"مَنْ" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 800 sonuç bulundu.
300 - 350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
300 Hûd 39. Ayet (11:39:3) مَنْ من men kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
301 Hûd 40. Ayet (11:40:16) مَنْ من men olanlar  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
302 Hûd 40. Ayet (11:40:20) وَمَنْ ومن ve men ve  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.[274]
303 Hûd 43. Ayet (11:43:16) مَنْ من men kimselerin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
304 Hûd 63. Ayet (11:63:14) فَمَنْ فمن fe-men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
305 Hûd 82. Ayet (11:82:12) مَنْضُودٍۙ منضود mendûd(in) birbirini izleyen ن ض د
Diyanet İşleri (Yeni) 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
306 Hûd 93. Ayet (11:93:10) مَنْ من men kime  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
307 Hûd 93. Ayet (11:93:14) وَمَنْ ومن ve men ve kimin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
308 Hûd 103. Ayet (11:103:5) لِمَنْ لمن limen kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.[278]
309 Hûd 109. Ayet (11:109:20) مَنْقُوصٍ۟ منقوص menkûs(in) eksik ن ق ص
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.
310 Hûd 112. Ayet (11:112:4) وَمَنْ ومن ve men ve kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
311 Hûd 119. Ayet (11:119:2) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.[280]
312 Yusuf 25. Ayet (12:25:14) مَنْ من men kimsenin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
313 Yusuf 56. Ayet (12:56:12) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.
314 Yusuf 72. Ayet (12:72:5) وَلِمَنْ ولمن ve limen kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler.
315 Yusuf 75. Ayet (12:75:3) مَنْ من men kimin  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.
316 Yusuf 76. Ayet (12:76:27) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.
317 Yusuf 79. Ayet (12:79:7) مَنْ من men kimseden  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi.
318 Yusuf 90. Ayet (12:90:15) مَنْ من men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.
319 Yusuf 110. Ayet (12:110:12) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.
320 Ra'd 10. Ayet (13:10:3) مَنْ من men kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
321 Ra'd 10. Ayet (13:10:6) وَمَنْ ومن ve men ve kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
322 Ra'd 10. Ayet (13:10:9) وَمَنْ ومن ve men ve kimse  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
323 Ra'd 13. Ayet (13:13:11) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
324 Ra'd 15. Ayet (13:15:3) مَنْ من men olanların hepsi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.
325 Ra'd 16. Ayet (13:16:2) مَنْ من men kimdir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
326 Ra'd 19. Ayet (13:19:1) اَفَمَنْ افمن efemen olur mu?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
327 Ra'd 19. Ayet (13:19:9) كَمَنْ كمن kemen kimse gibi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
328 Ra'd 23. Ayet (13:23:4) وَمَنْ ومن ve men ve kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):
329 Ra'd 26. Ayet (13:26:4) لِمَنْ لمن li-men kimse için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
330 Ra'd 27. Ayet (13:27:14) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”
331 Ra'd 27. Ayet (13:27:18) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”
332 Ra'd 33. Ayet (13:33:1) اَفَمَنْ افمن efemen kimse gibi midir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
333 Ra'd 33. Ayet (13:33:33) وَمَنْ ومن ve men ve kimi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
334 Ra'd 36. Ayet (13:36:10) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”
335 Ra'd 42. Ayet (13:42:16) لِمَنْ لمن limen kimin olacağını  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.
336 Ra'd 43. Ayet (13:43:12) وَمَنْ ومن ve men ve bulunanların  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.”
337 İbrahim 4. Ayet (14:4:12) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
338 İbrahim 4. Ayet (14:4:15) مَنْ من men kimseyi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
339 İbrahim 8. Ayet (14:8:6) وَمَنْ ومن ve men ve kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyık olandır.”
340 İbrahim 11. Ayet (14:11:13) مَنْ من men kimseye  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
341 İbrahim 14. Ayet (14:14:6) لِمَنْ لمن limen içindir  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.”
342 İbrahim 36. Ayet (14:36:7) فَمَنْ فمن femen artık kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”
343 İbrahim 36. Ayet (14:36:11) وَمَنْ ومن ve men ve kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”
344 Hicr 20. Ayet (15:20:5) وَمَنْ ومن ve men ve canlılar için  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
345 Hicr 56. Ayet (15:56:2) وَمَنْ ومن ve men kim  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?”
346 Nahl 2. Ayet (16:2:7) مَنْ من men kimseler  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
347 Nahl 17. Ayet (16:17:1) اَفَمَنْ افمن efemen midir?  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
348 Nahl 17. Ayet (16:17:3) كَمَنْ كمن kemen kimse gibi  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
349 Nahl 36. Ayet (16:36:13) مَنْ من men kimine  مَنْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.