| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 17. Ayet (2:17:1) | مَثَلُهُمْ | مثلهم | meśeluhum | Onların durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. | |||||
| 2 | Bakara 171. Ayet (2:171:1) | وَمَثَلُ | ومثل | ve meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar. | |||||
| 3 | Bakara 214. Ayet (2:214:8) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. | |||||
| 4 | Bakara 261. Ayet (2:261:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 5 | Bakara 264. Ayet (2:264:20) | فَمَثَلُهُ | فمثله | femeśeluhu | öylesinin durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 6 | Bakara 265. Ayet (2:265:1) | وَمَثَلُ | ومثل | ve meśelu | durumu da | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 117. Ayet (3:117:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. | |||||
| 8 | En'am 122. Ayet (6:122:13) | مَثَلُهُ | مثله | meśeluhu | benzeri | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 9 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | فَمَثَلُهُ | فمثله | fe-meśeluhu | onun durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 10 | A'raf 176. Ayet (7:176:0) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. | |||||
| 11 | Yunus 24. Ayet (10:24:0) | مَثَلُ | مثل | meśelu | örneği | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. | |||||
| 12 | Hûd 24. Ayet (11:24:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? | |||||
| 13 | Ra'd 35. Ayet (13:35:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir. | |||||
| 14 | İbrahim 18. Ayet (14:18:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır. | |||||
| 15 | İbrahim 26. Ayet (14:26:1) | وَمَثَلُ | ومثل | ve meśelu | ve durumu da | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. | |||||
| 16 | Nahl 60. Ayet (16:60:5) | مَثَلُ | مثل | meśelu | sıfatlar | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 17 | Nahl 60. Ayet (16:60:8) | الْمَثَلُ | المثل | l-meśelu | sıfatlar | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 18 | Nûr 35. Ayet (24:35:5) | مَثَلُ | مثل | meśelu | benzer | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388] | |||||
| 19 | Ankebut 41. Ayet (29:41:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | misali | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! | |||||
| 20 | Rum 27. Ayet (30:27:11) | الْمَثَلُ | المثل | l-meśelu | durum | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.[424] Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 21 | Zuhruf 8. Ayet (43:8:6) | مَثَلُ | مثل | meśelu | örneği | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, onlardan daha çetinlerini de helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti! | |||||
| 22 | Muhammed 15. Ayet (47:15:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu (şudur) | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? | |||||
| 23 | Fetih 29. Ayet (48:29:26) | مَثَلُهُمْ | مثلهم | meśeluhum | onların vasıfları | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 24 | Fetih 29. Ayet (48:29:29) | وَمَثَلُهُمْ | ومثلهم | ve meśeluhum | ve vasıfları | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. | |||||
| 25 | Cum'a 5. Ayet (62:5:1) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 26 | Cum'a 5. Ayet (62:5:13) | مَثَلُ | مثل | meśelu | durumu | م ث ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||