| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 162. Ayet (4:162:15) | وَالْمُق۪يم۪ينَ | والمقيمين | vel-mukîmîne | O kılanlar | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 2 | Mâide 37. Ayet (5:37:12) | مُق۪يمٌ | مقيم | mukîm(un) | sürekli | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır. | |||||
| 3 | Tevbe 21. Ayet (9:21:0) | مُق۪يمٌۙ | مقيم | mukîm(un) | tükenmeyen | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. | |||||
| 4 | Tevbe 68. Ayet (9:68:0) | مُق۪يمٌۙ | مقيم | mukîm(un) | sürekli | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır. | |||||
| 5 | Hûd 39. Ayet (11:39:10) | مُق۪يمٌ | مقيم | mukîm(un) | kalıcı | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. | |||||
| 6 | İbrahim 40. Ayet (14:40:3) | مُق۪يمَ | مقيم | mukîme | kılanlardan | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” | |||||
| 7 | Hicr 76. Ayet (15:76:3) | مُق۪يمٍ | مقيم | mukîm(in) | durmaktadır | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. | |||||
| 8 | Hacc 35. Ayet (22:35:11) | وَالْمُق۪يمِي | والمقيمي | vel-mukîmî | ve kılarlar | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 9 | Zümer 40. Ayet (39:40:8) | مُق۪يمٌ | مقيم | mukîm(un) | sürekli | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” | |||||
| 10 | Şûrâ 45. Ayet (42:45:27) | مُق۪يمٍ | مقيم | mukîm(in) | sürekli | ق و م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zâlimler, sürekli bir azap içindedirler. | |||||