| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 300 | Hûd 39. Ayet (11:39:3) | مَنْ | من | men | kime | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. | |||||
| 301 | Hûd 40. Ayet (11:40:16) | مَنْ | من | men | olanlar | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 302 | Hûd 40. Ayet (11:40:20) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274] | |||||
| 303 | Hûd 43. Ayet (11:43:16) | مَنْ | من | men | kimselerin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. | |||||
| 304 | Hûd 63. Ayet (11:63:14) | فَمَنْ | فمن | fe-men | kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.” | |||||
| 305 | Hûd 82. Ayet (11:82:12) | مَنْضُودٍۙ | منضود | mendûd(in) | birbirini izleyen | ن ض د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. | |||||
| 306 | Hûd 93. Ayet (11:93:10) | مَنْ | من | men | kime | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” | |||||
| 307 | Hûd 93. Ayet (11:93:14) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” | |||||
| 308 | Hûd 103. Ayet (11:103:5) | لِمَنْ | لمن | limen | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278] | |||||
| 309 | Hûd 109. Ayet (11:109:20) | مَنْقُوصٍ۟ | منقوص | menkûs(in) | eksik | ن ق ص |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. | |||||
| 310 | Hûd 112. Ayet (11:112:4) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. | |||||
| 311 | Hûd 119. Ayet (11:119:2) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280] | |||||
| 312 | Yusuf 25. Ayet (12:25:14) | مَنْ | من | men | kimsenin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.” | |||||
| 313 | Yusuf 56. Ayet (12:56:12) | مَنْ | من | men | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 314 | Yusuf 72. Ayet (12:72:5) | وَلِمَنْ | ولمن | ve limen | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. | |||||
| 315 | Yusuf 75. Ayet (12:75:3) | مَنْ | من | men | kimin | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. | |||||
| 316 | Yusuf 76. Ayet (12:76:27) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. | |||||
| 317 | Yusuf 79. Ayet (12:79:7) | مَنْ | من | men | kimseden | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. | |||||
| 318 | Yusuf 90. Ayet (12:90:15) | مَنْ | من | men | kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. | |||||
| 319 | Yusuf 110. Ayet (12:110:12) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez. | |||||
| 320 | Ra'd 10. Ayet (13:10:3) | مَنْ | من | men | kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 321 | Ra'd 10. Ayet (13:10:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 322 | Ra'd 10. Ayet (13:10:9) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimse | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. | |||||
| 323 | Ra'd 13. Ayet (13:13:11) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. | |||||
| 324 | Ra'd 15. Ayet (13:15:3) | مَنْ | من | men | olanların hepsi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. | |||||
| 325 | Ra'd 16. Ayet (13:16:2) | مَنْ | من | men | kimdir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.” | |||||
| 326 | Ra'd 19. Ayet (13:19:1) | اَفَمَنْ | افمن | efemen | olur mu? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 327 | Ra'd 19. Ayet (13:19:9) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimse gibi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. | |||||
| 328 | Ra'd 23. Ayet (13:23:4) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): | |||||
| 329 | Ra'd 26. Ayet (13:26:4) | لِمَنْ | لمن | li-men | kimse için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. | |||||
| 330 | Ra'd 27. Ayet (13:27:14) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” | |||||
| 331 | Ra'd 27. Ayet (13:27:18) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” | |||||
| 332 | Ra'd 33. Ayet (13:33:1) | اَفَمَنْ | افمن | efemen | kimse gibi midir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 333 | Ra'd 33. Ayet (13:33:33) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 334 | Ra'd 36. Ayet (13:36:10) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.” | |||||
| 335 | Ra'd 42. Ayet (13:42:16) | لِمَنْ | لمن | limen | kimin olacağını | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 336 | Ra'd 43. Ayet (13:43:12) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve bulunanların | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.” | |||||
| 337 | İbrahim 4. Ayet (14:4:12) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 338 | İbrahim 4. Ayet (14:4:15) | مَنْ | من | men | kimseyi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 339 | İbrahim 8. Ayet (14:8:6) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyık olandır.” | |||||
| 340 | İbrahim 11. Ayet (14:11:13) | مَنْ | من | men | kimseye | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 341 | İbrahim 14. Ayet (14:14:6) | لِمَنْ | لمن | limen | içindir | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.” | |||||
| 342 | İbrahim 36. Ayet (14:36:7) | فَمَنْ | فمن | femen | artık kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” | |||||
| 343 | İbrahim 36. Ayet (14:36:11) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” | |||||
| 344 | Hicr 20. Ayet (15:20:5) | وَمَنْ | ومن | ve men | ve canlılar için | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. | |||||
| 345 | Hicr 56. Ayet (15:56:2) | وَمَنْ | ومن | ve men | kim | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” | |||||
| 346 | Nahl 2. Ayet (16:2:7) | مَنْ | من | men | kimseler | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. | |||||
| 347 | Nahl 17. Ayet (16:17:1) | اَفَمَنْ | افمن | efemen | midir? | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? | |||||
| 348 | Nahl 17. Ayet (16:17:3) | كَمَنْ | كمن | kemen | kimse gibi | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? | |||||
| 349 | Nahl 36. Ayet (16:36:13) | مَنْ | من | men | kimine | مَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. | |||||