| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Kehf 48. Ayet (18:48:16) | مَوْعِدًا | موعدا | mev’idâ(n) | bir vade | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. | |||||
| 2 | Kehf 59. Ayet (18:59:8) | مَوْعِدًا۟ | موعدا | mev’idâ(n) | bir süre | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. | |||||
| 3 | Tâhâ 58. Ayet (20:58:7) | مَوْعِدًا | موعدا | mev’iden | buluşma zamanı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.” | |||||
| 4 | Tâhâ 97. Ayet (20:97:13) | مَوْعِدًا | موعدا | mev’iden | va'dedilenden (cezadan) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. | |||||