"م س ك" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 27 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 229. Ayet (2:229:3) فَاِمْسَاكٌ فامساك fe-imsâkun ya tutmak (lazım)dır م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
2 Bakara 231. Ayet (2:231:6) فَاَمْسِكُوهُنَّ فامسكوهن fe-emsikûhunne ya onları tutun م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
3 Bakara 231. Ayet (2:231:12) تُمْسِكُوهُنَّ تمسكوهن tumsikûhunne onları (yanınızda) tutmayın م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
4 Bakara 256. Ayet (2:256:16) اسْتَمْسَكَ استمسك -stemseke yapışmıştır م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.[73]
5 Nisâ 15. Ayet (4:15:12) فَاَمْسِكُوهُنَّ فامسكوهن fe-emsikûhunne tutun (dışarı çıkarmayın) م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).[110]
6 Mâide 4. Ayet (5:4:20) اَمْسَكْنَ امسكن emsekne tuttukları م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
7 A'raf 170. Ayet (7:170:0) يُمَسِّكُونَ يمسكون yumessikûne sımsıkı sarılırlar م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz.
8 Nahl 59. Ayet (16:59:9) اَيُمْسِكُهُ ايمسكه e-yumsikuhu onu tutsun mu? م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
9 Nahl 79. Ayet (16:79:10) يُمْسِكُهُنَّ يمسكهن yumsikuhunne onları tutan م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
10 İsrâ 100. Ayet (17:100:9) لَاَمْسَكْتُمْ لامسكتم le-emsektum tutardınız م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.”
11 Hacc 65. Ayet (22:65:15) وَيُمْسِكُ ويمسك ve yumsiku ve tutuyor م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
12 Lokman 22. Ayet (31:22:9) اسْتَمْسَكَ استمسك -stemseke o yapışmıştır م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.
13 Ahzab 37. Ayet (33:37:9) اَمْسِكْ امسك emsik tut م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439]
14 Fâtır 2. Ayet (35:2:8) مُمْسِكَ ممسك mumsike tutan م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
15 Fâtır 2. Ayet (35:2:11) يُمْسِكْۙ يمسك yumsik (Allah) tutar م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
16 Fâtır 41. Ayet (35:41:3) يُمْسِكُ يمسك yumsiku tutmaktadır م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
17 Fâtır 41. Ayet (35:41:11) اَمْسَكَهُمَا امسكهما emsekehumâ onları tutamaz م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
18 Sâd 39. Ayet (38:39:5) اَمْسِكْ امسك emsik verme م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik.
19 Zümer 38. Ayet (39:38:29) مُمْسِكَاتُ ممسكات mumsikâtu durduracaklar م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
20 Zümer 42. Ayet (39:42:11) فَيُمْسِكُ فيمسك fe-yumsiku sonra yanında tutar م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
21 Zuhruf 21. Ayet (43:21:8) مُسْتَمْسِكُونَ مستمسكون mustemsikûn(e) sarılıyorlar م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?
22 Zuhruf 43. Ayet (43:43:1) فَاسْتَمْسِكْ فاستمسك fe-stemsik sen sımsıkı sarıl م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
23 Mümtehine 10. Ayet (60:10:40) تُمْسِكُوا تمسكوا tumsikû tutmayın م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539]
24 Talak 2. Ayet (65:2:4) فَاَمْسِكُوهُنَّ فامسكوهن fe-emsikûhunne onları (yanınızda) tutun م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.
25 Mülk 19. Ayet (67:19:9) يُمْسِكُهُنَّ يمسكهن yumsikuhunne onları (havada) tutmuyor م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.
26 Mülk 21. Ayet (67:21:6) اَمْسَكَ امسك emseke tutacak olursa م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
27 Mutaffifîn 26. Ayet (83:26:2) مِسْكٌۜ مسك misk(un) misktir م س ك
Diyanet İşleri (Yeni) Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.[575]