| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 111. Ayet (7:111:6) | الْمَدَٓائِنِ | المدائن | l-medâini | şehirlere | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.” | |||||
| 2 | A'raf 123. Ayet (7:123:14) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz!” | |||||
| 3 | Tevbe 101. Ayet (9:101:0) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîne(ti) | Medine | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. | |||||
| 4 | Tevbe 120. Ayet (9:120:0) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | Medine | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. | |||||
| 5 | Yusuf 30. Ayet (12:30:4) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. | |||||
| 6 | Hicr 67. Ayet (15:67:3) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehrin | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehir halkı sevinerek geldiler. | |||||
| 7 | Kehf 19. Ayet (18:19:26) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehre | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.” | |||||
| 8 | Kehf 82. Ayet (18:82:7) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” | |||||
| 9 | Şu'arâ 36. Ayet (26:36:6) | الْمَدَٓائِنِ | المدائن | l-medâini | kentlere | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder." | |||||
| 10 | Şu'arâ 53. Ayet (26:53:4) | الْمَدَٓائِنِ | المدائن | l-medâini | kentlere | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. | |||||
| 11 | Neml 48. Ayet (27:48:3) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. | |||||
| 12 | Kasas 15. Ayet (28:15:2) | الْمَد۪ينَةَ | المدينة | l-medînete | şehre | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413] | |||||
| 13 | Kasas 18. Ayet (28:18:3) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. | |||||
| 14 | Kasas 20. Ayet (28:20:5) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehrin | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. | |||||
| 15 | Ahzab 60. Ayet (33:60:11) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | şehirde | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. | |||||
| 16 | Yâsîn 20. Ayet (36:20:4) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | kentin | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.” | |||||
| 17 | Münafikun 8. Ayet (63:8:5) | الْمَد۪ينَةِ | المدينة | l-medîneti | Medine'ye | م د ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve mü’minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.[550] | |||||