| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 20. Ayet (2:20:8) | مَشَوْا | مشوا | meşev | yürürler | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 2 | En'am 122. Ayet (6:122:8) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürüyebileceği | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 3 | A'raf 195. Ayet (7:195:0) | يَمْشُونَ | يمشون | yemşûne | yürüyecekleri | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” | |||||
| 4 | İsrâ 37. Ayet (17:37:2) | تَمْشِ | تمش | temşi | yürüme | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. | |||||
| 5 | İsrâ 95. Ayet (17:95:7) | يَمْشُونَ | يمشون | yemşûne | yürüyen | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” | |||||
| 6 | Tâhâ 40. Ayet (20:40:2) | تَمْش۪ٓي | تمشي | temşî | gidiyordu | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.[357] (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” | |||||
| 7 | Tâhâ 128. Ayet (20:128:9) | يَمْشُونَ | يمشون | yemşûne | dolaştıkları | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. | |||||
| 8 | Nûr 45. Ayet (24:45:9) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürür | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 9 | Nûr 45. Ayet (24:45:14) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürür | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 10 | Nûr 45. Ayet (24:45:19) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürür | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 11 | Furkan 7. Ayet (25:7:7) | وَيَمْش۪ي | ويمشي | veyemşî | ve geziyor | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” | |||||
| 12 | Furkan 20. Ayet (25:20:10) | وَيَمْشُونَ | ويمشون | ve yemşûne | ve gezerlerdi | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. | |||||
| 13 | Furkan 63. Ayet (25:63:4) | يَمْشُونَ | يمشون | yemşûne | yürürler | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler. | |||||
| 14 | Kasas 25. Ayet (28:25:3) | تَمْش۪ي | تمشي | temşî | yürüyerek | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ, onun (Şu’ayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb, “Korkma, o zalim kavimden kurtuldun” dedi. | |||||
| 15 | Lokman 18. Ayet (31:18:6) | تَمْشِ | تمش | temşi | yürüme | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” | |||||
| 16 | Lokman 19. Ayet (31:19:3) | مَشْيِكَ | مشيك | meşyike | yürüyüşünde | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” | |||||
| 17 | Secde 26. Ayet (32:26:10) | يَمْشُونَ | يمشون | yemşûne | dolaştıkları | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı? | |||||
| 18 | Sâd 6. Ayet (38:6:5) | امْشُوا | امشوا | -mşû | yürüyün | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar. | |||||
| 19 | Hadîd 28. Ayet (57:28:16) | تَمْشُونَ | تمشون | temşûne | yürüyeceğiniz | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 20 | Mülk 15. Ayet (67:15:7) | فَامْشُوا | فامشوا | femşû | haydi yürüyün | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır. | |||||
| 21 | Mülk 22. Ayet (67:22:2) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürüyen | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||
| 22 | Mülk 22. Ayet (67:22:8) | يَمْش۪ي | يمشي | yemşî | yürüyen | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? | |||||
| 23 | Kalem 11. Ayet (68:11:2) | مَشَّٓاءٍ | مشاء | meşşâin | götürüp getiren | م ش ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. | |||||