ 49. Ayet (26:49:21) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecma’în(e) | hepinizi | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. | |||||
| 35 | Şu'arâ 62. Ayet (26:62:4) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraberdir | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir” dedi. | |||||
| 36 | Şu'arâ 65. Ayet (26:65:5) | اَجْمَع۪ينَۚ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. | |||||
| 37 | Şu'arâ 118. Ayet (26:118:7) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.” | |||||
| 38 | Şu'arâ 170. Ayet (26:170:3) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | tamamen | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 170,171. Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. | |||||
| 39 | Neml 51. Ayet (27:51:9) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. | |||||
| 40 | Kasas 34. Ayet (28:34:8) | مَعِيَ | معي | me’iye | benimle beraber | مَعَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” | |||||
| 41 | Kasas 58. Ayet (28:58:6) | مَع۪يشَتَهَاۚ | معيشتها | me’îşetehâ | refah içinde | ع ي ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. | |||||
| 42 | Secde 13. Ayet (32:13:16) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecma’în(e) | tamamen | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.[433] | |||||
| 43 | Sâffât 45. Ayet (37:45:5) | مَع۪ينٍۙ | معين | me’în(in) | akan kaynak- | ع ي ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. | |||||
| 44 | Sâffât 134. Ayet (37:134:4) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 134,135. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. | |||||
| 45 | Sâd 48. Ayet (38:48:2) | اِسْمٰع۪يلَ | اسمعيل | ismâ’île | İsma'il'i | إِسْمَاعِيلَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onların her biri iyi kimselerdi. | |||||
| 46 | Sâd 82. Ayet (38:82:4) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | tümünü | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. | |||||
| 47 | Sâd 85. Ayet (38:85:7) | اَجْمَع۪ينَ | اجمعين | ecma’în(e) | tümüyle | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” | |||||
| 48 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:8) | مَع۪يشَتَهُمْ | معيشتهم | ma’îşetehum | onların geçimliklerini | ع ي ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 49 | Zuhruf 55. Ayet (43:55:6) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecma’în(e) | hepsini | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk. | |||||
| 50 | Duhân 40. Ayet (44:40:5) | اَجْمَع۪ينَۙ | اجمعين | ecme’în(e) | hepsinin | ج م ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. | |||||